Bölgesel
Giriş Tarihi : 03-11-2011 11:11

CHP'Lİ GENÇLER AKP'YE YÜRÜDÜ

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız ve arkadaşları, AKP'li Bakan Beşir Atalay'ı protesto etti. CHP'liler AKP Ankara İl Binası'na doğru yürülüşe geçince, polis barikatıyla karşılaştı.

CHP'Lİ GENÇLER AKP'YE YÜRÜDÜ

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız ve arkadaşları, AKP'li Bakan Beşir Atalay'ı protesto etti. CHP'liler AKP Ankara İl Binası'na doğru yürülüşe geçince, polis barikatıyla karşılaştı.

Deniz Feneri Davası'nda "köstebek" olmakla suçlanan Beşir Atalay'ı istifaya çağıran ve bu amaçla Ankara'da toplanan CHP'li gençler, kentin merkezindeki Sakarya Caddesi'nde buluştu. Caddede kortej oluşturarak yürüyüşe geçen CHP'li gençler, bu sırada "Atalay istifa" sloganı da attı. CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız ile Genel Başkan Yardımcısı Deniz Demir'in öncülük ettiği gençler, Sakarya Caddesi'ndeki yürüyüşlerinin rotasını AKP İl Başkanlığı'na çevirdi.

CHP'li gençlerin AKP'ye doğru yürüyüşe geçtiğini gören polis, AKP önünde geniş güvenlik önlemi aldı. Çevik Kuvvet'e bağlı polisler, AKP Ankara İl Başkanlığı'nın önüne konuşlandırıldı.

Protestolarını AKP önünde gerçekleştirmek isteyen gençlerin binaya yaklaşması üzerine, Çevik Kuvvet ekipleri, göstericilerin önünü kesti. Bu sırada kısa süreli bir arbede yaşandı. Daha sonra CHP'li gençlerle polisin yaptığı konuşma üzerine gerginlik sona erdi. Eylemciler, basın açıklaması yaptıktan sonra dağıldı.

CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız, Beşir Atalay'ı istifaya davet eden açıklamasında şu görüşleri ifade etti:

Sevgili Ankaralılar,

Toplum olarak zor ve sancılı günlerden geçiyoruz. İnsan hayatının öneminin yok sayıldığı bir ortamda; şiddet, baskı ve ölüm şehirlerimizde kol geziyor. Hükümetin uyguladığı tutarsız politikalar sonucunda; sosyal adaletsizlik gün be gün artıyor. Yolsuzluklara duyarsız, depremlere hazırlıksız bir toplum inşa edilmeye çalışılıyor. Kısacası; ülkemizde her anlamda insanlık dramı yaşatılıyor. Yürütme’nin üyeleri meclisi de yargıyı da hiçe sayarcasına hareket ediyorlar.
Sn Maliye Bakanı Mehmet Şimşek fütursuzca çıkıp " deprem vergileriniz mi? Biz onları yol, su, elektrik olarak harcadık" diyebilecek kadar pervasız ve sorumsuz davranabiliyor. Ama seçim meydanlarında “duble yolları biz yaptık” diye propaganda yürütülerken bu ince ayrıntıyı ne hikmetse unutuyorlar.

Unutmadıkları bir şey var; o da kirli hesaplarını uygulamak için edindikleri misyonları…

Bu isimlerin başında; tabi ki Sn. Beşir Atalay bulunuyor. Sn Başbakan Yardımcısı’nın yürütme erki olarak yargı sürecine müdahil olma, güvenlik güçlerini zaafiyete uğratacak planları açılım diye sunma ve yüzyılın yolsuzluğunu “Deniz Feneri’ni” örtbas etme gibi misyonları bulunuyor. Bu misyonlardan birinin, bildiğiniz üzere Deniz Feneri Davası’nın, yüzyılın soygunu olayının üstü örtülmek istenmektedir. Almanya’da açılan dava 1 yıl 5 ayda bitmiş ancak her ne sebeptense Türkiye’deki yargılama; yürütmenin engelllemeleri sebebiyle 19 Eylül 2008 tarihinde başlayabilmiştir. Hala elle tutulur bir sonuç yoktur.

Son engelleme ise Köstebek Skandalı olarak günyüzüne çıkmıştır. Sn. Beşir Atalay’ın koruma müdürü 14 Ekim 2009 günü Kırıkkale Belediye Başkanı’nı arayarak tedbir almaları yönünde haber uçurmuştur. 15 Ekim günü organize işlerin elemanları ise nasıl tedbir alırız derdine düşmüşler, çözümü bulmuşlardır. Arama yapılacağını önceden malum kişilere bildirmişlerdir. Çözüm; 24 saat sonra ayın 16'sında savcılık kararıyla bu kanal ve ofislerin basılmasıdır. Ancak haberli bir baskıdır yapılan. Bu bir dümen değildir de nedir?
Göründüğü üzere bu olay birebir yürütmenin yargıya müdahalesidir. Yolsuzluğun liderliğini üstlenmektir. Bu nedenle Beşir Atalay gereğini yapmalıdır. İstifa etmelidir.

Şimdi merak ettiğimiz şudur: Kul hakkı, yetim hakkı yemenin en büyük günah olduğunu bilenler, köstebeği koruma altına alarak onun günahına ortak mı olacaklardır? Köstebek olayı mızrağın çuvala giremeyeceği bir noktaya gelmiştir. Beşir Atalay’ın yaptıkları yargı sürecine açıkça müdahale değildir de nedir?

Özgürlükçü demokrasilerde politikacıların halka karşı sorumlulukları vardır. Sorumsuzluklarıyla; 9 yıldır Türkiye toplumunun infaaller yaşamasına yol açan hükümetin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay gereğini yapmalı ve istifa etmelidir.

Daha nice örnekler görmek istemiyorsak eğer; gerçek demokrasilerde, üstünlerin hukukunda değil hukukun üstünlüğünde yaşamak istiyorsak, sorumluları hesap vermeye çağırmalıyız.

Bu bağlamda duyarlı yurttaşlarımızı ülkemizin üç büyük ilinde başlattığımız bu imza kampanyasına destek vermeye çağırıyoruz. Bizlerin, çocuklarımızın geleceği için tarihe not düşüyoruz. Bir imza da sen ver Köstebek gereğini yapsın!

 

 

 

 

Bir firma düşünün; şirketinizin profesyonel anlamda her türlü gereksinimde yanınızda olsun...'Lojistik Kurye' hizmetleri ile, her türlü iletinizi; taahhüt edilen zamanda, yerine ulaştırsın...Yetmesin; üretiminizin, hizmetinizin; aynı dağıtım ağı ile, ulaşacağı yerlere, eksiksiz ve yine taahhüt edilen zamanda ulaşmasını sağlasın...Yine yetmesin, her türlü web tasarımınızı; en son tekniklerle; tüm dünya ile paylaşsın, yeni doğacak ekranınıza siz bile şaşırın...Yetmesin, her türlü araç kiralama ve benzeri ihtiyaçlarınızda; yine oldukça profesyonel bir mantık ve süreç çerçevesinde, bu ihtiyacınızı da eksiksiz yerine getirsin...Böyle komplike bir şirket, olsa olsa; genç ve girişimci işadamı Yaşar Karakelle'nin yönetim kurulu başkanlığını yaptığı YKK HAN GRUP olabilir...www.ykkhangrup.com

 

 

 

 

Metin BOSNAKMetin BOSNAK