Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
MHP'li Kaya: 'Başkanlığa Hayır
MHP İstanbul Milletvekili Atilla Kaya, 'Ülkücü Tavır Başkanlığa Hayır' programı
ÜNİVERSİTEDE BIÇAK PARASI ÇETE
Yıllardır sağlık sisteminde en çok tartışılan konulardan biri. Bir diğer adıyla,
Ülkü Ocakları Eski Genel Başka
Referandumda tavırlarını hayır'dan yana koyan Ülkü Ocakları eski Genel Başkanlar
Sivas'ta gözaltına alınan 6 po
Adliyeye sevk edilen 6 polisten 4'ü tutuklandı.
HIRSIZI, DİNOZOR HIRSIZ-LAR MI
Bugün bir hikâye denemesi yapalım, göle bir maya çalalım belki tutar!
Recycling Mısır

Recycling Mısır

  Bu yazı 29 Nisan 2013, Pazartesi 16:11:58 eklenmiştir. 859 kez okunmuştur.
Yazar : Turgay URGUR


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

 

Hz. Yusuf’u hapisten tahta çıkaran Mısır. bolluk ve kıtlıkları, refah ve sefaleti, huzur ve kaosu hep ardıllar halinde yaşayıp geldi. Nil’in zeki çocuğu bazen şımardı, bazen akıllandı. Kime itaat, kime isyan edeceğini ise hep bir döngüyle öğrendi.

 

Hz. Musa’yı da sarayda büyüterek olmayacak mucizeleri yaşadı. Her felaketin(kan, kurbağa, bit, sel, vb) ardından Hz. Musa’ya giderken, dönüşte her şeyi çok çabuk unuttu.  

 

Mısır’ın değil belirli bir kesimin parlamentosu her zaman değişmeyen bir yazı(!)  oldu. Mübarek tarafından tek rakibi Ayman Nur ne hikmetse hapse atılır.  Hapisin Mısır’ın tarihinde çok ayrı bir önemi vardır.

 

Önce geçmişine bir bakalım;

 

Mısır için insani olan bir yönetim ise Hz. Ömer ‘in kumandanı Amr ibni As’ın yönetimidir ki Hz. Ömer kendisine bir konut yapmasına bile müsaade etmemiştir. Ganimet alınmamış, sadece Müslüman olmayanlardan baş vergisi alınmıştır.

 

Hz. Osman daha sonra kendi üvey kardeşi Abdullah’ı görevlendirmiştir. Vergiler artmış, katı politikalar ambarlardaki buğdayla birlikte sevgiyi tüketmeye başlamıştır.

 

Emevilerle birlikte Arapça konuşan bir Mısır gelir. Emeviler askeri genişleme hayaliyle yanıp kavrulurken Mısır’ın iç sorunlarını görmek istemezler.

 

Abbasiler ile baskı ve şeriat kuralları harmanlanarak çözümler aranır.

 

Lakin ülke insanı halen daha Firavunlardan bu zamana gelen Mısırlı olan kimliğini taşımaya devam eder. Devam etmek ister.

 

Valiler.... Uzaktan bağımlılık valilere kısa vadeli bağımsızlıklar verir. Ahmed İbn tolun bunların ilklerindendir.

 

Valilere bir de onlarla birlikte hareket etmekten haz duyacak askerler eklenir. Ordu ve siyaset pokerinin en güzel örneklerinden seçmeler yaşanmaya başlar. Tabi halk artık daha bir başka ezilir. Yağma, talan başlar.

 

Nil.... Nil verdikçe, alıcılar değişir. Tarımsal bir ülke oldurmak ikinci bir yazı(!) olur. Bu yazıyı ileriki bölümlerde en güzel İngiltere okuyacaktır.  Verimli toprak, itaatkâr fellah, kalleş vali, hazır ordu, iştahlı dış devletler Mısır'ın olmazsa olmazlarıdır. 

 

Ihdişi hanedanı da Nil’in gel git’lerinden istifadesini alır. Gelir, alır, gider.

 

Kötü yönetim Fatımi’lere davet açar. 1 Temmuz 969 Fatımi’ler Mısır başkentine girer. El – Kahir kurulur. Halkın mezhebi ve yönetenlerin mezhebi farklıdır. Üçüncü bir yazı da bu olur, dil, ırk, mezhep, din farkı yönetilenler ile yönetenler arasında hep olacaktır. Mısırlılar artık Araplar, Türkler, Berberiler, Sudanlılar, Siyahlar ve hepsinin son günlerinde  recycling sürecinde bir de beyaz(en beyazlara) alışacaklardır.

 

973’te Muiz, kılıcını çekerek “işte benim şecerem diyecektir.” Bu kılıç, her yeni dönemin yöneteninin elinde gerektiğinde çekiliverecektir. Mevcut Ak hükümetin eski Kültür Bakanının başındaki ile aynısı mı bilmiyorum. 

