DAYILAR VE DAYILANMALAR

26-04-2022 01:49

Dayılar ve dayatmalar

 

Türkçede akrabalık ilişkilerinin deyimlere ilginç yansımaları vardır.

Tanımadığınız kadın “teyze” dir, “abla”dır.

Tanımadığınız erkek “amca”dır, “emmidir”.

“Abi” en yaygın kullanım alanı olan ifadedir.

Ama “dayı” konusu bambaşka.

“Dayınız” yoksa iş kapmanız ya da iş yapmanız zordur.

“Köprüden geçene kadar” ayıya “dayı” demek gereklidir.

Bakınız, iki deyimde de “dayı” kavramı esaslıdır!

Amcaya fazla bir güveni yok milletimizin…

Dayı, anne tarafından akrabalık ilişkisine işaret ediyor.

Teyze, hala gibi kadın akrabalar zaten gündem dışı, etkisiz elemandır.

Dayılanmak da böylesine bir “arkalanmayı” ifade eder.

Yeğen olarak milletimiz aslında sorunsuzdur.

“Tay tay” yürür gideriz işte.

Ancak dayıyla dayılanma fasılları başlar.

Yalnız kavgaya girdiğinde canı acır; “anam!” diye feryat eder.

O bakımdan, dayı bir anlamda anneye vekâlet etmekte, dayanışma sağlamaktadır.

(Freud’un “Ödipal kompleks” teorisiyle alakası yok tabi bunların.)

Dayatmaya gelince…

“Dayatma” meselesi kişilerin ya da grupların güç algılamalarıyla ilgili bir olgu. Yani taraf kendisini güçlü ya da çoğunlukta hissediyorsa, ona göre dayatma ya da dayatılma rollerine giriyor “milletimiz”.

Sorun bireysel olarak kişilerin iç bütünlüğü, kapasitesi ve hayata dair adalet, liyakat ve itikat algılamalarıyla ilgili bir sorundur. Türkiye’de laikçilerden çok İslam’ı gitmiş –cılığı kısmıyla gündem oluşturan kesimler, bugün Avrupa Birliği meselesine daha çok taraftır. Farklı kesimler iktidar savaşlarını içerde hallemediği, hep karşı tarafın piyonlarıyla oyun kazanmaya uğraştığı için, güreşi minderin dışına taşırma işinin adıdır bu.  Dayılanmadır.

Kemalistler, eskiden Atatürk’ün  “Batılılaşma” prensipleri doğrultusunda bu oluşum içinde olmayı isterlerdi. Gerçi, “Batı” hatta Avrupa çoğu insan için, entellektüel-sanatçı kesiminde Paris, hatta Paris’in belli semtlerinden ibaretti. İşçi kesimi için ise, ekseri Almanya oldu ve o Almanya’da kendi bulunduğu semtten ve semtteki insanlardan öteye geçmedi.  Rahmetli Necip Fazıl ve Cemil Meriç’te bile bu eğilimleri görmek mümkündür.  Bir nebze bunu kıran Ahmet Hamdi Tanpınar oldu. Bu nedenle, Batı ve Batılıya karşı negative ve pozitif komplekslerden arınmış bir entelektüel birikimimiz çok azdır.

Yaklaşık iki asırdır Batı dediğimiz hala tanımlamakta sıkıntılar olan heyülaya karşı sadece ya cevap yetiştimek ya da nefretle karışık kıskanma hisleriyle Batı’yı tarafsız demiyorum, ama izanla çalışan kaç insan var Türkiye’de? Batı hala televizyondan ve gazetedeki müzmin Batıcı ya da Müzmin Batı düşmanı olanların ekran ve kalemlerinden akan ve İsrail-Filistin şuuraltıyla oluşan blok fikirlerden oluşuyor. 

