Zaman, medeniyet ve din

Metin BOSNAK

26-04-2022 01:49

İnsan sanıldığının aksine üç zaman diliminde birden yaşar. Hatıraları ve hafızasında onların oluşturduğu birikim ve tecrübeleri ile mazidedir. Asli ihtiyaçlarını karşılamak, iş, güç ve eğitim ile ilgili işleri yürütmek için haldedir. Planları ve hayalleri ile de istikbalde. Zaman Allah’ı değil, sadece insan ve diğer mahlûkatı bağlar. Zaman insan için fayda ve öğretmek amaçlı bir kronolojiye sahip olup, ekvator kuşağı--aslında olmayan dilimleri insanın anlayacağı veya kendince anlamlandıracağı terkiplerin--saliseden yıla kadar uzanan terkiplerini ifade eder. Allah’ın nezdinde ise zaman mutlak bir hal hükmündedir: O’nun için dün, bugün, yarın yoktur. Kuran’daki zamansal ifadeler insanların algılarına göre tanzim edilmiştir. Arapçada mazi siygasının istikbali veya temennileri ifade ederken kullanılması dilbilimsel bir icazın yansımasıdır. Tarih de kişisel anlamda yaşananların, toplumlar ve medeniyetler mesabesinde birikimlerin periyodik olarak ifadesidir. Tarih milli hafıza ve hatıra külliyatının adıdır. Hafıza bireysel insan ve toplumlar için önemlidir çünkü tarih içinde geçen zaman birikimi, birikimin kayda alınmasını sağlarken, kayda alınarak yeni sentezlere açık olmayı, onları hayat tarzı olarak teorik ve pratik olarak hayata geçirmeyi mümkün kılar. Aynı şekilde tarih, hal ile istikbalin endişesini yaşarken, mazi ile hesaplaşma ya da maziyi hal ve istikbali yargılamada bir ölçüt oluşturur. Bireysel hafızanın—mesela vuruk etkisiyle--boşalması ile bir milletin tarihinden bigâne olması aynı şeyin farklı ölçeklerini ifade eder. Tarihin ihtişamı ile halin müptezelliği arasındaki devinim toplumlara farklı yansır. Mesela Türk-İslam toplumlarında mazi, hali hizaya sokmak için bir kıstas olarak işlev görürken; Amerikan toplumunda hali esas alan, ama geçmiş tarihleri yazarak yeniden şekillendiren bir tarzda gelişmiştir. Amerika önce Amerikan yerlilerini sonra da İngiliz etkilerini “ortadan kaldırmak” suretiyle, “Amerikan Toplumu”nu oluşturdu. Kimliğinin her uzantısı antitez olarak çıktı. Türk toplumu ise, Cumhuriyet döneminde Osmanlı kimliğinin hem devamı hem ona antitezleriyle oluştu. İşte bu nedenle, tarih madden ve manen bütün külliyatı ile haldeki kompleksleri hem yaratan hem de onları aşmak için bir moral enerji işlevi görecek müktesebatın adıdır. Medeniyete gelince, insanın Allah’a, evrene, diğer insanlara, mevcut hayat ve müstakbel hayata göre konumlandırmasındaki tarzdan ibarettir. Mimarisi, musikisi, giyim tarzı, mutfak kültürü, davranışları, eğitim anlayışı, insanın varlığına dair fikirleri ve ona verdiği değerleri, bilim yoluyla insan ve tabiatın özündeki gerçekleri deşifre edip anlamak