Egemen Gazetesi Gerceklerin Sesi
301 Moved Permanently

301 Moved Permanently


nginx
HSK'dan 'yargı bağımsızlı
Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) 'yargı bağımsızlığı' vurgusu ile bir aç
"Erdoğan elçiliklerin açık
Cumhurbaşkanlığı kaynakları Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın büyükelçi krizi
Yargıtay Başkanı Mehmet Aka
Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Osman Kavala'nın serbest bırakılmasını i
Erdoğan ve Bahçeli bir araya
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugünkü kabine toplantısı öncesi Mil
ABD Büyükelçiliği'nden 'is
ABD Büyükelçiliği son günlerde yaşanan 10 büyükelçinin 'istenmeyen kiş
FETHULLAH GÜLEN CEMAATÝ NEYÝ BAÞARDI?

FETHULLAH GÜLEN CEMAATÝ NEYÝ BAÞARDI?

  Bu yaz 13 Temmuz 2011, Carsamba 08:59:54 eklenmitir.
Yazar : Kürsat TECEL
Ergenekon operasyonundan, KPSS deki öðretmen atamalarý sýnavýnda ki sorularýn sýzdýrýlmasýna, Hanefi Avcý’nýn tutuklanmasýndan, ÖSYM’de ki þifre skandalýna, Balyoz soruþturmalarýnda gelinen noktadan, Kaset þantajýna kadar birçok olayla birlikte anýlan Fethullah Gülen Cemaatinin geldiði nokta artýk insanlarý tedirgin edecek düzeye ulaþmýþtýr.


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Trafik polisi yol çevirmesi yapýyor, alkollü sürücü feryat ediyor; Cemaat bana ceza kesti… Cemaat toplum iliþkisinde geldiðimiz nokta budur.

Bunu yakýn zamanda birçok insan düþünmüþ, hatta telaffuz etmiþtir. Fethullah Gülen Cemaati ile alakalý olarak konuþmayan kimse kalmamýþtýr. Mesele üzerine kütüphane dolusu kitap, dergi, mecmua vs. neþredilmiþ, birçok büyük araþtýrma yapýlmýþtýr.

Netice de Türk Toplumunda bu Cemaat üç farklý þekilde yorumlanmýþtýr.

Birinci grupda; yapýlanlar büyük bir kolektif hizmet faaliyetidir ve o nedenle Cemaat’e karþý çýkýlmasý Laik - Kemalist çizgidekilerin yapacaðý bir iþtir, yani Ýslam=Cemaat düþüncesi hâkimdir. Baþta muhafazakâr merkez nüfusun büyük kýsmý cemaati bu þekilde algýlamaktadýr. Onlar için namaz kýlan, Allah rýzasý için yaþayan mülayim tiplerdir. Alkol kullanmayan, sigara içmeyen, güvenilir ve namuslu insanlarýn oluþturduðu hizmet halkasýdýr. Baþta Türkçe Olimpiyatlarý olmak üzere, dünyanýn envai çeþit ülkesine okullar açarak “Yüce dilimizi” cihana tanýttýðý için ayný zamanda son yüzyýlýn en büyük “Türk-Ýslam” hareketidir! Bu nedenle Anadolu’da birçok mutaassýp aile, çocuklarýný bu cemaatin kontrolüne vermek arzusu taþýmaktadýrlar.

Ýkinci guruba göre kökten dincidir ve modernliði sahtedir. Fundamentalisttir ve kökten reddedilmesi gerekmektedir. Bu þekilde düþünenler genellikle Sosyal Demokrat ya da Sol gelenekten gelenlerdir. Bunlar açýsýndan cemaat oldukça sinsi gizli emeller taþýmaktadýr, bu nedenle Türkiye Cumhuriyetinin Laik, Sosyal, Hukuk devleti olma özellikleri her zamankinden daha fazla tehdit altýndadýr. Birçoðuna göre Cemaatin saldýrýsý ile karþý karþýyadýr.

