Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden alınan Özel'in İzmir'de düzenleyeceği ilk buluşma olan İzmir Cumhuriyet Meydanı'ndaki eylemi yasaklandı. Meydan polis barikatlarıyla kapatılırken alana TOMA ve gözaltı otobüsleri getirildi. Valiliğin meydana ‘kısıtlı sayıda kişi alınabileceği’ gerekçesiyle miting için Gündoğdu Meydanı’nı işaret ettiği belirtildi. Özel, "Korkmuşlar, meydanı çevirmişler. Barikatlar bilmem neler... Millet neredeyse bizi nerede bekliyorsa oraya gideriz" açıklamasında bulundu. Polis, vatandaşlara Cumhuriyet Meydanı'nda TOMA ile müdahale ederken kitle Gündoğdu Meydanı'na yöneldi. Özel, vatandaşlara Gündoğdu Meydanı'ndan sesleniyor.
Özel'in açıklamalarından satır başları şöyle:
"Ben hepinizle gurur duyuyorum. Bu şehir hep arkamda durdu. Bu şehir tüm dengeleri değiştirmiştir. Siz destan yazdınız. Biz arkadaşlarımızı satmadık, siz de beni hiç yalnız bırakmadınız. Bugün bu sokaklarda büyük bir öfke görüyorum. Şimdi zaman bu öfkeden yeniden umut çıkarma, bu enerjiden yeni bir umut çıkarma ve bu enerjiyle ülkeyi kurtarma zamanı.
Bizi 30 bin kişiyle İzmir Özgür Özel'i bağrına bastı demesin, o fotoğraf çekilmesin, aman ha İzmir'deki enerji hiçbir yerden görülmesin istemişler. Zaten her sokak, kordon dolu ve zaten orası bizi almayacak almayacak!
Bu kararı kim verdiyse, bu kanunsuz emri kim verdiyse söylüyorum. Cumhuriyet Meydanı'nı kapadınız. 30 bine meydan dolar, AK Parti'miz mahcup olur diyenlere 100 bin kişiyle geldik, 100 bin kişiyle!
İşgale karşı ilk kurşun burada, kordonda, Hasan Tahsin tarafından sıkıldı. Hasan Tahsin'e o gün devrim için zafer ölmek düşmüştü. Sonra Atatürk artık son noktaya gelindiğini gördü, bindi Bandırma vapuruna, Samsun'a çıktı. Önce kurtuluş, sonra kuruluş için büyük yürüyüşü başlattı.
CHP kurulduğunda bir binası yoktu. İzmir'i işgal edenler binaları işgal ettiler. Onlar binaları işgal ettiler ama CHP'liler inanca ve kararlılığa sahiptiler. Bu parti dilekçeyle değil, fiilen Kurutuluş Savaşı'nda, karargah çadırlarında kuruldu.
Bugün CHP bir kez daha kapatılmış durumda. 9 Eylül'de kuruldu, darbeciler kapattı. 21 Mayıs 2026'da Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatına uyan AK Parti yargı kolları CHP'yi bir kez daha fiilen kapattı. Bir partiyi üyeleri, seçtiği delegeleri ve onların verdiği kararla seçilmiş yöneticileri yönetmiyorsa o siyasi parti fiilen kapanmıştır. Şu anda tek parça olması gereken CHP, sarayın talimatıyla ikinci parçaya bölünmüştür. İki parçanın bir parçası atanmış CHP'dir. Atanmış CHP işgal edilen, polis baskınıyla geçirilen genel merkezimizdedir. Diğeri ise seçilmiş CHP'dir ve bu meydandadır.
Bu mesele CHP'nin bir iç meselesi değildir. Bunu diyen milleti aldatır. Bu mesele Kemal Bey ile benim aramda da değildir. Bu mesele milletle Tayyip Erdoğan arasındadır. Yapılan iş CHP'ni imkanlarına el koymak, her hafta iki miting yapan, meydanları dolduran, toplamda 265 kez meydanlarda rekorlar kıran, enerjisi yüksek, genci ve kadını çok, her yaştan üyesiyle iktidara koşan CHP'yi durdurmaktır.
