Politika
Giriş Tarihi : 26-08-2026 13:05

Erdoğan: Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz" dedi. "Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor" diyen Erdoğan, "Türkiye, vicdanlı, ilkeli ve barışçıl politikalarıyla tarihe yön veriyor. Bunun önünü artık hiç kimse kesemez" ifadelerini kullandı.

Erdoğan: Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı'nda 955. Yıl Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı'nda konuştu.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Dün Anadolu'nun giriş kapısı, ata şehrimiz Ahlat'taki etkinlik alanını ziyaret ederek gençlerimizle kucaklaştık. Ardından Kabine Toplantımızı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyemizde üçüncü kez gerçekleştirdik. Şimdi de Bizans'ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu'nun cümle kapısını açtığımız Malazgirt'te sizlerle beraberiz.

Konuşmamın başında Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümü mübarek olsun diyorum. Malazgirt'te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan'ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemali edeple yad ediyorum. Bu meydanı tıka basa dolduran, buradan dünyaya çok güçlü bir birlik ve beraberlik mesajı veren siz kardeşlerime tek tek şükranlarımı sunuyorum. Beyaz başörtüleriyle, beyaz leçekleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine çeviren hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum. Gelecekteki zaferlerimizin, istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum. Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için, Alparslan'ın ve gaza erlerinin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şahit ettiğiniz için, şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Rabbim sizleri korusun. Rabbim bu aziz millete, bu büyük devlete en güzel, en hayırlı hizmetleri yapmayı siz gençlerimize nasip eylesin.

Bugün aynı zamanda Anadolu'nun harim-i ismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız büyük taarruzun 104. seneidevriyesini idrak ediyoruz. Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Sağ olun. Bu vesileyle Milli Mücadele'de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.

Kimseye boyun eğmeyiz

Şunu bilhassa ifade etmek isterim sevgili gençler. Biz Malazgirt'te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş, istiklaline aşık bir milletiz. Devletimizin bekası, milletimizin varlığı, bayrağımızın göklerde gururla dalgalanması için anadan, yardan, serden geçmiş kahraman bir milletiz. Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz. Ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. İnşallah bundan sonra da başımız dik, alnımız ak bir şekilde, bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.

Malazgirt'in önemi, kendisinin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklanır. Bayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya, burada yazılan o muhteşem destanı işte bu sözlerle ifade etmişti. Bakınız, bundan tam 955 sene önce, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan ordusuyla birlikte cuma namazını eda etti. Ardından askerleriyle birlikte Cenab-ı Allah'a dualar etti. Dua bitince o yiğit sultan ordusuna dönüp şunları söyledi: 'Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olduğu halde böyle bekleyeceğiz. Ben, bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dualar ettikleri vakitte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek ne ala. Aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz. Şu anda karşınızda ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim. Sizinle beraber kılıç sallayacağım. Benimle gelmek isteyenler gelsin. İstemeyenler geri dönsün.'

Sözlerini bitirince, ölürsem kefenim olsun diyerek giydiği beyaz elbisesi sırtında, okunu ve yayını aldı, atının kuyruğunu bağladı. Düşmana yaklaştığında atından inip yüzünü toprağa sürerek yine Rabbine dualar etti, niyazda bulundu. Sonra atına tekrar binerek kendisi önde, gazanferler yanında düşmanın üzerine ok gibi atıldı. Savaşın sonunda ordusuyla beraber Malazgirt'te tarihe geçen görkemli bir destan yazdı.

Kardeşlerim, Sultan Alparslan muhteşem zaferiyle sadece Anadolu'nun kapılarını milletimize açmadı. Selahaddin Eyyubi ile Kudüs'e, Sultan Fatih ile İstanbul'a, Osmanlı Cihan Devleti ile üç kıtaya giden yolları da açtı. Mevlana ile Yunus Emre ile Hacı Bektaş-ı Veli ile İdris-i Bitlisi ve Ahmed-i Hani ile gönüllere giden yolları da açtı. Anadolu'dan Balkanlara, Hicaz'dan Kuzey Afrika'ya, Adriyatik'ten Ata yurdumuza giden yolları da açtı. O kilidi Sultan Alparslan ve ordusu açtı. Merhum Fazıl Hüsnü Dağlarca bunu şöyle anlatıyor. Bağladı atının kuyruğunu, yaptı bir topuz. Ölümü ölüme doladı Alparslan. Sürdük atlarımızı üstüne, üç yüz binin atıldık sağlı sollu. Damar damar yarıldı gökyüzü allığından, varırken Tanrı'sına bir şehit Gökçe yollu. Her gören taş kesildi ulu görkemimizden. Atlar dört başlı, işte yiğitler sekiz kollu. Alparslan ve yiğitlerinin aziz ruhları şad olsun. Medeniyet coğrafyamızı ihya eden ecdadın ruhu şad olsun. Bir yıldır şehitler tepesini boş bırakmayan cümle şühedanın ruhları şad olsun.

Biz millet olarak ne zaman bir olduysak zaferden zafere koştuk

Tarihte bazı hakikatler vardır ki bunların tahrif edilmesi, yok sayılması, inkar edilmesi mümkün değildir. Bu gerçeklerden biri de şudur. Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek başarıdan başarıya, zaferden zafere koştuk. 955 yıl önce Malazgirt Destanı'nı unutmayın, böyle yazdık. Çanakkale'de, Milli Mücadele'de, 15 Temmuz'da zorlukları böyle aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık. Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık, işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık.

Bizim güçlü olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yok

Şurayı özellikle vurgulamak istiyorum. Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için değil, yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız. Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa tüm çabamız müessir ve müreffeh bir Türkiye'yi inşa etmek içindir. Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.

Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık

Millet olarak bizim çok eski bir geleneğimiz var. Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola baş koyduğumuz, bir işe giriştiğimiz zaman atımızın kuyruğunu bağlarız. Bunu, ne olursa olsun geri dönmeyeceğimizi, sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. İşte biz de Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık. İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için atımızın kuyruğunu bağladık. Terör gibi ebedi kardeşliğimize vurulan ebedi kardeşliğimize vurulan hançerleri söküp atmak için atımızın kuyruğunu bağladık.

Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor

Dost, düşman herkes şunu bilsin ve anlasın. Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye, vicdanlı, ilkeli ve barışçıl politikalarıyla tarihe yön veriyor. Bunun önünü artık hiç kimse kesemez. Tarihlerle, tuzaklarla Türkiye'nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracaklarını zannedenler hayal kırıklığına uğramaya mahkümdur. Biz ne doğru bildiğimiz yoldan saparız ne de birilerinin tahrikleriyle farklı yollara gireriz. Bugüne kadar olduğu gibi yolumuzdan dönmeyecek, azimle, sabırla ve elbette kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz. Mevla yolumuzu açık etsin diyorum.

Bu düşüncelerle Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü bir kez daha mübarek olsun diyorum. Anadolu'yu bizlere vatan eyleyen şehit ve gazilerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.

AdminAdmin