 

Bu kadar karmaşa Mehdisiz olur mu? Aziz’in oğlu el-Hakim ilginç yöntemleri ile eser geçer. Dürziler onun bir gün yine döneceğine inanırlar. Recycling devam etmektedir.

 

1099 Haçlılar gelir. Nil çeker. Mısır vezirleri Selçuklulara karşı Haçlıları kullanabileceklerini sanırlar. Lakin 70 bin savunmasız Müslüman’ın katli yazının böyle olmadığını vezirlere okutur.  

 

Şimdi Mısır hem Haçlılarla hem de Zengi ile kur yapar. Bu tehlikeli ikili- aşk oyunları Mısır’ın İsrail ilişkilerinde de hissedilecektir.

 

Nihayetinde Selahaddin Eyyübi yetişir. Haçlılarla mücadele, medreseler, adil yönetim, sulama sistemleri, ark ve bentler; bu dönemin dikkat çekenleridir.  Avrupalı şövalyeler Selahaddin’den insanlık öğrenirler.  Selahaddin aksiyon adamıdır. Saray da değil dışarıdadır. Nil yine Mısır’a gülmüştür.

 

Eyyübi’yi Memlüklüler takip eder. Türkçe yine gelir. Memlüklüler Mısır’ın yeni miğferidir. Miğferin ucu bazen halka da batar tabii. Halk yapılan binaları, cömert bahşişleri sever. Verilen kendi parası da olsa almak güzeldir.

 

Unuttuğumuz bir de Veba vardır. Veba da Nil gibi bazen acımasız uğrar. Yönetenleri alaşağı edip, değiştirecek kadar esaslı bir Yazıdır.   

 

Yeni Moğol tehdidi Mısır’ı Osmanlıya yaklaştırır. Lakin Timur zalimdir. Memlükler durumu zor kotarır.

 

1517’de Osmanlı gelir. İstanbul’a uzaklık işleri pekte kolay kılmaz.

 

 

 

1517’de Osmanlı gelir. İstanbul’a uzaklık işleri  kolay kılmaz. Vali’ye Paşa rütbesi ağır gelir. Osmanlı meşhur Tımar sistemini devreye sokar. Avrupa’nın gelişim rüzgarı; altın-gümüş dengelerini, Osmanlının dengesini ve Mısır’ın zor zahmet uzaktan kumandalı dengelerini de bozar. Ordu zam ister. Sadece şimdiki ordularda değil eskilerinde de ‘görev kutsaldır’.

 

Memlük ileri gelenleri Osmanlının gidiş-gelişlerinden boşluk bulurlar. 1798 Fransız İşgaline kadar Beylik sürerler. Ne de olsa adı üstünde MEMLÜK BEYLERİ. Osmanlıya karşı Memlüklerin yenildiği gibi recycling adına yine Fransızlara karşı mağlup olunur.

 

Ardından İngiltere – Osmanlı birlikteliği ve yeniden Osmanlı’nın adı.

 

 

Mısır’ı Memlüklerin kendilerini koruyabileceği inancını kaybetmişlerdir ta ki yeni koruyucu Kavalalı Mehmed Ali gelinceye kadar. Mehmet Ali top, tüfek, barut imal eden küçük fabrikaları kurarak kendi varlığını ve Mısır’ın güvenliğini devam ettirmeye çalışır. Mısır ordusunun Mısırlılaşması adına da bir dizi faaliyetler yapar.

 

Memlükler- Fransızlar- İngilizler –  Osmanlı. Bunların arasından Mehmet Ali ulemanın gönlünü eder ve yeni vali olur. Kimilerine göre Mehmet Ali ülkeyi 1952’ye kadar yönetecek bir sistem kurar ve Osmanlıya karşı Mısır’ı korur. Ne diyeyim, sözün bittiği yer. Yönetilmek de insanın doğasında olsa gerek, kendi içinden değil de dışarıdan gelenlere pek fazla ses çıkarılmaz.    

 

İngiliz-Fransız-Avusturya donanmasının 1827 Navarinde Osmanlı-Mısır donanmasını batırması aslında tarihteki gerçek dost-düşman fotoğrafının aslıdır. Bu olayları 1833 Hünkar İskelesi ve Balta limanı antlaşmaları takip etti. Ticaret elden gidiyordur.   

 

1840 Londra Antlaşması ile recycling sürecinde İmparatorluk eyaleti olmaktan taşralı  hammadde tedarikçiliğine geri dönülüyordu. 

 

1879 da borçlar ve Faizleri Mısır’ın başına dert olur. Öyle bir dert ki İngiliz başkonsolos Mısır’ın taçsız hükümdarı olur. Tabi bu işlerin ağır bedeli Süveyş Kanalının hisselerinin elden gitmesi olacaktır.