Diðer bir kesim ise; Küreselleþme çabalarýnýn baþarýya ulaþmasý ve Büyük Ortadoðu Projesinin sürdürülebilir olabilmesi için, CIA ile iþbirliði yaparak, “Dinler Arasý Diyalog” söylemleri ile yeni bir Ýslam modeli ve yönetim modeli tasarladýðý için önüne set çekilmesi gerektiði kanaatindedir. Bu yelpaze de oldukça geniþtir. Nakþî ve Kadri gelenekten gelen birçok tarikat ile birlikte Milli Görüþ Çizgisinde olanlar, Süleymancýlar, Nurcularýn bazý kollarý ve nihayetinde Türk Milliyetçileri bu yapýnýn kökünün dýþarýda olduðuna inanmaktadýrlar. Bu nedenle ABD’nin çýkarlarý doðrultusunda hareket eden, ihlâslý olmayan ya da ihlâslý görünüme sahip olan emperyalist bir maþa tarafýndan kontrol edildiði tezi hâkimdir.

Biz de bu veriler ýþýðýnda Cemaat’in geliþimi ve icraatlarý açýsýndan bir deðerlendirme yapalým. Baþta Fethullah Gülen-Said Nursi Ýliþkisine bakalým.

 Bir tarikatýn ya da Cemaatin devamýnda genellikle silsile yolu takip edilir. Ya bizzat Þeyhin evladý, damadý, ya da dizinin dibinde yetiþmiþ bir müridi Cemin baþýna geçer. Ayný dönemde sahneye çýkan cemaatlerin iltihak yolu ile bütünleþtiði rastlanýlan bir durum deðildir. Ýþte Fethullah Gülen’in en enteresan yaný da budur, çünkü hayatýnýn hiçbir döneminde Said Nursi ile bir arada bulunmamýþ, hatta tanýþmamýþtýr.

Fethullah Gülen, Saidi Nursi ile ayný dönemde yaþamasýna raðmen telakki etmemiþtir. O dönemle ilgili Nur Cemaati’nin önde gelenlerinden Mehmet Kýrkýncý’nýn anlatýmý ile Fethullah Hoca sýký bir Turancýdýr. Bu konu ile alakalý olarak Fethullah Gülen, Kýrkýncý Hoca’ya aynen þöyle söylemektedir: “Bediüzzaman zamanýnda yaþadým ve adýný da duydum, Risale-i Nurlarý da duydum. Ancak her Erzurumlu gibi bizde biraz Turancýlýk vardý. Onun için ziyaret etmedim Bediüzzaman’ý”(www.nurforum.org)

O dönemde çok farklý ideolojilere sahip olan birisinin, daha sonralarý Saidi Nursi organizasyonlarýndan fersah fersah büyük bir “Nur Cemaati” organizasyonunu gerçekleþtirmiþtir olmasý dikkat çekici bir husus, bir o kadar da ilginçtir.

Geçmiþte Turancý olduðunu söyleyen bir zatýn himayesindeki kitle ile Ülkücülerin karþý karþýya gelmesinin nedeni nedir? Þimdi de ona bakýlým.

Üzerinde en fazla tartýþma yaþanan konulardan birisi de Cemaat ile Ülkücülerin arasýndaki mesafenin kapanamayacak düzeyde açýlmýþ olmasýdýr. Geçmiþte, 1990’ lý yýllara gelindiðinde Ülkücüler arasýnda, cemaatle ilgili olumlu görüþ hâkimdir. O yýllarda SSCB parçalanmýþ, Ülkücülerin esaretten kurtulan Türkler için sevinç gözyaþlarý döktüðü yýllardýr. Rahmetli Türkeþ’in olumlu beyanatlarý da bu dönemi kapsamaktadýr. Cemaat’in baðýmsýzlýðýný kazanan Türk toplumlarýna Anadolu Ýslam’ýný götürme gayreti olduðu kanaati ile bir nebze sempati ile bakýlmýþtýr.