ve onu huzurlu ve mutlu olarak yaşatmak üzerine kurulan kurallar bütünü, mahalle düzeninden şehir düzenine kadar, ev içi hukuktan, devletlerarası hukuka kadar uzanan silsileyi oluşturan mekanizmanın adıdır medeniyet. Allah’ın evrende yarattıklarına insanın katkıları ya da şekil verme sürecini medeniyet tayin eder. Medeniyetin kadına bakışındaki hukuk da diğer unsurların ya bir yansıması ya da tamamlayıcı parçasıdır. Tarihteki bütün büyük medeniyetlerin özünde din rol oynamıştır. Medeniyetlerin temelinde din olduğu kadar dinin özellikleri de rol oynadı. Adı ister semavi/ilahi dinler, isterse felsefi/insani dinler olsun, inanç sistemleri eğer insanlara inandırıcı geliyorsa anlam kazanmış; bir kimlik etrafında insan, finans ve kültür kaynaklarını birleştirmiştir. Yani dinlerin bir “milletleştirme” etkisi de olmuştur. Eskiden “İslam illeti” kavramının “İslam ümmeti” anlamında kullanılmasının nedeni dinin bu işlevselliği ifade eder. İslam öncesi dağınık aşiretler, kabileler tarzında yaşayan Arapların milletleşmesi İslam’la oldu. İnsanın kendi içindeki, insanlar ve toplumlararası ilişkileri makul ve mantıklı, insanın fıtratını inkâr etmeden oluşturmaya hamle yapan dinler gelişmiş ve medeniyet kurmaya muvaffak oldu. Bunu yaparken medeniyetler ya belagati esas alan ve/ya zorbalıkla kural oturtan bir bakış açısı ya da davranış tarzını, gönül kelamını esas aldılar ki daha uzun ömürlü olmuşlardır. Fakat her iki halde de bireyi ya da idari korkuları harekete geçirmekten çok dini/ilahi duyguları harekete geçirdiler. Ritüellerin temel hedefi spritüel olana varmakla, ritüelin disiplin mantığını idari nizamın amaçlarına göre yönlendirmek arasında değişkenlik gösterdi. Bu iç monitör ya da sansür mekanizması çalışınca, inanç mensuplarının bir kaç nesil boyunca durumu içselleştirme ihtiyacı vardır. Daha sonraki nesiller için hem o inancın geçerliği ve yaşanılabilirlik ve yaşanması gerekliliğine dair inançlar ve hayat tarzları artık kurumsallaşır, kanunlaşır. Ancak bu süreçte kurallar değil, kişiler esas alınmaya başlar. Kişiler esas alınmaya başlanınca, kuralın mücerretliği ve onunla gelen esnekliği kaybolur; şeklin önemi ve göstergesel yansımaları markalaşır. Markalaşma ise yaygınlaşma ile beraber tek tipliği getirir. Bir yandan kutsalı zımnen dışlama, bir yandan kutsaldan anlam çıkaranı ya da oluşan markayı kutsama eğilimleri tezahür eder. Anlamsal dinin yerini, resmedilen dine bırakır. Resmedene göre değişen bir vakıa ortaya böyle çıkmaya başlar. Sonuç olarak, dinin farklı tezahürleri yerine farklılaşmış din algıları ortaya çıkar. İster semavi/ilahi isterse felsefi/insani ya da pagan kökenli olsun, dinlerin bir ortak noktaları vardır: yaygın bir insan problemine