Öte yandan, ekonomik pastadan yeterince istifade edemeyen kesimlerde, ya katı bir Marksistlik, ya bilinçsiz, tepkisel bir mensubiyet eğilimi ile İslamcılık gelişti. İslamcılık ve Sosyalist fikirler “sömürü” karşıtı olarak geliştiler. “Ötekilerle” “biz” arasındaki haldeki ekonomik gelişmişlik farkına işaret ediyordu.

Daha önceleri Batı’yı “Batıl” olarak, küfrün ve melanetin yatağı olarak görenler, iç siyasetteki kavgalarına destek bulabilmek için AB jokerini kullanmaya yöneldiler. Ki bu da dayatmanın bir başka türüdür. Sosyalistler Rusya, İslamcılar İran'la dayılandılar.

Milliyetçilik ise, “geçmişte neydik, şimdi neyiz?” sorusuyla belirginleşti. Yani durumu kendi içinde, mazi ve halde kendisiyle kıyasladı. Bu eğilimin hem Türkiye içinde hem de Türklerin olduğu dış ülkelerde yansımaları aşağı yukarı aynı minval üzere gelişti. Dayısız kaldı.

Liberallerin dayısı hiç eksik olmadı…

Liberalizm ya da onun Türkiye görünümü en çok AB ile dayılandı. Türkiye’de Avrupa Birliği yasalarının ne getirip ne götüreceğini bilmek için uzmanlık hatırına bile olsa baştan sonra okumuş bir tek insan olduğunu sanmıyorum. Yıllar önce baktığımda 100.000 bin sayfaydı AB yasaları. Sonrasında ilgilenmedim zaten.  İşin ilginç tarafı, sonradan Birliğe Türkiye gibi katılan ya da katılmak isteyen ülke halkları haricinde, Birlik halklarının referandumlarıyla olan bir süreç de değil AB. Biraz müstakbel, muhtemel belaları, savaşları bertaraf etmek, aradaki iktisadi bağlarla burjuva ve siyasi elitin elini güçlendirmek, biraz ABD’ye karşı BAD olmak, soğuk savaş döneminde Rusya’ya karşı bir nispi güvence hissi AB’yi oluşturdu.

“AB medeniyet projesi mi?” Gülerim buna!

Şu an iktidardaki AKP hükümeti AB’den ne anlıyor acaba? Normalde Batı’dan ne anladıkları belirsiz ise de, bir tür İslami ve neyi muhafaza ettikleri muğlâk bir muhafazakârlıkları sözkonusu. Başbakanın bir ara öğrencilere nasihat olarak söylediği sözlerden, Batı ile ilgili idrakimizin ne olduğu oraya çıkıyor.  Mehmet Akif’ten bir adım ileri gitmediği gibi, geride olduğu bile söylenebilir. Buna rağmen sanıyorum, birilerinin el ovuşturarak “aferin işte böyle ol!” dercesine izledikleri süreçte, hep Batı ve hassaten Avrupa Birliği oldu.  

Aslında Kemalist söylemle AKP’nin birleştiği nokta oldu Batıcılık.

AB Türkiye’ye havucu gösterip tavşanın tüylerini soymak ve hatta mümkünse bacaklarını almak için uğraşıyor, tavşan da “benim ayaklarım zaten koordineli çalışmıyor şu havucu kapsam” edasında davranıyor. Tabi Babacan ve sonraki AB’den sorumlu ekip çok önemli işler beceriyorlardır.  O kadar ki AB ile ilişkilerde yeni bir durum ya da kendilerine yeni malum olan durumlar olunca, bir “erkeklik” psikozuyla restleşmeler sahneliyorlar.  Sonra kafalarındaki dengeler neticesinde gene AB’nin dedikleri oluyor.  Olacak da bu gidişle. 

Gariptir ki, o dengeyi de AB siyasetçileri iyi bilip kullanıyorlar.  Bunun diğer bir tezahürü de düşmanının düşmanıyla dostluk kurmak meselesidir. Başbakan Çiller ve nicelerinin de yaptığı gibi, kendilerine siyasi ve ekonomik ikbal teminidir.  AB mahkemeleri ve yasalarını göstererek, Türkiyedeki “zinde” güçleri terbiye edeceksiniz, çünkü başka çıkar yol göremiyorlar. Yani zinde güç AB olacak!

