DYP İstanbul Kartal İlçe Başkanı Ahmet Satılmış, dünya ekonomisinin, büyük bir kriz yaşadığını, ancak AKP'nin hala '2023 İhracat Rekoru Düşü'nen uyanmak istemediğni söyledi.
DYP İstanbul Kartal İlçe Başkanı Ahmet Satılmış, 'Yaşanan Ekonomik Kriz ve AKP'nin Anlatmaıkları ve Algılayamadıkları' konu başlıklı bir basın açıklaması yaptı.
Yaşanan global krizin, Türkiye'yi de kısa zamanda vuracağını da vurgulayan DYP İstanbul Kartal İlçe Başkanı Ahmet Satılmış, 'AKP halka yalan söylemye devam etsin dursun. Yalan söylemekle gerçekler gizlenemez. Dünya batıyor, bitiyor. Türkiye Kurban Bayramını kutlarken, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu istifa etti, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'de istifa edeceğini duyurdu. Yani kriz iki başbakanı daha yedi. Bugüne kadar 2008 krizinin büyük bir kriz olduğu yönündeki görüşlere değer vermeyenler, belki bundan sonra bu düşüncelerinden vazgeçerler. Uluslararası ekonomik kriz sürüyor. Üstelik her geçen gün Türkiye'ye daha çok yaklaşarak sürüyor. Euro alanındaki kriz derinleşirken, şimdi herkes suçlu arama gayreti içine girmiş durumda. Egemen medya nedeni ile Yunanistan'da suçlunun çalışanlar ve emekliler olduğuna geniş kesimler ikna edildi. Peki İrlanda, Portekiz, İspanya ve İtalya'da suçlu ya da suçlular kim?Söz konusu ülkeler içinde İtalya dışındakilerin borçlanma düzeyleri 2007'de AB'nin kabul ettiği sınırlar içinde idi. Yani bu ülkelerde kamu borçlanma düzeyi de yüksek değildi. Buna rağmen bu ülkeler krize girdi' şeklinde konuştu.
AKP'nin adam gibi önlemler almaması halinde, Türkiye'nin büyük zorluk yaşayağını da yineleyen DYP İstanbul Kartal İlçe Başkanı Ahmet Satılmış, sözlerine şöyle devam etti:
'Özellikle az önce saydığımız ülkeler, krizi teikleyecek. Sıraladığımız ülkelerin krize girmelerindeki nedenlerine göz atmamız doğru olacaktır. Bir kere bu ülkelerde özel kesim borçlanma düzeylerinin yüksek olması. Yani halk ve firmalar çok borçlandı. yine söz konusu ülkeler, Euro alanında oldukları içinde bağımsız bir iktisat politikası, özellikle de para politikası yürütemediler. Bu ülkeler uluslararası sermaye hareketlerine karşı ekonomilerini tümü ile açmışlardı. Ülkelerin bu yanlış tercihlerinde elbette halkın oy verip, iktidara getirdikleri siyasi partiler sorumlu. Fakat onları bu kötü yola kimler düşürdü? Yanıtımız açık ve net olsun. Krizde iflas noktasına gelen bu ülkeleri kötü yola düşürenler, bugün onları kurtarma peşinde olanlar. Yani Almanya, Fransa ve uluslararası finansal kuruluşlardır. Şimdi bu ülkeler neden krizdeki ülkeleri kurtarma derdindeler bilior musunuz? Zira, elbette kriz ülkelerinin tahvillerini ellerinde tutmaları. Yani Yunanistan borçlarını ödeyemez ise Fransız ve Alman bankalarının ellerindeki tahviller çöp olacak. Krizdeki ülkelerin ortak özellikleri hizmet ekonomisi ağırlıklı ülkeler olması. Bu ülkeler sanayi ürünü ithal ediyor. Dışa sonuna kadar bağımlılar yani. Sanayi ürün taleplerinin düşmesi, ihracatçı ülkelerin mallarını satamamaları demek. Bir diğer önemli sebep ise, büyük amaçlarla kurulan Avrupa Para Sisteminin çökecek olması. Almanya ve Fransa, IMF ile birlikte bu ülkelerin borçlarını ödemeleri için faiz dışı bütçe fazlası vermelerini istiyor. Böylece borçlarını ödeyebilmelerini, en azından yeniden borçlanabilir ülke konumuna gelmelerini istiyor. Bu yüzden de, vergilerin; artırılmasını, ücretlerin düşürülmesini, kamu harcamalarının azaltılmasını istiyorlar. Bu isteklerinin yapılması için Yunanistan başbakanının kellesinin alınmasının yeterli olmayacağını düşünerek, kendilerinin güvendiği bir adamı hükümetin başına geçirmeye karar verdiler. Yetinmediler şimdi yazılı taahhüt istiyorlar. Dünya ekonomisiin düştüğü zavallı duruma bakar mısın? Yunanlılar bu durumu şaşkınlıkla karşılıyorlar. Eminim siz karşılamamışsınızdır. Ülkenin adını, yeni başbakanın adını değiştirin. İşte 2001 krizi sonrası Türkiye dediğinizi duyar gibi olmalıyız. Burada AB'nin patronajını elinde tutan ülkelerin henüz hesaba katmadıkları olgu: Yunan ve İspanya halkının Türk halkı gibi olmamasıdır. Bu ülkelerin insanlarının baskıya, faşizme direniş geleneği var. Yutmadıkları lokmanın bedelinin kendilerine ödettirilmesine direnecek olmalarıdır. Nitekim öyle de oluyor galiba...'

Bir firma düşünün; şirketinizin profesyonel anlamda her türlü gereksinimde yanınızda olsun...'Lojistik Kurye' hizmetleri ile, her türlü iletinizi; taahhüt edilen zamanda, yerine ulaştırsın...Yetmesin; üretiminizin, hizmetinizin; aynı dağıtım ağı ile, ulaşacağı yerlere, eksiksiz ve yine taahhüt edilen zamanda ulaşmasını sağlasın...Yine yetmesin, her türlü web tasarımınızı; en son tekniklerle; tüm dünya ile paylaşsın, yeni doğacak ekranınıza siz bile şaşırın...Yetmesin, her türlü araç kiralama ve benzeri ihtiyaçlarınızda; yine oldukça profesyonel bir mantık ve süreç çerçevesinde, bu ihtiyacınızı da eksiksiz yerine getirsin...Böyle komplike bir şirket, olsa olsa; genç ve girişimci işadamı Yaşar Karakelle'nin yönetim kurulu başkanlığını yaptığı YKK HAN GRUP olabilir...www.ykkhangrup.com