Esas mesele iktidara yürüyen partinin cumhurbaşkanı adayını hapse atarak partiye el koyarak kendisi için en avantajlı şekilde sesçimi kaybedecek bir hale sokmaya çalışmasından ibarettir. Mesele Tayyip Erdoğan'ın iktidarı vermemek için CHP'ye darbe yapmasıdır. Erdoğan şöyle bir formül bulmuştur; CHP'nin başında mutlak butlan, Türkiye'nin başında mutlak sultan! Buna izin vermeyeceğiz. Bu ittifaka geçit vermeyeceğiz.
47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmış, 24 yıl sonra AK Parti'yi yenmiş bir yönetim var. O seçimi yok sayan bir karar var. Biz diyoruz ki derhal, hızla 40 gün içinde kongre yapalım. Gelin yarışalım diyorum. Kongre yapmamaya, işi uzatmaya, seçimlere kadar bu işi süründürmeye niyet edenler var. Buradan Kemal Bey'e İzmir'den sesleniyorum. Günlerdir duyduklarımdan, yazılanlardan kimse mutluluk duyduğumu düşünmesin. Madem ki hep delege diyoruz ya. Benim Kemal Bey'e önerim şudur; gelsin, bayramdan sonraki bir-iki hafta içindeki pazar günü sandığı koysun. İki milyon üyemize genel başkan seçtirmeyi teklif ediyorum. Madem o delegeyi bu delegeyi beğenmediniz, karşımıza normal bir sandıkla çıkmıyorsunuz; esas sahibine soralım, 2 milyon CHP'li genel başkanı seçsin. 2 milyon CHP'linin önüne sandığı koyarsanız ben çıkacağım, adayım, yarışacağım. Eğer seçimi benden başka birisi kazanırsa elimi kaldırmayı bırak, elini öpeceğim, ömrüm boyunca yanında gezeceğim.
Kemal Bey, yıllarca yanınızda görev yaptık, bir gün saygıda kusur etmedik. Partinin başarısı için ter döktük. Gün oldu Meclis'te 300 barbardan dayak yedik. Gün oldu kürsü devrildi, altında kaldık, ezildik ama teslim olmadık. Olmadı, birlikte başaramadık. Ama artık özeleştiri dedik, dinletemedik, aday olduk, nasıl yöneteceğimizi anlattık. Takdir aldık, görev aldık, sonrasında sözü tuttuk. Partiyi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Bu kötülüğü yapmayın, partiyi bölmeyin, iktidar yürüyüşünü durdurmayın. Hiçbir uzlaşmanın içine girmem, kimseyle pazarlık etmem, bir arkadaşımı bile satmam; ben bu yoldan dönmem! Bu milletin istemediği kimse CHP Genel Başkanı olamaz.
Kemal Bey, bu öfke sönümlenebilecek bir öfke değil. Bu öfke artık kaybetmekten bıkmış, iktidar ışığını görmüş olanların, ihanete uğradığını düşünenlerin öfkesi. Bunu için çok rica ediyorum; üyeyi, sokağı dinleyin, artık bu sorunu hızla ortadan kaldıralım. Bu öfke bitsin, hep birlikte iktidara yürüyelim.
Benim planım hızla CHP'yi seçilmiş bir yönetime dönüştürmek ve iktidar yürüyüşüne sürdürmektir. Plansız olan başkasının planının parçası olur. AK Parti'nin planı bir kez daha bizi yenmektir, buna izin vermeyin. Ben sizden öfke, tepki, protesto değil; iktidar sloganları duymak istiyorum.
Meclis'teki son grup toplantısında da söylemiştim. Kendilerince o küçük meydanı bize kapatan, bu koca meydanı bize doldurtanlara söylüyorum. 'İstiyorsan Hak'a varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olayı, toprak ol bağrında güller yetişsin.' Gelin işte böyle caddelerinde bayrak bayrak açanlar. Sen bizim güllerimizi yetim mi sandın? Bu milletin bağrında açan güllersiniz. Her biriniz bir iktidarı, zaferi müjdelersiniz. Çünkü siz yenilmeyen, teslim olmayan, teslim etmeyen Gazi Mustafa Kemal'in askerlerisiniz. O asla ve asla bu millete olan inancını yitirmedi.
Binamızı gelip aldılar, tabelamızı söktüler. Sizin verdiğiniz genel başkanlık unvanını aldılar, kendileri kullanmaya başladılar ama bir tek şeyi, sizi hesaba katmadılar. Sana meydan okuyorum Erdoğan. Biz kazanacağız, millet kazanacak!