Son yýllarda Ülkücü Camiayý köþeye sýkýþtýrmak için Rahmetli Türkeþ’in Fethullah Gülen Cemaatinin o günlerdeki faaliyetlerini takdir ettiðini gösteren kayýtlarýn yayýnlanmasýnýn, geldiðimiz aþamada kafalarý karýþtýrmak için olduðunu rahatlýkla söyleyebiliriz. Çünkü iki farklý kitlenin doku uyuþmazlýðý mevcuttur. Türkeþ’in olumlu yaklaþtýðý o yýllarda baðýmsýzlýðýný yeni kazanan Türk Devletlerine açýlan okullar masumane ve iyi niyetle algýlanmýþtýr. Daha sonra büyük tartýþmalara neden olan CIA-Cemaat iliþkileri su yüzüne çýkmadýðý için Cemaat-Ülkücü Hareket kýrýlmasý yaþanmamýþtýr. Cemaatinin yoðun olarak politize olmasý son dönemi içermektedir. Daha sonralarý Türkeþ bu dünyayý terk etmiþ, günümüzdeki sorunlarý gözlemleme ve deðerlendirme þansý olmamýþtýr.

12 Eylül Referandumu kampanyasý sýrasýnda Anadolu’nun en ücra kasabasýnýn eski bir Ülkücüsüne, Cemaatin basýn yayýn organlarýnca mikrofon uzatýlarak “Evet” kampanyasýna destek olduðunu söylemesi saðlanmýþ, bu durumda manþetlerden verilmiþtir. Aylarca bu durum böyle devam etmiþtir.

Ülkücülerin iç iþlerine karýþýlmasýndan ve deðiþik zamanlarýn deðiþik tipteki Ülkücülerinin ayartýlmýþ olmasý Ülkücü Camia da Cemaat’e karþý büyük bir öfke ve nefret hissi uyandýrmýþtýr.

Cemaate mesafeli duranlar açýsýndan en büyük veri; þüphesiz Fethullah Gülen’in Papa ile olan diyalogu ve bunu saðlayanlarýn yarattýðý soru iþaretidir. Ülkemizde birçok büyük baþarýnýn ya da organizasyonun perde arkasýnda Yahudilerin olduðu düþüncesi hâkimdir. Gülen’in Yahudi iþ adamlarý ile iliþkisi mercek altýna alýndýðý zaman, bu þehir efsanesi gerçekmiþ gibi görünmektedir. Ýshak Alaton ve Üzeyir Garih’in Fethullah Gülen ile olan yakýn iliþkisini bilmeyen yoktur.

Özellikle Yurt Dýþý okullarýn açýlmasý ve faaliyetlerinin devam etmesi noktasýnda; 2001 yýlýnda Hüseyin Þeyh Türbesi civarýnda, Fevzi Çakmak Mezarý yakýnýnda þaþýrtýcý bir cinayete kurban giden Alarko Holding Yönetim Kurulu Baþkaný, Ünlü Yahudi iþ adamý Üzeyir Garih’in Cemaatteki emeði oldukça büyüktür. Garih’in doksanlý yýllarda, Hürriyet Gazetesi’ne vermiþ olduðu röportajda Gülen Cemaatini öve öve bitirememesini çok iyi hatýrlýyorum. Yurt dýþý okullar için hatýrý sayýlýr bir meblað da yardým ettiðini ayný mülakatta açýklamýþtýr.

Üzeyir Garih ve Ýshak Alaton’un Cemaat’e yardýmlarý nakdi olmakla kalmamýþ birçok görüþmenin gerçekleþmesine de yardýmcý olmuþtur. Bunlarýn baþýnda Gülen’in Papa Ýle görüþmesi gelmektedir. Türkiye de var olan birçok cemaat ve tarikat mensubunun þiddetle Fethullah Gülen aleyhtarý olmasýnýn nedenlerinin baþýnda, Gülen’in sýklýkla yaptýðý ikili görüþmeler vardýr. Bunlarýn birisi de Papa Ýkinci John Paul'le yaptýðý görüþmedir. Bu görüþmede Gülen Cemaatinin en etkin isimlerinden birisi olan Allaattin Kaya’nýn Fethullah Gülen’in de olduðu bir ortam da Papa Ýkinci John Paul'le 9 Þubat 1998'de  buluþmalarýnda Papa’nýn elini öpmesi hadisesidir.