çözüm önerisi getirmek. Tarihsel açıdan bakılınca inanç sistemleri her zaman ve ancak kurdukları medeniyetler sayesinde gücü ve anlamıyla topluma yön vermişler, mimari, sanatsal, kültürel anlamda ve hatta mutfak ve adalet-hukuk geleneği oluşturdukları ölçüde başarılı olmuşlardır. Budizm ve Yahudiliğin inşa ettiği tapınaklar; Hıristiyanlığın inşa ettiği dini kurumlar ve heykeller; İslam’ın inşa ettiği cami, mescit, çeşme, kervansaray, imaret ve külliyeler, köprüler gibi dini ve sosyal kurumlar; Eski Mısır’daki inancın ve o inanca dayalı tanrı ya da tanrının çocukları sayılan Firavun heykel ve piramitleri; yine İnka, Aztek ve Maya medeniyetlerinin ortaya koyduğu mimari harikalar bu inanç halkalarının mahsulüdür. Toplumun farklılık katmanlarına göre hassasiyetleri en çok geliştiren İslam dini oldu. Sosyal kurumların ve vakıfların amacı buydu. Amentü’de kendini bulan esaslar, toplumsal tabakaların umumunu hedef aldı. Eski Yunan ve onun gelişmiş bir taklidi olan Roma medeniyetlerinde pagan addedilen, ama kendi içinde bir dini anlayışı yansıtan heykeller, mabetler, tiyatrolar, su yolları kendine özgü bir medeniyet algısınca oluştu. Asur ve Babil, Akat, Frikya ve Hitit medeniyetlerinde de benzer şeyler öne çıkmıştır. Ancak bireysel insana ulaşmaktan çok siyasi ve kültürel elit'in çizdiği sınırlarda saplandılar. Öte yandan, İslam giderek devletleşen bir dine dönüşünce, son ve en büyük devleti olan Osmanlı Devletinin gerilemesi ile geriledi, yeniden dirilme emarelerinde ise ritüel vurgusu ağır bastı. Spritüel unsurlarını kendi dinamikleriyle canlandırmak yerine, hasım olan dinamiklere karşı varlığını devam ettirmek isteyen kitlelere, tehdit olan devlet ve sistemlere antitez olarak yani “İslamcılık” olarak belirdi. Diğer bir yanı da toplumda dinamik bir insanlar arası ahlak vurgusu yerine Allah ile kulu arasında—tam da seküler mantığa uygun şekilde!—işleri vaz etti, ama adeta aslında toplumsal anlamda emniyet, ticaret, siyaset ilişkilerinden soyutlandı. Kaybolmaya yüz tutan spritüelliği bir yana, gelişme ve gerilemenin tek müsebbibi olarak algılandı. Geri kalınca dindarlık olmadığındandı; gelişme ise dindarlıkla özdeş bir hal aldı. Burada hedef “yeterince” dindar olmayan dindarlardı; dindarların eleştirisi üzerine kurulu bir muhasebe yapıldı. Bazı “dini” grupların “başarıları” dindarlıkla özdeş tutulurken, aslında dini normlar etrafında oluşan “takım çalışması” göz ardı edildi. Hâlbuki aslında Yahudiler, Almanlar, Amerikalılar ya da Japonlar “İslami” anlamda dindar değillerken, takım çalışmasından, planlamaya ve çalışkanlıktan üretmeye ve üretileni pazarlamaya yönelik başarılar ortaya koymuşlardı. Hatta bunları gerçekleştirme aşamasında, “engel” gibi