İrlandalı filmini izlemediniz mi hiç?

AB deyince, daha demokratik olacak ülke, daha zengin olacak, “eeh kokoreç belki yasak olacak ama olsun!” Milletin genel algılaması bu. Öte yandan zinde güçleri etkisizleştirince, birden farkına varacaksınız ki AB türban istemiyor üniversite öncesi aşamalarda. Sonra Amerika’ya nazar ediyorsunuz, alt eğitim aşamalarında da türban olabiliyor. Sonra mesleğini de türbanlı icra etmede, en azından 9/11 öncesinde sorun yok.  O halde, acaba model öyle mi olsa diye akla geliyor. Yine gözden kaçan durum, bu tür durumların refleksif sevme ve nefretle insiyaki hislerle holistik olarak görülmemesi.  Yani…

Kendileri için bir şeyler isteyenler, AB süreci vs. olumlu sonuçlanınca,  ateistine, eşcinseline, dini ya da dinsizliğini bildiği gibi yaşamak isteyenler için aynı şekilde demokrasi filan taraftarı olacak mı?

Türk toplumunun umumi “ümmi” sevecenliğine, birey olarak yargılayıcı olmayan muhakemesine, hala naif hayat anlayışına ve akl-I selimine hala inanıyorum ve meftunum. Lakin sorun güya okul ve okul dışı eğitimle gelmesi gereken, “tek yolcu” olmayan holistik bakabilen bir üst şuur geliştirmek yerine, husumet üretmeyi, husumetten beslenme ve beslenmeyi şiar edinen bir kafa yapısına bürünüyor.

Bu kafa yapısı her kesimde var. 

Okul ve okuldaki şartlandırmalar ve okuldaki şartlandırma türüne karşı olarak oluşturulan şartlandırma ve mankurtlaştırmalar, dayatmalar her kesimde var. Sadece güç dengelerine göre, daha yüksek ya da alçak perdeden ya da karnından konuşmak şeklinde tezahür ediyor.  Bu kafada duygudaşlık hissi yok, vicdani ve akli açılardan otistik, entellektüel olarak kilitlendiği gerçekler mutlakiyetçi. Kendinden başkasına da hayat hakkı tanımıyor. 

Toplumun büyük kesimi aslında bu sahte bilincin kurbanı, onların kavgalarını seyrediyor, bazen alet de oluyor. Bazen akl-ı selimi ve “öğrenilmişlik çaresizlik” bilinciyle hareket ediyor, sonra oy vererek, ama oyunun arkasında durmayarak yola devam ediyor.

Türk toplumu ancak dayısı gidince annesindeki merhameti hatırlar.

Diğer bir konu da her kesimde yaygın olan, “ötekini” kendi algılaması ve ona çizdikleri kendi inançları hududları ve bazen taktiksel hoşgörüleri doğrultusunda tanımlama ve sabitleme. Yani ancak kendine yaklaştığı kadarıyla, onlara hayat hakkı tanıma. Mesela, Sünniler “Hazreti Ali’yi Alevilerden” daha fazla severler.  Mesela, ben bir “Kürtten daha fazla Kürdüm” gibi.  Bütün bu tanımlamalarda, “eğer Alevilik…. ise” eğer “Kürtlük …ise” “eğer İslam…ise” ya da “laiklik… ise” ya da Atatürkçülük.. ise” yatar. 

Nitekim…

Bu kesimler kendi “kutsal” metinlerinin yara aldığı, işlemediği, ya da zamanın uygun olmadığını düşündüğü dönemlerde, ya tevil (tefsir değil) ya takiyye ve/ya açık riyakârlık ve ceberrutlukla ve ceberrutluklarını çikolata kaplı haşhaşlar şeklinde sunabilir. Ötekini tanımlarken, onları aslında nasıl olmaları gerektiğine dair kendi bilinçleri doğrultusunda yönlendirmek ister. Akademisyenlerden, köşe yazarlarına, muhabirlerden, siyaset erbabına, dinlisinden, dinsizine, laik olanlarına kadar yaygın olan bir durum bu. 