Üzeyir Garih- Fethullah Gülen ve Papa iliþkisine Wikileaks belgelerinde de rastlamak mümkündür.

Belgeye göre Fethullah Gülen ile Papa’yý bir araya getirenlerden Üzeyir Garih öldürülmüþ, Marovitch ise suikast giriþiminden kurtulmuþtur. Bütün bu olaylar ve geliþmeler Wikileaks belgelerine de girmiþtir. 

 Bu belgeler www.dipnot.tv adresinden yayýn yapan internet sitesinde þu þekilde yer almaktadýr:  Wikileaks Türkiye Belgeleri'nde Alarko Holding'in ortaðý Üzeyir Garih ve  Vatikan'ýn Ýstanbul Temsilcisi Georges Marovitch’in, Fethullah Gülen’i Papa ile buluþturma gayreti de yer alýyor. Garih, bu buluþmadan dört yýl sonra öldürüldü, Marovitch ise öldürülmek istendi. 

Üzeyir Garih ve Georges Marovitch, Fethullah Gülen’le dostluklarý bilinen iki isim. Ýkisinin de, Gülen’i Papa Ýkinci John Paul’le buluþturmakta ayrý ayrý rol oynadýðý, “WikiLeaks Türkiye Belgeleri”ne yansýyan bilgiler arasýnda.

Fethullah Gülen, Papa Ýkinci John Paul’le 9 Þubat 1998’de Vatikan’da görüþtü. Gülen, ayný gün Roma’ya gitmek için Ýstanbul’dan ayrýlýrken, Vatikan’ýn Ankara Büyükelçisi Pier Luigi Celata ile Ýstanbul Temsilcisi Georges Marovitch aracýlýðýyla, 1997’de kendisine iletilen bir davete icabet ettiðini söylemiþti. Yani davet Papa’dandý. Peki, davet fikrini Papa’nýn aklýna sokan kimdi ya da kimlerdi?

“WikiLeaks Türkiye Belgeleri”nde, Monsenyör Marovitch’in bu görüþmenin ayarlanmasýnda oynadýðý belirleyici rolü, bizzat kendi aðzýndan ifadelerle yansýtan bir Amerikan telgrafý da var. Bu sayfalarda sunduðumuz telgrafta, ayný zamanda, Amerikalý diplomatlarýn Papa-Gülen görüþmesinin saðlanmasýnda Üzeyir Garih’in de dolaylý rol oynadýðýna iliþkin bir notu yer alýyor.

Diðer bir esrarengiz baðlantý ise CIA ile olandýr. Nitekim bu iliþkinin mevcudiyetini kabule zorlayan en büyük geliþme Özbekistan’da ki okullarýn kapatýlmasýdýr. Yabancý istihbarat faaliyetleri sebebiyle Orta Asya’da Gülen Cemaatine ait birçok okulun kapatýlmasýna Özbekistan öncülük etmiþtir. “Okullarýn kapatýlmasýna ABD ile uyuþamayan Ýslam Kerimov’a suikast giriþimleri neden olmuþtur. Ülkede faaliyet gösteren Gülen taraftarlarýndan Suikast’a karýþtýklarý gerekçesi ile tutuklananlar ve hapis cezasýna çarptýrýlanlar mevcuttur. Bunun üzerine bizzat Özbekistan Devlet Baþkaný Ýslam Kerimov 1999 ve 2000 yýllarýnda söz konusu okullarýn kapatýlmasý için talimat vermiþtir”(www.uludagsozluk.com)

2002 yýlýna geldiðimizde ise bu sefer Rusya; ülkesindeki birçok okulu, istihbarat faaliyeti yürüttüðü gerekçesi ile kapatmýþtýr.

