Yakın tarihimizde Kemerburgaz İstanbul’ un önemli lezzet duraklarından biri olan bir köydü.
Uzak ilçelerde oturanların buraya yolu düştüğünde Kemerburgaz’da yetişen sebzelerden yapılan turşudan ve yine buradaki ağıllarda yetişen besi hayvan etlerinden almadan gitmezlerdi. Aynı zamanda Kemerburgaz hafta sonları gerçek köy kokusu almak isteyenlerin de ziyaret yeriydi.
Selanik’ ten gelenlerin yerleşim yeri olan Kemerburgaz eski bir Rum köyü olması nedeniyle hala Yunanistan’dan gelenler tarafından ziyaret ediliyor.1994 yılında başlayan İstanbul çapındaki yapılaşma çılgınlığı ile birlikte Kemerburgaz’ın hemen bitiştiğindeki Göktürk Köyü bu yağmadan payını en fazla alan yerlerden biri oldu.
Öyle ki eski Göktürk tamamıyla yok olmuş yerine Kemerburgaz ile tezatlık oluşturan bir hal almış. Kemerburgaz ise burada yaşayanların da olumlu tavrı nedeniyle eski halini korumaya çalışan bir köy olma özeliğini korumak isterken bir yandan da eski ile yeni arasında çelişkilerde hayli fazla.
Kemerburgaz’ a bitişik orman alanlarında Kemer Country ‘nin kurulması ile başlayan olumsuz yöndeki gelişmelerin ardından, dere üzerlerine çeşitli fabrikaların kurulması ile büyüyen Ayazağa ile Göktürk arasındaki gelişme arkasından araç trafiğinin artmasını getirmiştir.
Civardaki Taş Ocaklarının doğal tahribatı, Kemerburgaz çöplüğünün kapatılarak burada yıllardır biriken çöp sularının yer altı sularına karışması gibi pek çok sorun arasında kalan Kemerburgazlılar bu sorunlarla uğraşmak ve mücadele etmek yerine ,bölgede geçici süre ile kurulan tesislere bir siyasi partinin güdümünde ve dışarıdan buraya yerleşen birtakım kişilerin etkisiyle bu tesislere karşı etkinlik ve eylem düzenler olmuşlar.
Bir taraftan Kemerburgaz’ın hala ayakta durmaya çalışan ahşap evleri,diğer taraftan yapılaşma isteği ile beraber gelen baskı ve bu baskıya direnenler. Bütün bu sorunların yanında yaşanan büyük trafik kazaları bölgede büyük bir problem .
Diğer yandan sanki özellikle yüksek yer ve tepeler yokmuş gibi mahalle aralarına baz istasyonlarının kurulması ile Kemerburgaz’da kanser vakalarını arttırmış durumda. Bir mahallede hemen hemen her evde birkaç kanser hastası var. Peki kim bu baz istasyonları için eylem yaptı? Diğer konuyla ilgilenen siyasi parti il teşkilatı baz istasyonları içinde çıkıp açıklama yaptı mı ? Birileri güçlerini insanları baz istasyonu nedeniyle kanser olmaktan kurtarmak için harcadı mı ? Bunun cevabını bütün Kemerburgaz halkı çok iyi biliyor .
Kemerburgaz’a dışarıdan gelerek yerleşen bazı şahısların bölge insanlarını sanki başka bir sorun yokmuşçasına hem de bazı siyası parti temsilcilerini yanlarına alarak geçici tesislere karşı etkinlik düzenlemesi burada yaşayanlar tarafından sorgulanmaya başlandığı biliniyor.Yıllardır çöp dağları varken sesleri çıkmaz ve Kemerburgaz’a sahip çıkmak akıllarına bile gelmezken sırf siyası maksatlı etkinlikler düzenlenmesi hele bunları Avcılar –Kulübünün de organize etmesi düşünmeye değer ve hayvan severlerin sorgulaması gereken bir harekettir.
Yıllarca Kemerburgaz ormanlarında doğadaki hayvanları katleden bazı avcıların durduk yerde bir tesise karşı mücadele etmesinin altında neler yatmakta olduğunu araştırmak gerekir.
İki yıl evvel İstanbul Çevre Konseyi ile bir milletvekillinin adı gecen tesisleri ani denetlemesi sırasında yanlarında bulunan bazı Kemerburgazlıların,tesis sahibinden herkesin içinde şu bizim 30.000 TL’ ye ne oldu demesi şaşkınlık yaratmış,bunun üzerine Çevre Örgütleri temsilcileri ile vekil ile birlikte ani bir kararla tesisi terk etmişti.
Selanik’ten buraya gelip yerleşen Ulu Önderin hemşerileri hiç bir şeyden korkmaz ve Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi bugünkü halde demokratik savaşlarını verip bazı sorunların hakkından gelebilecek karar ve güce sahip olduğu bilinen bir gerçek. Ancak Kemerburgaz’ a sonradan gelip yerleşen burada yaşayan herkes Kemerburgazlıdır ve herkes gibi anasal haklara sahiptir ama o kadar sorun arasında kolay bir yer seçilerek Kemerburgazlıların kullanılması da düşündürücüdür.
İstanbul Orman Müdürlüğü,Kemerburgaz’da kömür çıkartılan yerleri 1996’dan itibaren rehabilite etmeye başladı. Açılan toprak döküm ihaleleri ile Orman İdaresine 40 milyon dolar gelir sağlandı . Bu proje ile İstanbul’daki ormanlık alanlar 100 bin dönüm artacak ve dikilecek 5 milyon fıstık ağacı ile ekonomiye 4-5 milyar dolar gelir sağlanacaktı. Yani yıllık ortalama 400-500 milyon dolarlık bir kaynak hesaplanıyordu.
Bazı kurum ve kuruluşlar değişik projeler adı altında devreye girerek (mezarlık, mera ıslah, çevre düzenlemesi ve bahçe tanzimi, yol bakım ve onarım projeleri vb. gibi) kamuya ait arazilere toprak dökümleri yaptırıldı. Yani, orman dışındaki kamu arazilerine yaptırılan toprak dökümleri nedeniyle bakanlığın eski maden ocaklarının rehabilitasyonu ihaleleri durduruldu. Yani Kemerburgaz’ın diğer en önemli sorunlarından biride bitmek bilmeyen hafriyat kamyonları ve çevreye dökülen hafriyatlardır.
Bu hareketin arkasında eski ile yeni arasında kalmış Kemerburgazlıların yeter artık burada yaşamak istemiyorum deyip evlerini satıp buradan gitmelerinin beklendiği de dedikodular arasında.
Kemerburgaz’da yaşayanların evlerini satmaya başlamasıyla 10 yıllık bir süre için buranında Göktürk gibi yapılması planlandığı burada yaşayanların sorunlar karşısında bıktırılıp evlerini ucuza satma beklentisi de başka bir dedikodu
ZAFER MURAT ÇETİNTAŞ






