Sonuçta, farklı kesimler ötekinde gördüğü “kendi”nden korkmaya başlıyor sanırım. Laikçilerin vaktiyle güvencede hissettiği zeminin altlarından kaydığını hissetmesi korkusuyla, ne tarihsel olarak ne de geleneksel olarak doğru olmayan laflarla, tarihi teville yeniden şekillendirme çabası da bundan ibaret.  Tayyip Erdoğan’ı kitabında Hz. Musa’ya benzeten bir yalakanın tavrı da Kemalettin Kamu’nun Mustafa Kemal’e yaklaşımından farklı değil.

Belki de sistem kimseye çaktırmadan kendini her alt sisteme klonladı.

Baksanıza hâlâ dayılar köprünün üstünde bekleşiyor!

DİĞER YAZILARI MUHSİN BAŞKAN 01-01-1970 03:00 Mum Titrer Hanemizde 01-01-1970 03:00 Ülkücülük 01-01-1970 03:00 CHP'yi Ne Zaman Sevdim 01-01-1970 03:00 İSLAMCILIKLA MÜSLÜMANI, TÜRKÇÜLÜKLE TÜRKÜ YABANCILAMAK 01-01-1970 03:00 SOSYAL MEDYANIN SOS'LARI 01-01-1970 03:00 PARALEL YAPI 01-01-1970 03:00 Bosna'daki Türk Üniversitesi: IUS 01-01-1970 03:00 DER SPİEGEL "BOYUN EĞME" DİYOR 01-01-1970 03:00 DEVRİM Mİ DEDİNİZ? 01-01-1970 03:00 BİRLİK VE BERABERLİK NEDİR? 01-01-1970 03:00 DİL TARİH VE İDEOLOJİ 01-01-1970 03:00 AYNAYI ARAMAK... 01-01-1970 03:00 MAKULLER AKİLLERE KARŞI 01-01-1970 03:00 VEDA HUTBESİNİ OKURKEN 01-01-1970 03:00 HİNLİK VE HAİNLİK ÖTESİNDE TARİHE BAKMAK 01-01-1970 03:00 ALPEREN OLMAK 01-01-1970 03:00 BİR HİLAL BİR İHTİLALDİR 01-01-1970 03:00 DELİLİĞE ÖVGÜ 01-01-1970 03:00 AŞK'A DAİR YAKLAŞIMLAR 01-01-1970 03:00 BİLİM, İDEOLOJİ VE DARVİNİZME DAİR 01-01-1970 03:00 YALAN DÜNYADA GERÇEK TARİH OLUR MU? 01-01-1970 03:00 DELİ DUMRUL'UN KÖPRÜSÜ 01-01-1970 03:00 ORTAYA KARIŞIK HALLERİMİZ 01-01-1970 03:00 EFKAR VE HERZELER 01-01-1970 03:00 YUSUF, ŞEHİR VE TABUYA DAİR 01-01-1970 03:00 EĞİTİME NEDEN HAYIR? 01-01-1970 03:00 EFKAR VE HERZELER 01-01-1970 03:00 "ADAMLARIN" PLANI HER ZAMAN TUTAR MI? 01-01-1970 03:00 İNGİLİZ'CE KONUŞMAK... 01-01-1970 03:00 BEN ÖLÜNCE KİM KALIR? 01-01-1970 03:00 BİLMENİN MALİYETİ NEDİR? 01-01-1970 03:00 BU ÜLKEYİ ANLAMAK... 01-01-1970 03:00 NİYET TAVŞANLARI VE TARİH 01-01-1970 03:00 ŞERİF MARDİN VE CUMHURİYETİN GETTOLARI 01-01-1970 03:00 FERMAN VE FETVA 01-01-1970 03:00 BAYRAMLARDAN BAYRAM BEĞENMEK 01-01-1970 03:00 AŞKIN BAR/KODU 01-01-1970 03:00 MEVSİM SONU İNDİRİMLİ LİBERALCİLİK 01-01-1970 03:00 YOL DA İÇİMİZDE SEYYAH DA! 01-01-1970 03:00 OSMANLI NE ZAMAN ÖLDÜ? 01-01-1970 03:00 SÜRGÜN 01-01-1970 03:00 KAYIP MEDENİYETİ ARARKEN... 