Gülen Cemaati CIA iliþkileri her zaman konuþulan konulardan birisidir ancak bu konuda en net bilgiyi eski bir MÝT çalýþaný olan Osman Nuri Gündeþ vermektedir. “Eski MÝT'çi Osman Nuri Gündeþ, Gülen cemaatinin Orta Asya'daki okullarýnda CIA ajanlarýnýn "öðretmenmiþ gibi" çalýþtýklarýný iddia etmiþti. Bu iddiaya yeni bir kanýt, eski FBI çalýþaný araþtýrmacý Sibel Edmonds'tan geldi. Edmonds, bir ABD Dýþiþleri Bakanlýðý çalýþanýndan iddiayý teyit ettirdi.”

“Fethullah Gülen'in 2008 yýlýnda yaptýðý ABD vizesini uzatma baþvurusunda yaþananlar, Gülen'e verilen CIA desteðini göstermek açýsýndan önemlidir. Gülen, normal baþvurusunda vizesinin uzatýlmasý istemini kabul ettiremedi. Mahkemeye baþvurdu…(www.acikgazete.com)

Daha sonra uzantýsýný verdiðim sitede oturma izninin nasýl gerçekleþtiði ve CIA yetkililerinin gayretleri anlatýlmaktadýr.

Cemaat’in dýþ destekleri, Yahudi Ýþ adamlarýndan aldýðý vizeler yanýnda, büyümesinde ve serpilmesinde en önemli yere iktidarlar ile olan iliþkileri sahiptir. Bunun sebebi Gülen Cemaatinin bütün zamanlarda iktidarlarý en fazla destekleyen konumunda olmasýdýr.

 Sýrasýyla 1980 ihtilalý sonrasý Cunta Hükümeti, sonrasýnda Özallý yýllar da gayet hýzlý bir þekilde faaliyetlerini yürütmüþtür. Sað ya da Sol bütün Hükümetler ile tam bir uyum içerisinde olan Cemaat, sadece 28 Þubat’ýn yaþandýðý yýllarda Erbakan Hükümeti ile anlaþamamýþtýr. Akabinde Ecevit Hükümeti zamanýnda Meclise kontenjandan 7-8 Milletvekili soktuðu herkesin malumudur.

Fethullah Hoca’nýn 12 Eylül referandumu kampanyalarý sýrasýnda þiddetle eleþtirdiði Cunta için evveliyatýnda çok ilginç yaklaþýmlarý göze çarpmaktadýr. 1980 Ýhtilali sonrasý Gülen “Kenan Evren okullarda din dersini zorunlu hale getirdiði için cennetliktir” mealinde bir de açýklama da bile bulunmuþtur. (http://forum.memurlar.net/konu/205847/)

Ýktidar-Cemaat iliþkisinde en son dikkatleri çeken; 12 Haziran seçimleri ardýndan Zaman Gazetesi yazarý ve Cemaatin etkin isimlerinden Hüseyin Gülerce’nin Hükümete örtülü mesajý olmuþtur. Gülerce %50 ile iktidar olan yürütmeye “Hükümetin samimi olup olmadýðý Kabineden ve Hükümet programýndan anlaþýlacaktýr” demek suretiyle mesaj vermiþtir.

Özellikle Papa ziyareti, çeþitli istihbarat spekülasyonlarý ve küresel çaptaki iliþkiler, diðer tarikatlarýn Gülen Cemaatine olan mesafeli yaklaþýmýnýn temel sebeplerini oluþturmaktadýr. Bu iliþkiler sarmalý nedeniyle birçok tarikatýn ve cemaatin yayýn organýnda Ayet ve Hadislerden örnekler verilerek ziyaret kýnanmýþ, böylesi bir iþbirliðinin “Küfür” olduðu vurgulanmýþtýr.

Son yýllarda Fethullah Gülen Cemaatinin siyasi açýdan diðer Tarikat ve Cemaatlere oranla daha dominant olmasý, hatta Ýktidara ortakmýþ gibi görünmesi diðer Ýslami gruplar tarafýndan oldukça tepki ile karþýlaþýlan bir durumdur.