görülen bazı dini normlar tırpanlandı, yeniden tanımlandı ya da budandı ve aşılandı. Sürecin devamında “Tanrı” ya da din adına değil ya da dinlerinin iç dinamiklerinden dolayı değil, sermaye, emek, üretim dağıtım ilişkilerinde zaman ve takım çalışması esası yatıyordu. Mensuplarının nizam algısı ve devamlılık bilinçleri hâkimdi. İronik bir şekilde, laik kesim de dindarlık olmasa da din yüzünden geri kalmaklığı benzer tayflarda, ama bizzat din eleştirisi tarzında yaptı. Hâlbuki Amerikalılar Avrupa’dan ve Japonya’dan daha “dindar” olarak bilinir. Yani mesele az ya da çok dindarlık türlerinde değildi, bizzat toplumsal hayat içinde dinin tezahür şeklindeydi. Yani ihlâs idi: işin mantığına, tabiatına göre davranmak. Ama İhlas, mesela ağacın güzel meyve vermesi anlamını da içerirken, giderek daralmış ve dini ıstılaha hapsedilmişti. Ritüelde kalmayan, spritüel algıyı kendi “ben”i ve “biz”i üzerine üzerine çıkaran bir algısı geride kalmıştı… Bir din sadece dini kuralları vaz etmekle dindar bir toplum oluşturamaz. Zaten böylesi bir medeniyet yaşayamaz da. Medeniyetlerin yaşaması ancak ve ancak insanların ruhuna ve bedenine nakşettiği ve insanların hayatının her alanına mantıklı, makul ilişkiler ve yaşanabilir ilişkiler demeti halinde yansıdığı, felsefesi ve bilimi ile beyne, musiki ve edebiyatı hâsılı sanatı ile ruha hitap ettiği ve bunları sürdürecek iktisadi ve askeri gücü ortaya koyduğu sürece yaşar. Aksi halde kör, topal, ruhen hissetmeyen, ama bir şekilde şeklen taklit üzere yaşayan, dini sadece beceriksizliklerinin itikadı gerekçelerini bulmak, onları dinen rasyonelleştirmek ister. Bunu yaptıkça da günah ve ayıp komplekslerini tatmin ve arada kendini ve çoğu zaman başkalarını sansür etmek cüretini, kendine benzer kitlelere kişisel ve kurumsal tahakküm aracına dönüşür inanç. Zamanla dindarlık, bizzat bireysel nefsin terbiyesi için bir usul olmak yerine, komünal “ben”in galeyana gelmesine yol açtığı gibi, inancın varlığı başkalarına tahakküm etmeye dönüşebilir. Dindarlık öncesi ahlak ile dindarlık sonrası ahlak arasında sadece ritüel farkı olursa, vergi kaçırmak kadar zekâttan kaçırmak da meşruiyet kazanabilir. İslam’da “âmir” olan sadece Allah’tır. Geride herkesin “memur” olduğu bir nizam içinde “amir” olma çabası aslında ilahi alanı zorlamak, emretme makamında olmak anlamına da gelecektir. O halde meseleyi “Diyar-ı Küfrü” “kâşaneler”, “Diyar-ı İslam”ı “viraneler”le bir tutan kavramlarından uzakta ve Japonların işinin “bizim dinimiz”, “bizim işimizin onların dini gibi olduğu” yanılsamalarından ötede ele almak gerekmektedir. Aksi halde, ikilemlerin içinde sürüklenme sonucu, ikileşen, üçleşen tabiatlar ve tiyatrolaşan toplum hayatı çıkacaktır. Shakespeare acaba bundan dolayı mı “The globe is a theater!” (=“dünya bir tiyatrodur” demişti)? Zamanın ruhu her neyse onu mu mikyas almalı yoksa inancın kendisini mikyas olarak alıp hayatı algılamalı sorusu burada devreye giriyor. Onun arkasından da bir ayetin meali: “ Ey müminler, iman ediniz!” Ve bu ayetin özel bir zaman dilimine hitap etmediği açıktır…