01-01-1970 03:00 KÜRDİSTANA DAHA NASIL YARDIMCI OLABİLİRİZ? 01-01-1970 03:00 İKİNCİ YEŞİL KUŞAK PROJESİ 01-01-1970 03:00 MHP NEREYE GİDİYOR? 01-01-1970 03:00 NASIL BİR GENÇLİK? 01-01-1970 03:00 KİM KORKAR EBU ZER'DEN? 01-01-1970 03:00 MEHDİ NE ZAMAN GELECEK? 01-01-1970 03:00 "GÜZEL VE YALNIZ ÜLKE"YE 01-01-1970 03:00 Milliyetçilik ve Kürtler 01-01-1970 03:00 İLETİŞİM VE PROPAGANDA 01-01-1970 03:00 BATILILAŞMAK 01-01-1970 03:00 TWITTER'DA KENDİMİZİ OKUMAK 01-01-1970 03:00 "DANIMARKA ÜLKESİNDE KOKUŞAN ŞEYLER" 01-01-1970 03:00 BİSİKLETİN İSLAMİ OLANI 01-01-1970 03:00 FİRAVUN VE HİÇ'LİK 01-01-1970 03:00 KAMUSAL ALAN DÖNÜŞTÜ MÜ? 01-01-1970 03:00 KADIN, ŞEYTAN VE ÖLÜM 01-01-1970 03:00 ÇEVRİM İÇİ AHLAK 01-01-1970 03:00 ÖLÜM VE YAŞAMA KORKUSU 01-01-1970 03:00 KISKANÇLIĞIN KISKAÇLARI 01-01-1970 03:00 11 Eylül ve ABD 01-01-1970 03:00 YA 12 EYLÜL SONRASI? 01-01-1970 03:00 Korku ve alkışlar arasında Ortadoğu 01-01-1970 03:00 AYDIN, MÜNEVVER VE ENTELEKTÜEL 01-01-1970 03:00 ORTADOĞU'DA OLANLARI ANLAMAK 01-01-1970 03:00 KAVGA NEREDE? 01-01-1970 03:00 KAVGA NEREDE? 01-01-1970 03:00 ORTADOĞU'NUN YENİDEN TASARIMI 01-01-1970 03:00 SUSMAK, PUSMAK VE BİRLİK 01-01-1970 03:00 DİL VE TARİH KAVGAMIZ 01-01-1970 03:00 HOLİGARŞİ 01-01-1970 03:00 Said Nursi ve Cemaat algısı 01-01-1970 03:00 Size “İslamî alt-çevre” diyebilir miyim, “abi”? 01-01-1970 03:00 MUHAFAZAKÂRLIK NEDİR? 01-01-1970 03:00 TÜRK LİBERALİZMİ 01-01-1970 03:00 AŞK MI MAŞUK OLAN? 01-01-1970 03:00 DİN'ERCİLİK 01-01-1970 03:00 SİVİL İTAATSİZLİK NEDİR? 01-01-1970 03:00 NEDEN KÜRT ÇALIŞMALARI ENSTİTÜSÜ? 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM İDEOLOJİSİ VE LİBERAL PROPAGANDA 01-01-1970 03:00 12 EYLÜL SONRASI UZLAŞMA 01-01-1970 03:00 LİBERAL STATÜKOCULUK 01-01-1970 03:00 UYKUYU ÖLDÜRMEK 01-01-1970 03:00 "EKSİK ETEK" 01-01-1970 03:00 BABİL, DİL VE PROPAGANDA 01-01-1970 03:00 DENKTAŞ'IN ÖLÜMÜ 01-01-1970 03:00 AİKİDO VE "KÜRDİSTAN" 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM 01-01-1970 03:00 TÜRKÇE VE İDEOLOJİ 01-01-1970 03:00 "KASIMPAŞALI" BAŞBAKAN 01-01-1970 03:00 "İBRAHİMİ DİNLER" 01-01-1970 03:00 BİLİMLE DİNİ UYUŞTURMAK 01-01-1970 03:00 KOLTUĞA OTURAN VE KOLTUĞUN OTURDUĞU İNSAN 01-01-1970 03:00 TEMCİT PİLAVI VE YENİ OSMANLI 01-01-1970 03:00 RODRİGEZ NEDEN LİBERAL OLAMAZ? 