Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
Kamyonetin lastiğini patlatara
Sivas'ta marketler zincirine ait kamyonetin lastiğini bıçakla keserek patlatan h
26 İlde FETÖ Operasyonu
Cumhuriyet Başsavcılığınca, 78'i KHK ile ihraç edilen eski Maliye Bakanlığı pers
Halk Ozanı Ali Kızıltuğ Son Yo
Halk ozanı Ali Kızıltuğ, Sivas'ın Divriği ilçesine bağlı Mursal köyünde son yolc
Sevgiliye Yılbaşı Hediyeleri N
Yılbaşının yaklaştığı şu günlerde sevgiliye hediye seçmek çoğu insan için zorlu
FETÖ'yle ilişkili bu Rektör ki
Yeniakit Gazetesi'nden Nurettin Veren'in yazısı...
ONAYLANMAK

ONAYLANMAK

  Bu yazı 17 Nisan 2013, Carsamba 07:52:26 eklenmiştir. 1471 kez okunmuştur.
Yazar : REYHAN EMİR


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Nedendir bu umutsuzca başkalarınca onaylanma isteği… Hatta ihtiyacı… 

Nedir kaynağı ki, hiç tükenmez ve ilk kendimizi tanımaya başladığımız zamandan mezara kadar peşimizi bırakmaz?…

Çocuklukta normaldir bir yere kadar, hayatı bilmediğimiz, tanımadığımız için söylenenlere uymamız.

Ya sonra?

Bilincimiz mi tembelleşiyor, korkularımız güvensizliğimiz mi büyüyor da böylesine +1 olmayı kabul ediyor, okulumuzdan kilomuza , giyimimizden zevkimize düşüncemize kadar karbon kopya hayatlar yaşıyoruz…

Kendi zevkine güvenmediği için gidip pazarda 5 lira olan t-shirte mağazada beş, on katını vereni biliyorum… Sebep işi garantiye alarak onaylanmak…

Mutlaka bir farkı vardır demeyin çünkü kökenden stilistim ve kalıp, dokuma, işçilik söz konusu olduğunda ne nedir, ne değildir en azından bu konuda iyi bilirim.

Ya da kendi pop hayat tarzı, görüşü ve zevkleriyle hiç uymadığı halde (ki zıt kutuplarda zevkler, düşünce ve kombinlere de hiç karşı değilim ve klasik müzik dinlemenin de insana sosyal anlamda bir artı kattığını da düşünmüyorum, bizde arabeski küçümseyenler ayıla bayıla metal, rock, rap dinlerler ki sonuçta onlarda batının varoş diye adlandırılan kesiminin müziğidir) klasik müzik cd’leri arşivi yapıp da en popülerlerinden tekini sorduğunuzda hiç bir fikrinin olmadığını kaçamak cevaplarından anlayıp, keşke hiç sormasaydım deyip onun adına mahcup olduklarım… Ama o cd’ler ona orada bir background sağlıyacaktır ve bu onu dışarı karşı kendini daha entellektüel, zevkleri, hayat görüşü ve standartı süzme, görmüş geçirmiş, kendine güvenli ve onaylanmış kılacaktır.
Biraz sosyal medyaya takılıyorsanız, yakinen tanıdığınız ya da hiç tanımayanlara nispeten daha fazla bilgi sahibi olduğunuz insanların, hiç hayatlarına dahil olmayan olaylardan mekanlardan hayat tarzlarından söz ettiğini görürsünüz ya da ucundan yeni yeni dahil olmaya çalıştıkları bu hayatı tanımasanız yedi sülaleden beri sürdürdüklerini sanırsınız. Bazılarını da tanımasanız bile aşağı yukarı anlar tahmin edersiniz.