Mavi Marmara Gemisi baskýný esnasýnda, Fethullah Gülen’in Ýsrail’i destekler nitelikte açýklamalarý, otorite olduðu ve yardýmlarýn uzlaþma yolu ile sevk edilmesi gerektiðini söylemesi Ýslami çevrelerde infiale neden olmuþtur. Burada, Fethullah Gülen’in açýklamalarýnýn; yardým olayýndan ziyade diplomatik bir üslupla Ýsrail’in haksýzlýðýný perdeleme gayretinde olduðu düþüncesini uyandýrmýþtýr.

Son yýlarda; bürokrasi atamalarýnda ve yürütme faaliyetlerinde Cemaatin doðrudan etkili olduðu açýkça gözlemlenmektedir. Bu etki de rekabetin doðal sonucu olarak diðer Ýslami çevreler açýsýndan Cemaati biraz daha ötekileþtirmiþtir.

Baþka bir husus var ki, deðinmemek mümkün deðildir. Türkiye de insanlar, Orta Asya’ya açýlan ilk kapýnýn Cemaat olduðunu zanneder, Oysa gerçekler bunun tam aksi yöndedir.

Bu süreçte genel kanýnýn aksine bölgeye ilk giden o yýllarda Turan Yazgan Hoca’nýn baþýný çektiði “Türk Dünyalarý Araþtýrmalarý Vakfý” olmuþtur. Vakýf ilk yýllarda çok büyük mesafeler kat etmiþtir. Vakfýn resmi internet adresinde yapýlan faaliyetler þu þekilde sýralanmýþtýr.

Türk Dünyasý Terimini Ýlk Yerleþtiren

Türk Dünyasýnýn Müziðini Derleyip Korosuyla Ýlk Tanýtan

Türk Ülkelerine Toplu Olarak Ýlk Ulaþan

Türk Liderlerini Türkiye'ye Ýlk Getirip Tanýtan

Türk Topluluklarýnýn Bayraklarýný Ýlk Neþreden

Türk Ülkelerinde Ýlk Türkçe Eðitimi Baþlatan

Türk Dünyasý Ýle Ýlgili Ýlk Gençlik Þöleni Düzenleyen

Türk Dünyasý Ýle Ýlgili Ýlk Çocuk Þöleni Düzenleyen

Türk Dünyasý Ressamlarýna Ýlk Resim Sergileri Açan

Türk Dünyasý Tiyatrosunu Türkiye'de Ýlk Sahneleten

Türk Ülkelerinde Ýlk Konferanslarý Gerçekleþtiren

Türkiye'de Ýlk Türk Halklarý Asamblesi Konferansýný düzenleyen.

Türkiye'de Ýlk Aksakallýlar Konferansýný düzenleyen.

Türkiye'de Ýlk Türk Kadýn Kurultayýný Gerçekleþtiren

Türkler Arasýnda Ýlk Kültür Münasebetlerini Kuran

Türkleri Birbirlerine Ýlk Tanýtan

Türk Ülkelerinde Dilde Fikirde Ýþde Birlik Ýdealini Tekrar Ýlk Canlandýran

Türk Dünyasýnýn Her Yerine Ýlk Damgasýný Vuran

Türk Dünyasýný Her Yönüyle Araþtýrýp; Müzik Yayýnlarýyla, Kitap Yayýnlarýyla, Dergi Yayýnlarýyla, Takvim Yayýnlarýyla Bütün Dünya'ya Kesintisiz Ýlk Duyuran Vakfýmýzdýr.

 Görüldüðü üzere bölgeye ilk giden ve muhteþem eserler ortaya çýkartan Cemaat deðildir. Türk Dünyasý Araþtýrmalarý Vakfý bölgede birçok okullar açmýþ, yine Milli Eðitim Bakanlýðý’ da bölgeye birçok öðretmen göndermiþtir. Bu vesileler ile ne var ki; bu baþarýlarý karþýsýnda gözyaþý döken bir tane bile Baþbakan Yardýmcýsý çýkmamýþtýr. O yýllarda Milli Eðitim vasýtasý ile Bölgeye çalýþmaya gidenler genellikle Ülkücü öðretmenler olmuþtur. Bu eðitim faaliyetlerinin ve öðretmenlerin nasýl engellendiklerini de o öðretmenlerden dinlemek mümkündür.