01-01-1970 03:00 BEN'SİZLİĞE ŞİİR 01-01-1970 03:00 TOPKAPI'DAN DOLMABAHÇE'YE DÜŞERKEN 01-01-1970 03:00 ERBAKAN'I ÖZLERKEN 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMAN VE İSLAMCI 01-01-1970 03:00 İSLAM VE FEMİNİZM 01-01-1970 03:00 KAÇIRILAN GÜNDEM 01-01-1970 03:00 BIDEN NOTLARI 01-01-1970 03:00 DEMOKRASİDE KİM KİM ÖPÜYOR 01-01-1970 03:00 ARAF'TA 01-01-1970 03:00 TARİHLERDEN TARİH BEĞENMEK 01-01-1970 03:00 İKİNCİ YEŞİL KUŞAK PROJESİ 01-01-1970 03:00 ARAFTAKİNİ ÖZLEMEK 01-01-1970 03:00 Hayatta Sürgün Olmak 01-01-1970 03:00 AKADEMİSYENLİK 01-01-1970 03:00 KÜRESEL KARADUL TEFRİKALARI 01-01-1970 03:00 GÜNCELLENEN MESİHİ BEKLERKEN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 KOLTUK, TURNUSOL VE KİMLİK 01-01-1970 03:00 BOSNA'DA BİR TÜRK ÜNİVERSİTESİ 01-01-1970 03:00 KOVBOY MEHTERANLA JAZZ ÇALARKEN 01-01-1970 03:00 Amerika ve Anti-Amerikan Kimlikler 01-01-1970 03:00 AMERİKAN KİMLİĞİ VE ŞEYTANLARI 01-01-1970 03:00 DÖNÜLMEZ AKŞAMIN UFKUNDAYIZ 01-01-1970 03:00 KUTLU VEDA 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİMİN TÜRKÇESİ VE UYANIŞ 01-01-1970 03:00 TANRI, İNSAN VE TAKVİM 01-01-1970 03:00 ÖDLEK ÖCÜNÜ ALDI MI? 01-01-1970 03:00 Millet Olabildik mi? 01-01-1970 03:00 Zaman, medeniyet ve din 01-01-1970 03:00 Zaman, medeniyet ve din 01-01-1970 03:00 Mehdi’yi beklerken 01-01-1970 03:00 ORTADOĞU VE YENİ İNSAN 01-01-1970 03:00 Kediler, Fareler ve Vatan 01-01-1970 03:00 Kürşat olma vaktidir 01-01-1970 03:00 Gülün Adı, Kadın ve Takva 01-01-1970 03:00 İslamo-Amerikancılık 01-01-1970 03:00 EBCET, CİFR VE TARİH 01-01-1970 03:00 SÜBJEKTİF OLMANIN FAZİLETİ 01-01-1970 03:00 DİPLOMASİMİZ NEREYE? 01-01-1970 03:00 İSTİKLAL MARŞI YENİDEN YAZILABİLİR Mİ? 01-01-1970 03:00 KOKUŞAN BİR ŞEYLER VAR! 01-01-1970 03:00 KÜRESEL KARADULUN AĞLARINDA 01-01-1970 03:00 "Yeni Osmanlı"nın Yeni Haçlılara Yardım Tezkeresi 01-01-1970 03:00 KATLİAMERİKA 01-01-1970 03:00 MAHALLE, BASKILAŞIM VE FİKİR NAMUSU 01-01-1970 03:00 YARASANIN ÇIĞLIĞI VE DİPLOMASİ 01-01-1970 03:00 Ay lav yu, Cani! 01-01-1970 03:00 AŞKIN HALLERİ 01-01-1970 03:00 DOKUZ HECELİLER 01-01-1970 03:00 FİRAVUN... 