 

İngiltere’nin niyetinin kurtar-çekil olmadığı zamanla anlaşılır. Çünkü halk kendi dertlerine ancak kendisinin çözüm olacağını geç anlar veya anlaştırılmaz. Tüketirken, sakinken düşünmeye zaman kalmaz.  İngilizlerin tahliye yalanları adı üstünde hep yalan olarak kalırlar.

 

Liberal Anayasacılar ile Vefd belirli grupların hizmetinde çalışır ve bir amaçtan ötesine geçemezler. Recycling, hükümetlerin varlığının İngilizlerin desteği ile doğru orantılı olduğunu gösteriyordu.

 

Yeni bir halk kahramanı ilkokul öğretmeni Şeyh Hasan el-Benna Müslüman Kardeşleri kurar. Partinin isim babasını tebrik etmek lazım. Ezilen halkın sömürüye, fakirliğe, istilaya karşı sesi olur. 


 

 

Müslüman Kardeşlerin büyümesi ve geniş kitlelere hitap edecebileceği izlenimi İngiltere başta olmak üzere iç dış menfaat güçlerini rahatsız eder. Sıdkı ve ailesi zimmete para geçirmek iddiasiyla hükümetten düşerken Vefd iktidara gelir (getirilir). Vefd yerini sağlamlaştırmak için baskıcı bir yönetimi benimsedi.


1919 olaylarındaki hareketlerde kadınların rolünü görüyoruz. Son zamanlardaki (2011) olaylarında da kadınların ekranlarda görülmesi ironiktir. Hz. Musa’yı sarayda koruyan Fravunun eşi gibi recycling sürecinde kadın yine baskıya karşı bir kalkan olmaya çalışmıştır.


Ülke yönetimi Nasır dönemine yaklaşılırken İngiliz korumacılığı ve kendi ordusunu oluşturmak adına gel-gitler yaşamaktadır. Bu bağlamda 1900'lü yılların aynen Abbasi, Emevi ve diğer devletlerin 1200 yıl önceki korumacılığına geri döndüğünü görmekteyiz.


Suveyş kanalı ve çevresinin korunması öncelikli işlerdendi.


Nasır dönemi Mısır’ın kendi varlığını yeniden recycling adına anımsadığı yıllar olacaktı. Arap liderliği vasfı insanların duygularını okşuyordu. Müslüman Kardeşler Nasır döneminden umutluydu lakin Nasır ve subayları bu birlikteliğin devamına pek sıcak bakmıyorlardı. Nasır gücü gerektiğinde kullanarak yerini korumayı tercih etti.


ABD’nin yardımları ve yönetimde söz sahibi olmaya başlaması yeni bir kurtarıyıcı ve kollayıcıyı sahneye çıkarır. Artık modern dünyanın kuratırıcısı Dünya bankası da devrede olacaktır.


Nasır. Nasır’dan yardımcısı Sedat, Sedat’tan yardımcısı Mübarek. Silsile halinde devam eder. Bu süreçte İsrail ve Arap dünyası arasındaki ilişkiler, ABD’nin yardım ve karşılığındaki istekleri Rusya’nın limanları kullanması sonra geri gönderilmesi ve İngiltere’nin müdahaleleri sürekli devam eder.


Günümüze yaklaştıkça Sedat’ın açık politikalarıyla daha çok tüketen bir Mısır halkı vardır. İslami cemaatler halk içinde dini yaşantıya dönüşün zorunluluğundan bahsederler.


Yönetenler lüks yaşantıdan ve güçten vazgeçmez iken halk bunları kaderin bir cilvesi olarak algılamaya devar eder.


Sedatla birlikte dinleme epey bir etkin olur. 1,500 kişinin hapse gönderilmesi ve 15000 bin kişinin dinlenmekte olması Sedat ve yönetimin en bariz özelliklerindendir.


Recycling Mısır için geçmişinde,


Yönetilmek, kendini aramak  ve yeniden yönetilmek.

Baskı, Mısırlılaşmak ve yeniden baskı.

Zengin yönetim, fakir yönetilen.

Oy kullanma, hapse gönderilme, idam ve yeniden susturulma.

Tarım için çalışma, itlahata büyük paralar aktarma.

Koruyucuyu bulmak, kurtarıcıyı beklemek.

Dış borç, iç isyan.

Dinlenme   ve dinlendirilme ve dinleştirilme.


Olarak süregeldi. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunun en canlı örneklerinden oldu.


Ülkemin insanının Mısır’ın başına gelenlerden çıkaracağı o kadar çok ders var ki onlardan diğer bölümde bahsetmeye çalışacağım.


Turgay Urgur

 

www.turgayurgur.blogspot.com

 

 


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 

Diğer Turgay URGUR Yazıları
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ SİVAS'IN GERİLEMESİNİNDE ÖNEMLİ PAY SAHİBİ Mİ OLMUŞ ?
C.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün Alkollü Gezisi
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.