DİĞER YAZILARI MUHSİN BAŞKAN 01-01-1970 03:00 Mum Titrer Hanemizde 01-01-1970 03:00 Ülkücülük 01-01-1970 03:00 CHP'yi Ne Zaman Sevdim 01-01-1970 03:00 İSLAMCILIKLA MÜSLÜMANI, TÜRKÇÜLÜKLE TÜRKÜ YABANCILAMAK 01-01-1970 03:00 SOSYAL MEDYANIN SOS'LARI 01-01-1970 03:00 PARALEL YAPI 01-01-1970 03:00 Bosna'daki Türk Üniversitesi: IUS 01-01-1970 03:00 DER SPİEGEL "BOYUN EĞME" DİYOR 01-01-1970 03:00 DEVRİM Mİ DEDİNİZ? 01-01-1970 03:00 BİRLİK VE BERABERLİK NEDİR? 01-01-1970 03:00 DİL TARİH VE İDEOLOJİ 01-01-1970 03:00 AYNAYI ARAMAK... 01-01-1970 03:00 MAKULLER AKİLLERE KARŞI 01-01-1970 03:00 VEDA HUTBESİNİ OKURKEN 01-01-1970 03:00 HİNLİK VE HAİNLİK ÖTESİNDE TARİHE BAKMAK 01-01-1970 03:00 ALPEREN OLMAK 01-01-1970 03:00 BİR HİLAL BİR İHTİLALDİR 01-01-1970 03:00 DELİLİĞE ÖVGÜ 01-01-1970 03:00 AŞK'A DAİR YAKLAŞIMLAR 01-01-1970 03:00 BİLİM, İDEOLOJİ VE DARVİNİZME DAİR 01-01-1970 03:00 YALAN DÜNYADA GERÇEK TARİH OLUR MU? 01-01-1970 03:00 DELİ DUMRUL'UN KÖPRÜSÜ 01-01-1970 03:00 ORTAYA KARIŞIK HALLERİMİZ 01-01-1970 03:00 EFKAR VE HERZELER 01-01-1970 03:00 YUSUF, ŞEHİR VE TABUYA DAİR 01-01-1970 03:00 EĞİTİME NEDEN HAYIR? 01-01-1970 03:00 EFKAR VE HERZELER 01-01-1970 03:00 "ADAMLARIN" PLANI HER ZAMAN TUTAR MI? 01-01-1970 03:00 İNGİLİZ'CE KONUŞMAK... 01-01-1970 03:00 BEN ÖLÜNCE KİM KALIR? 01-01-1970 03:00 BİLMENİN MALİYETİ NEDİR? 01-01-1970 03:00 BU ÜLKEYİ ANLAMAK... 01-01-1970 03:00 NİYET TAVŞANLARI VE TARİH 01-01-1970 03:00 ŞERİF MARDİN VE CUMHURİYETİN GETTOLARI 01-01-1970 03:00 FERMAN VE FETVA 01-01-1970 03:00 BAYRAMLARDAN BAYRAM BEĞENMEK 01-01-1970 03:00 AŞKIN BAR/KODU 01-01-1970 03:00 MEVSİM SONU İNDİRİMLİ LİBERALCİLİK 01-01-1970 03:00 YOL DA İÇİMİZDE SEYYAH DA! 01-01-1970 03:00 OSMANLI NE ZAMAN ÖLDÜ? 01-01-1970 03:00 SÜRGÜN 01-01-1970 03:00 KAYIP MEDENİYETİ ARARKEN... 01-01-1970 03:00 KÜRDİSTANA DAHA NASIL YARDIMCI OLABİLİRİZ? 01-01-1970 03:00 İKİNCİ YEŞİL KUŞAK PROJESİ 01-01-1970 03:00 MHP NEREYE GİDİYOR? 01-01-1970 03:00 NASIL BİR GENÇLİK? 01-01-1970 03:00 KİM KORKAR EBU ZER'DEN? 01-01-1970 03:00 MEHDİ NE ZAMAN GELECEK? 