01-01-1970 03:00 Kadın'ım... 01-01-1970 03:00 28 Şubat ve Erbakan 01-01-1970 03:00 KADDAFİ'DEN KESESİ 01-01-1970 03:00 Ve Yine Karşınızda Renan, Sykes ve Picot 01-01-1970 03:00 Democoupracy mübarek olsun! 01-01-1970 03:00 FULL'er Yapalım mı, Abi? 01-01-1970 03:00 Ortadoğu'da Sezaryen 01-01-1970 03:00 Mısır'da Karaoke Devrimi 01-01-1970 03:00 Mısır'ı Okurken 01-01-1970 03:00 Obama ve ikinci yeşil kuşak projesi (I) 01-01-1970 03:00 Bir Ortadoğu Masalı 01-01-1970 03:00 Mutlu Oligarşiden Kutlu Oligarşiye 01-01-1970 03:00 Ey zahit, şaraba eyle ihtiram! 01-01-1970 03:00 Bilinç ve Sürgün 01-01-1970 03:00 İbrahim, devir içimdeki putları! 01-01-1970 03:00 İdeolojik dil ve Teolojik Tarih 01-01-1970 03:00 Pardon, Size Demokrasi Diyebilir miyim? 01-01-1970 03:00 Paralel Evren, Küresel İslamcılık 01-01-1970 03:00 Erkekler ne zaman "adam" olur? 01-01-1970 03:00 "Millî" Küreselleşme? 01-01-1970 03:00 AK'Kışşş 01-01-1970 03:00 Kimliklerin Kurdu 01-01-1970 03:00 “Hiç” i öğrenmek 01-01-1970 03:00 GELENEK VE MANKURT 01-01-1970 03:00 Küresel tapınak, yerel rahipler ve Hipnoz 01-01-1970 03:00 Çift-düşün, yeni-konuş! 01-01-1970 03:00 Batı'yı ararken... 01-01-1970 03:00 Aforoz’malar… 01-01-1970 03:00 Halife Ömer Hayek’i ne zaman okumuştu? 01-01-1970 03:00 AĞLAMAKTAN ÇAĞLAMAYA DOĞRU 01-01-1970 03:00 KÜRT'AJ 01-01-1970 03:00 Shalom, Kürdistan! 01-01-1970 03:00 İstiklal marşını yeniden yazmak 01-01-1970 03:00 İslam, Millet, Hilafet ve Siyaset 01-01-1970 03:00 Amerika düşmansız olabilir mi? 01-01-1970 03:00 Mustafa Reşit Paşa'ya Mektup 01-01-1970 03:00 Keşif... 01-01-1970 03:00 Babil’in dil’beri 01-01-1970 03:00 Medeniyetlerin neyi çatışıyordu? 01-01-1970 03:00 Tarihi hangi hikâyeci yazar? 01-01-1970 03:00 Zihin Kontrolü ve Kült 01-01-1970 03:00 YUMURTANIN AK'I, SARISI 01-01-1970 03:00 Ebu Zer’in günlüğü 01-01-1970 03:00 Her şey zıddı ile mi kaim? 01-01-1970 03:00 Melamilik “marka” mıdır? 01-01-1970 03:00 Melâmilik 01-01-1970 03:00 Bir ayrılık, bir yalnızlık, bir ölüm 01-01-1970 03:00 AŞKA DAİR NE VARSA 01-01-1970 03:00 Medya medyumluğu ve wikisızmalar 01-01-1970 03:00 Türkiye, İran ve Dünya Barışı 01-01-1970 03:00 Muhafazakârlık “marka”sı? 01-01-1970 03:00 Füze ümütz! “Van münütz!” 