Etiketler o kadar öz’ün önüne geçmiştir ki, an be an yer bildirimi yapılan iletilerden, paylaşılan resimlerden bunlar sohbete ne zaman nasıl zaman ayırıyor dersiniz. Gittiğiniz mekanlarda dikkat edin demeyeceğim çünkü muhtemelen bu yazıyı okuyan büyük çoğunlukta aynı olmak üzere ortamda direk cep telefonları, tabletler masa üzerine çıkar ve herkes bir yandan ne kadar elit ortamlarda sosyal takıldığının bildirimini yaparken gözü ekranda “Dinliyorum canım.’’ der ve bu asla bozulma konusu olmaz, çünkü karşısındakide kendi paylaşımı arasında anlatmıştır anlatacağını ve çekilen resimler de paylaşıldıktan sonra “Bir arkadaşlarla çok eğlendik .” toplanması da başarıyla sosyal medyada görevini yerine getirip “Ne eğlendik ne güzel dostlar ve ortamlar.’’ı hiç ya da az tanıdığımız insanlarla paylaşıp, ne değerli, sevilen, sosyal ve elit insanlar olduğumuzu onaylatıp bir sonraki aktiviteye kadar sistemdeki yerimizi sağlama alırız. Oysa yerimizi sağlama almamız gerekenler, masada bırakıp geldiğimiz insanlardır… Kendimizden o kadar uzaklaşmışızdır ki oturmuş ya da trend onaylanmalar adına kavramlarda karışmıştır artık. Yaşamak, hissetmek anlamını yitirmiş daha da kötüsü unutulmuştur.

Değerli olmak, hissetmek adına kovaladığımız her etiket bizi bizden çalıp dostlarımızdan, sevdiklerimizden, hayallerimizden, mutluluğumuzdan ederken bize bunu vereceğini düşündüğümüz onaylanmalarla neden hala mutlu olamadığımızı, huzurumuzun olmadığını ve tatminsizliğimizi alttan alta sorgularız.

Ve tüm bunların sebebinin aslında çarka kaptırdığımız hayatımız ve ruhumuz olduğunu bir türlü anlamaz, görmez yada görmezden geliriz.

Peki hem onaylanmış hem mutlu hem de her şeyimizle tatmin olacağımız bir hayat bu kadar zor mu?

Nedir bunun formulü, eğer gerçekten böyle sihirli bir formül var ise?

Tek bir şey biliyorum insanın kendisi olması!

Gerçekten büyük başarı, mutluluk hikayelerine bakarsanız tek ve yalın bu gerçek ortaya çıkıyor!

Tarihe ismini yazdırmış ne kadar bilim insanı, komutan, düşünür, sanatçı vs. varsa hepsi, herkesin baktığından daha farklı olaylara insanlara bakabilen, bunu söylemekten düşünmekten ve uygulamaktan korkmayan en önemlisi de onaylanıp onaylanmamayı görünen itibariyle pek de problem etmemiş insanlar. Muhtemelen onlar da bu çarklara takılmış olsalardı bu gün hala medeniyet bir arpa boyluk yolda kalmıştı.

Tabi ki herkesin tarihe geçecek şeyler yapmasını beklemiyoruz.

Ama herkes kendi tarihini yazabilmeli.

Siz kendinizi mutlu eden şeyleri keşfedip kendinize inanmaz, güvenmez, onaylamaz, onlara sahip çıkıp isteklerinizin, hayallerinizin, inançlarınızın peşinden koşmaya cesaret edemezseniz, başkalarının farkınızı, benliğinizi anlamasını, güvenmesini, sevip onaylamasını nasıl bekleyebilirsiniz? Dahası bedeni sürüklediğiniz bir hayat değil de ruhunuzu inançlarınızı taşıyan bir bedeniniz olduğu zaman onaylanmayı falan çok da umursamayacaksınız, işin tuhaf ve komik olan yanı ise o umurunuzda olmayan etiketlerin, onaylanmaların hepsi de istemeseniz de gelecektir… Çünkü çarkın içindekiler döner ama dışındakilerdir daima istese de istemese de ona yön verenler… Ancak o zaman ömür tamamlandığında mezarda yatan, kişinin gerçekten kendisidir, sevabı ve günahıyla. Yoksa anlamsız, tatminsiz zaman doldurmaya çalışıp arada bir hazlarla var olduğunu hissetmek ve onaylamakla çok değerli bir armağanı farkına bile varmadan tuketen, süre dolduran organizmalardan hiç bir farkımız kalmaz, Neruda’nın dediği gibi risk almadan, heyecanlanmadan, cesaret edip denemeden ve naifliklerin farkına varmadan ağır ağır ölürüz…


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 

Diğer REYHAN EMİR Yazıları
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİNDEKİ FETÖ ZULMÜ ÜLKE TV GÜNDEMİNDE…
“CUMHURİYET ÜNİVERSİTE REKTÖRÜNÜN DERHAL İSTİFA ETMESİ LAZIM”
ÜNİVERSİTE KREŞİNDE ŞOKE EDEN GÖRÜNTÜLER
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.