01-01-1970 03:00 "GÜZEL VE YALNIZ ÜLKE"YE 01-01-1970 03:00 Milliyetçilik ve Kürtler 01-01-1970 03:00 İLETİŞİM VE PROPAGANDA 01-01-1970 03:00 BATILILAŞMAK 01-01-1970 03:00 TWITTER'DA KENDİMİZİ OKUMAK 01-01-1970 03:00 "DANIMARKA ÜLKESİNDE KOKUŞAN ŞEYLER" 01-01-1970 03:00 BİSİKLETİN İSLAMİ OLANI 01-01-1970 03:00 FİRAVUN VE HİÇ'LİK 01-01-1970 03:00 KAMUSAL ALAN DÖNÜŞTÜ MÜ? 01-01-1970 03:00 KADIN, ŞEYTAN VE ÖLÜM 01-01-1970 03:00 ÇEVRİM İÇİ AHLAK 01-01-1970 03:00 ÖLÜM VE YAŞAMA KORKUSU 01-01-1970 03:00 KISKANÇLIĞIN KISKAÇLARI 01-01-1970 03:00 11 Eylül ve ABD 01-01-1970 03:00 YA 12 EYLÜL SONRASI? 01-01-1970 03:00 Korku ve alkışlar arasında Ortadoğu 01-01-1970 03:00 AYDIN, MÜNEVVER VE ENTELEKTÜEL 01-01-1970 03:00 ORTADOĞU'DA OLANLARI ANLAMAK 01-01-1970 03:00 KAVGA NEREDE? 01-01-1970 03:00 KAVGA NEREDE? 01-01-1970 03:00 ORTADOĞU'NUN YENİDEN TASARIMI 01-01-1970 03:00 SUSMAK, PUSMAK VE BİRLİK 01-01-1970 03:00 DİL VE TARİH KAVGAMIZ 01-01-1970 03:00 HOLİGARŞİ 01-01-1970 03:00 Said Nursi ve Cemaat algısı 01-01-1970 03:00 Size “İslamî alt-çevre” diyebilir miyim, “abi”? 01-01-1970 03:00 MUHAFAZAKÂRLIK NEDİR? 01-01-1970 03:00 TÜRK LİBERALİZMİ 01-01-1970 03:00 AŞK MI MAŞUK OLAN? 01-01-1970 03:00 DİN'ERCİLİK 01-01-1970 03:00 SİVİL İTAATSİZLİK NEDİR? 01-01-1970 03:00 NEDEN KÜRT ÇALIŞMALARI ENSTİTÜSÜ? 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM İDEOLOJİSİ VE LİBERAL PROPAGANDA 01-01-1970 03:00 12 EYLÜL SONRASI UZLAŞMA 01-01-1970 03:00 LİBERAL STATÜKOCULUK 01-01-1970 03:00 UYKUYU ÖLDÜRMEK 01-01-1970 03:00 "EKSİK ETEK" 01-01-1970 03:00 BABİL, DİL VE PROPAGANDA 01-01-1970 03:00 DENKTAŞ'IN ÖLÜMÜ 01-01-1970 03:00 AİKİDO VE "KÜRDİSTAN" 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM 01-01-1970 03:00 TÜRKÇE VE İDEOLOJİ 01-01-1970 03:00 "KASIMPAŞALI" BAŞBAKAN 01-01-1970 03:00 "İBRAHİMİ DİNLER" 01-01-1970 03:00 BİLİMLE DİNİ UYUŞTURMAK 01-01-1970 03:00 KOLTUĞA OTURAN VE KOLTUĞUN OTURDUĞU İNSAN 01-01-1970 03:00 TEMCİT PİLAVI VE YENİ OSMANLI 01-01-1970 03:00 RODRİGEZ NEDEN LİBERAL OLAMAZ? 01-01-1970 03:00 BEN'SİZLİĞE ŞİİR 01-01-1970 03:00 TOPKAPI'DAN DOLMABAHÇE'YE DÜŞERKEN 01-01-1970 03:00 ERBAKAN'I ÖZLERKEN 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMAN VE İSLAMCI 01-01-1970 03:00 İSLAM VE FEMİNİZM 01-01-1970 03:00 KAÇIRILAN GÜNDEM 01-01-1970 03:00 BIDEN NOTLARI 01-01-1970 03:00 DEMOKRASİDE KİM KİM ÖPÜYOR 01-01-1970 03:00 ARAF'TA 01-01-1970 03:00 TARİHLERDEN TARİH BEĞENMEK 01-01-1970 03:00 İKİNCİ YEŞİL KUŞAK PROJESİ 01-01-1970 03:00 ARAFTAKİNİ ÖZLEMEK 01-01-1970 03:00 Hayatta Sürgün Olmak 01-01-1970 03:00 AKADEMİSYENLİK 01-01-1970 03:00 KÜRESEL KARADUL TEFRİKALARI 01-01-1970 03:00 GÜNCELLENEN MESİHİ BEKLERKEN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 KOLTUK, TURNUSOL VE KİMLİK 01-01-1970 03:00 BOSNA'DA BİR TÜRK ÜNİVERSİTESİ 01-01-1970 03:00 KOVBOY MEHTERANLA JAZZ ÇALARKEN 01-01-1970 03:00 Amerika ve Anti-Amerikan Kimlikler 01-01-1970 03:00 AMERİKAN KİMLİĞİ VE ŞEYTANLARI 01-01-1970 03:00 DÖNÜLMEZ AKŞAMIN UFKUNDAYIZ 01-01-1970 03:00 