 Daha sonra birçok engellemeye maruz kalan Vakýf ve Milli Eðitim faaliyetleri gerilemiþ, ilgisiz kalýnmýþ ve kamuoyunda takdir uyandýrmamasý için basýnda adeta sansürlenmiþtir.

Sonrasýnda Cemaat aradan sýyrýlarak bölgeye yerleþmiþtir.

 Orta Asya’da birçok okul açmak suretiyle bölgeye giden “Þakirt” ler eðitim faaliyetlerinde at koþtururken “Aðabey”leri de ticaretlerini geliþtirmiþtir.

Ilýmlý Ýslam’ýn bölgede hýzla yayýlmasý amacýyla, küreselleþmenin gereði olarak, (yaygýn kanaatin aksine) Cemaat okullarý ,Türkçe deðil, Ýngilizce eðitim vermekte ve seçme öðrencilere sadece reklam amaçlý Türkçe Þarkýlar-Türküler-Þiirler öðretilmektedir.

Ülkücüler ile Cemaat’in karþýtlýðýný tetikleyen unsurlardan birisi de Bölgede çalýþan Diplomatlarýn, Ülkücü öðretmenlerin ve ticaret erbaplarýnýn gözlemleridir.

 Artýk Fethullah Gülen Cemaati, Ülkücüler açýsýndan Gayrý Milli bir unsurdur. Cemaat de ise hormonlu büyümenin oluþturduðu özgüven sayesinde, kendi yapýsýný ve amacýný tasvip etmeyen her kesime karþý açýkça olumsuz görüþ beyanatýnda bulunmak gibi bir gelenek baþlamýþ durumdadýr ve son yýllarda en fazla olumsuz nitelemeyi Ülkücüler için yapmýþtýr.

Birçok istihbari faaliyeti etkin kontrolünde bulunduran yapý; teknik takip ve dinlemeler sayesinde elde ettiði verileri, ajan internet siteleri yoluyla kitlelere ulaþtýrmak suretiyle Ülkücülere karþý vahþi intikam metodunu benimsemiþtir.

Beklenilenden daha fazla ve çabuk büyüyen, bölgesel ve küresel bir güç olduðu kabul edilen Cemaat’e en son terör örgütü PKK zeytin dalý uzattý. Geçtiðimiz yýllarda PKK cemaatin Güneydoðu Anadolu’da yapýlanmamasý için büyük gayretler sarf etmiþtir. Cemaat’in devletteki etkinliðini fark eden örgüt, Devleti masaya oturtmak için sokak ortasýnda sivil kýyafetli askerleri kurþunlarken Cemaati hizaya getirmek için ise ara sýra bölgede Cemaat sempatizaný imamlarý infaz etmekte, yurtlara Molotoflar atmaktadýr. Cemaatin de Abant Platformu adý altýnda topladýðý sözde aydýnlarla baþlattýðý “Açýlým” sayesinde bu mesajlara karþýlýk verdiði görülmektedir.

En son terör örgütü elebaþý “Cemaat Ortadoðu’da büyük bir nüfusa sahiptir” demek suretiyle cemaatin sýrtýný sývazlayarak, bazý konularda ortak mesai yapabileceklerini ima etmiþtir.

Genel hatlarý ile cemaatin ulusal boyuttan küresel boyuta geçtiðini, insanlarýn bakýþ açýsýný neye göre þekillendirdiklerini izah etmeye çalýþtým.

Önümüzdeki zaman diliminde etkisi nasýl olur onu hep birlikte göreceðiz. Ancak Cemaatin daha uzun yýllar Türkiye’nin þekillenmesinde etkin rol oynayacaðýný söyleyebiliriz.

 


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SZ SZDE!


Adnz (Yorumda grnecek) :
Balk :
Yorumunuz :
 

Dier Kürsat TECEL Yazlar
 
Diger anketlerimiz için tıklayın...
 
Tm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Iin Tiklayiniz.
 
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
sanalbasin.com üyesidir
Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.