01-01-1970 03:00 Çin'in hafızası ve küresel sistem 01-01-1970 03:00 Kutlu veda 01-01-1970 03:00 Öznellik Öz’neliktir! 01-01-1970 03:00 Hz. İnsan, Hz. Peygamber ve emanet 01-01-1970 03:00 Said Nursi ve tesettür 01-01-1970 03:00 İmam, Örtünme ve Nur Suresi 01-01-1970 03:00 Din duble “yol” mu demekti? 01-01-1970 03:00 Gelenek, mankurt ve reform 01-01-1970 03:00 Aylardan şubat günlerden cuma 01-01-1970 03:00 Alaturkalıktan Kolaturkalığa gelenek 01-01-1970 03:00 Gelenek mürtedi ve kimlik 01-01-1970 03:00 Namus, Kanun ve Fazilete Dair 01-01-1970 03:00 İman "terakkiye" destek midir? 01-01-1970 03:00 Yılmayacağız... 01-01-1970 03:00 ÜÇ TARZ-I MAHALLE VE HAL 01-01-1970 03:00 Hoş geldin, Şeytan! 01-01-1970 03:00 OSMANLI VE NEO-OSMANLI 01-01-1970 03:00 Türkiye’de muhafazakârlık ve Dr. Faustus 01-01-1970 03:00 Tesettür neyi örtüyor? 01-01-1970 03:00 Milat oluşturmak 01-01-1970 03:00 Yahudilik bir din mi yoksa ırk mıdır? 01-01-1970 03:00 Tarih satrancını asıl kim oynuyor? 01-01-1970 03:00 Mahalle ve getto 01-01-1970 03:00 Tanrı, totem ve muta nikahı 01-01-1970 03:00 Orta Doğu’mların ebesi 01-01-1970 03:00 ŞOFÖR MAHALLİ BASKISI 01-01-1970 03:00 KÜRESEL İSLAMCILIK 01-01-1970 03:00 RENAN'I VE KENDİMİZİ AŞMAK 01-01-1970 03:00 Medine Vesikası 01-01-1970 03:00 Türk solculuğu ve İslamcılığı 01-01-1970 03:00 Batı’k düşüncelerin Doğu’şu 01-01-1970 03:00 BATI'NIN DEĞERLERİ EVRENSEL MİDİR? 01-01-1970 03:00 NEO-MUHAFAZAKÂRLIK VE YİN-YANG 01-01-1970 03:00 Karadul 01-01-1970 03:00 KEDİLER VE FARELER 01-01-1970 03:00 “Erkekliğin” yasası, “kadınlığın” tasası 01-01-1970 03:00 ON ADIMDA LİBERAL OLMA TÜYOLARI 01-01-1970 03:00 Neden Federasyon? 01-01-1970 03:00 Kaburga kemiklerimdeki sızı? 01-01-1970 03:00 Ortadoğu ve Darbeler 01-01-1970 03:00 "Küreselleşme "millet"e neden karşıdır? 01-01-1970 03:00 TURNUSOL 01-01-1970 03:00 Ya 12 Eylül sonrası? (II) 01-01-1970 03:00 Ya 12 Eylül sonrası? 01-01-1970 03:00 12 Eylül darbesine nasıl gelmiştik? (II) 01-01-1970 03:00 12 Eylül darbesine nasıl gelmiştik? (I) 01-01-1970 03:00 Kim ne der? 01-01-1970 03:00 Ne zaman ki… 01-01-1970 03:00