KUTLU VEDA 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİMİN TÜRKÇESİ VE UYANIŞ 01-01-1970 03:00 TANRI, İNSAN VE TAKVİM 01-01-1970 03:00 ÖDLEK ÖCÜNÜ ALDI MI? 01-01-1970 03:00 Millet Olabildik mi? 01-01-1970 03:00 Zaman, medeniyet ve din 01-01-1970 03:00 Mehdi’yi beklerken 01-01-1970 03:00 ORTADOĞU VE YENİ İNSAN 01-01-1970 03:00 Kediler, Fareler ve Vatan 01-01-1970 03:00 Kürşat olma vaktidir 01-01-1970 03:00 Gülün Adı, Kadın ve Takva 01-01-1970 03:00 İslamo-Amerikancılık 01-01-1970 03:00 EBCET, CİFR VE TARİH 01-01-1970 03:00 SÜBJEKTİF OLMANIN FAZİLETİ 01-01-1970 03:00 DİPLOMASİMİZ NEREYE? 01-01-1970 03:00 İSTİKLAL MARŞI YENİDEN YAZILABİLİR Mİ? 01-01-1970 03:00 KOKUŞAN BİR ŞEYLER VAR! 01-01-1970 03:00 KÜRESEL KARADULUN AĞLARINDA 01-01-1970 03:00 "Yeni Osmanlı"nın Yeni Haçlılara Yardım Tezkeresi 01-01-1970 03:00 KATLİAMERİKA 01-01-1970 03:00 MAHALLE, BASKILAŞIM VE FİKİR NAMUSU 01-01-1970 03:00 YARASANIN ÇIĞLIĞI VE DİPLOMASİ 01-01-1970 03:00 Ay lav yu, Cani! 01-01-1970 03:00 AŞKIN HALLERİ 01-01-1970 03:00 DOKUZ HECELİLER 01-01-1970 03:00 FİRAVUN... 01-01-1970 03:00 Kadın'ım... 01-01-1970 03:00 28 Şubat ve Erbakan 01-01-1970 03:00 KADDAFİ'DEN KESESİ 01-01-1970 03:00 Ve Yine Karşınızda Renan, Sykes ve Picot 01-01-1970 03:00 Democoupracy mübarek olsun! 01-01-1970 03:00 FULL'er Yapalım mı, Abi? 01-01-1970 03:00 Ortadoğu'da Sezaryen 01-01-1970 03:00 Mısır'da Karaoke Devrimi 01-01-1970 03:00 Mısır'ı Okurken 01-01-1970 03:00 Obama ve ikinci yeşil kuşak projesi (I) 01-01-1970 03:00 Bir Ortadoğu Masalı 01-01-1970 03:00 Mutlu Oligarşiden Kutlu Oligarşiye 01-01-1970 03:00 Ey zahit, şaraba eyle ihtiram! 01-01-1970 03:00 Bilinç ve Sürgün 01-01-1970 03:00 İbrahim, devir içimdeki putları! 01-01-1970 03:00 İdeolojik dil ve Teolojik Tarih 01-01-1970 03:00 Pardon, Size Demokrasi Diyebilir miyim? 01-01-1970 03:00 Paralel Evren, Küresel İslamcılık 01-01-1970 03:00 Erkekler ne zaman "adam" olur? 01-01-1970 03:00 "Millî" Küreselleşme? 01-01-1970 03:00 AK'Kışşş 01-01-1970 03:00 Kimliklerin Kurdu 01-01-1970 03:00 “Hiç” i öğrenmek 01-01-1970 03:00 GELENEK VE MANKURT 01-01-1970 03:00 Küresel tapınak, yerel rahipler ve Hipnoz 01-01-1970 03:00 Çift-düşün, yeni-konuş! 01-01-1970 03:00 Batı'yı ararken... 01-01-1970 03:00 Aforoz’malar… 01-01-1970 03:00 Halife Ömer Hayek’i ne zaman okumuştu? 01-01-1970 03:00 AĞLAMAKTAN ÇAĞLAMAYA DOĞRU 01-01-1970 03:00 KÜRT'AJ 01-01-1970 03:00 Shalom, Kürdistan! 01-01-1970 03:00 İstiklal marşını yeniden yazmak 01-01-1970 03:00 İslam, Millet, Hilafet ve Siyaset 01-01-1970 03:00 Amerika düşmansız olabilir mi? 01-01-1970 03:00 Mustafa Reşit Paşa'ya Mektup 01-01-1970 03:00 Keşif... 01-01-1970 03:00 Babil’in dil’beri 01-01-1970 03:00 Medeniyetlerin neyi çatışıyordu? 01-01-1970 03:00 Tarihi hangi hikâyeci yazar? 01-01-1970 03:00 Zihin Kontrolü ve Kült 01-01-1970 03:00 YUMURTANIN AK'I, SARISI 01-01-1970 03:00 Ebu Zer’in günlüğü 01-01-1970 03:00 Her şey zıddı ile mi kaim? 01-01-1970 03:00 Melamilik “marka” mıdır? 01-01-1970 03:00 Melâmilik 01-01-1970 03:00 Bir ayrılık, bir yalnızlık, bir ölüm 01-01-1970 03:00 AŞKA DAİR NE VARSA 01-01-1970 03:00 Medya medyumluğu ve wikisızmalar 01-01-1970 03:00 Türkiye, İran ve Dünya Barışı 01-01-1970 03:00 Muhafazakârlık “marka”sı? 01-01-1970 03:00 Füze ümütz! “Van münütz!” 01-01-1970 03:00 Çin'in hafızası ve küresel sistem 01-01-1970 03:00 Kutlu veda 01-01-1970 03:00 Öznellik Öz’neliktir! 01-01-1970 03:00 Hz. İnsan, Hz. Peygamber ve emanet 01-01-1970 03:00 Said Nursi ve tesettür 01-01-1970 03:00 İmam, Örtünme ve Nur Suresi 01-01-1970 03:00 Din duble “yol” mu demekti? 01-01-1970 03:00 Gelenek, mankurt ve reform 01-01-1970 03:00 Aylardan şubat günlerden cuma 01-01-1970 03:00 Alaturkalıktan Kolaturkalığa gelenek 01-01-1970 03:00 Gelenek mürtedi ve kimlik 01-01-1970 03:00 Namus, Kanun ve Fazilete Dair 01-01-1970 03:00 İman "terakkiye" destek midir? 01-01-1970 03:00 Yılmayacağız... 01-01-1970 03:00 ÜÇ TARZ-I MAHALLE VE HAL 01-01-1970 03:00 Hoş geldin, Şeytan! 01-01-1970 03:00 OSMANLI VE NEO-OSMANLI 01-01-1970 03:00 DAYILAR VE DAYILANMALAR 01-01-1970 03:00 Türkiye’de muhafazakârlık ve Dr. Faustus 01-01-1970 03:00 Tesettür neyi örtüyor? 01-01-1970 03:00 Milat oluşturmak 01-01-1970 03:00 Yahudilik bir din mi yoksa ırk mıdır? 01-01-1970 03:00 Tarih satrancını asıl kim oynuyor? 01-01-1970 03:00 Mahalle ve getto 01-01-1970 03:00 Tanrı, totem ve muta nikahı 01-01-1970 03:00 Orta Doğu’mların ebesi 01-01-1970 03:00 ŞOFÖR MAHALLİ BASKISI 01-01-1970 03:00 KÜRESEL İSLAMCILIK 01-01-1970 03:00 RENAN'I VE KENDİMİZİ AŞMAK 01-01-1970 03:00 Medine Vesikası 01-01-1970 03:00 Türk solculuğu ve İslamcılığı 01-01-1970 03:00 Batı’k düşüncelerin Doğu’şu 01-01-1970 03:00 BATI'NIN DEĞERLERİ EVRENSEL MİDİR? 01-01-1970 03:00 NEO-MUHAFAZAKÂRLIK VE YİN-YANG 01-01-1970 03:00 Karadul 01-01-1970 03:00 KEDİLER VE FARELER 01-01-1970 03:00 “Erkekliğin” yasası, “kadınlığın” tasası 01-01-1970 03:00 ON ADIMDA LİBERAL OLMA TÜYOLARI 01-01-1970 03:00 Neden Federasyon? 01-01-1970 03:00 Kaburga kemiklerimdeki sızı? 01-01-1970 03:00 Ortadoğu ve Darbeler 01-01-1970 03:00 "Küreselleşme "millet"e neden karşıdır? 01-01-1970 03:00 TURNUSOL 01-01-1970 03:00 Ya 12 Eylül sonrası? (II) 01-01-1970 03:00 Ya 12 Eylül sonrası? 01-01-1970 03:00 12 Eylül darbesine nasıl gelmiştik? (II) 01-01-1970 03:00 12 Eylül darbesine nasıl gelmiştik? (I) 01-01-1970 03:00 Kim ne der? 01-01-1970 03:00 Ne zaman ki… 01-01-1970 03:00