Özel, "Bir büyük mücadeleyi başlattık. Dünün şartları, psikolojisi içinde bir telefon geldi, o telefona bakmadık, bakamadık. Bu akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. Ne konuştuğumu söylemek boynumun borcudur. Cevabım nettir, tavizim yoktur. CHP'nin hangi delegesi, üyesi olursa olsun bayramdan sonra kurultay için harekete geçiyoruz. AK Parti'nin kara düzeninden önce kurultay sandığını, sonra seçim sandığını kurtaracağız" dedi. "Kemal hain" sloganları atılan mitingde Özel, "CHP milletin partisidir. Atanmış kayyımlar bu partiyi yönetemezler, CHP'yi AK Parti'nin butlan kolları yönetemez, yönettirmeyiz! AK Parti'nin yargı kolları üzerindeki cübbelerle bize saldıracak, AK Parti'nin butlan kolları da gelip bu partiyi yönetecek. Yok öyle yağma!" ifadelerini kullandı.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da 'mutlak butlan’ kararı verdi. Mahkeme, CHP Genel Başkanı Özel ve parti yönetiminin görevden uzaklaştırılmasına, kurultay öncesinde görevde olan Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve Parti Meclisi üyelerinin "tedbiren" göreve dönmesine karar verdi. Kararın ardından Ankara 3. İcra Dairesi heyeti, bugün Kılıçdaroğlu'na mutlak butlan kararını tebliğ etti. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi ve YSK, CHP'nin tedbir kararına karşı yaptığı itirazı reddetti. İstinafın mutlak butlan kararına karşı yapılan ve Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının geri çektiği temyiz başvurusu ise Özel adına bugün yeniden yapıldı.
Özel, gün boyu siyasi parti liderleri ve yol arkadaşlarıyla parti genel merkezinde görüştü. ziyaretlerin ardından Özel, genel merkez önünde yapılan Parti İrademize Sahip Çıkıyoruz Mitingi'nde açıklamalarda bulundu. Özel'in açıklamalarından satır başları şöyle:
"Yol uzunmuş, dağ yüceymiş; dönmeyiz. Korku salmış zalimlere; sinmeyiz. Bir can değil, bin can fedadır halka. Hak yolunda siz çökmedik, çökmeyiz! Diz çökmeyenlere, teslim olmayanlara, direnenlere selam olsun. Bu büyük mücadeleye omuz verenlere helal olsun.
Aile düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Yokluğuna katlanmak zordur ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı göğüsleriz. Ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz.
"Birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler ailemiz değildir"
Bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyan, yarınları için mücadele edenler; birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil, birbirlerinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. Biz ailemize sahip çıktık. Görüyorum ki 81 ilde, baba ocağı neredeyse benim ailem bizimle birlikte. Birbirimize destek olmaya geldik. Bugünkü varlığınız, kararlılığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bugün son yerel seçimleri kazanan kadrolar; baskıcı, otoriter, despot bir iktidarın topyekün saldırısı altındadırlar. Onlara göre biz suçluyuz, haksızız. Onların hedefinde biz varız. Bizim suçumuz seçim kazanmak, seçimi kazanacak aday belirlemek. Bizim suçumuz kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidarı hedeflemek.
Mesele CHP meseli değildir; halkların, milletin meselesidir. Mesele milletin sofrasının hesabını sormaktır. Mesele müesses nizama itiraz edip AK Parti'nin kara düzeninin çarkına çomak sokmaktır. Sandığı, seçme ve seçilme hakkını savunuyoruz.
CHP milletin partisidir. Atanmış kayyımlar bu partiyi yönetemezler, CHP'yi AK Parti'nin butlan kolları yönetemez, yönettirmeyiz! AK Parti'nin yargı kolları üzerindeki cübbelerle bize saldıracak, AK Parti'nin butlan kolları da gelip bu partiyi yönetecek. Yok öyle yağma!
Bu yaşananlar yarının iktidarının doğum sancısıdır. Acı çekeceğiz, zorlanacağız ama katlanacağız. Çünkü biz 100 yıl sonra bir kez daha bu milletin umudu olacağız. Sancıya dayanmadan müesses nizamın çarkları kırılamaz, AK Parti'nin kara düzeni yenilemez. Bu darbecilerin işkencesine katlanmadan güzel günler gelemez. Katlanacağız, en sonunda da biz kazanacağız.
Erdoğan bir daha seçim kazanmayacağını görmektedir. Milleti adaysız, partisiz, lidersiz ve çaresiz bırakmak istemektedir. Saldırının hedefinde bu yüzden tüm demokratik sistem vardır. Tüm özgürlükler, haklar hedeftedir. Kimse başını kaldırmasın, kimse itiraz etmesin, bir kişi kimsenin umudu olmasın, bir parti sisteme alternatif olmasın, bu rejim hiç kaybetmesin; kaybeden emekçiler olsun, zenginlerin yüzü gülsün istemektedir. İtiraz AK Parti'nin kara düzeninedir.
Geçen yıl 19 Mart darbesiyle cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu, Türkiye'yi gelecekte yönetecek kadroları hedef aldılar. İftiralara susmamızı hatta onların yokluğunu kendimizce fırsat görmemizi beklediler.
Ben yatakhanelerden devlet parasız yatılı bursuyla büyüdüm. Yatakhanelerde, misafirhaneler geçti hayatım. Meslek örgütümün misafirhanesinde bir yatak bir dolapla yaşadım. Vekil oldum, misafirhanelerde devam ettim. Ekrem Başkan'ı aldıkları gece ve onun yerine kayyım atadıklarında gittim, Saraçhane'de bir kanepe, bir oda buldum ve günümü gecemi orada geçirdim. Kaderde hep bir yatak, bir dolap, bir valiz var. 10 yaşında başlayan leyli meccani Saraçhane ile devam etti. Dün yaşananlardan sonra dedim ki baba evini terk edemem, buradan çıkamam. Bizim leyli meccani, leyli buttani oldu. Saraçhane günlerinden beri bütün başkanlar için hep ışıkları yaktık, onları selamladık.
Malum dün Türkiye değil dünya siyasi, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının kuralını getirip de bir siyasi partinin 2 buçuk yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayan, hem de o kurultayla ilgili yürüyen davaları perişan olmuş, şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları... 'Görmedim, duydum. Kimden duyduğumu unuttum' ifadelerine, sırf AK Parti'nin işine gelsin diye talimatlandırılmış bir heyete, AK Parti'nin yargı kolları başkanı tarafından verilen düzenli talimatlarla gün gün adım adım takip ederek Türkiye'nin kurucu partisine, ülkeye demokrasiyi, seçimi getiren ve kendi varlıklarını bile borçlu oldukları demokratik seçimleri getiren partiye yıllar sonra butlan kararı verecek kendilerinin savunamadıkları, sahip çıkamadıkları bir vicdansıza bu kararı verdirerek CHP'yi karıştırmaya, akılları sıra partiyi bölmeye, meşgul etmeye ve bu fırsattan istifade bir kez daha iktidarlarını korumaya niyetlenen birilerinin açık tezgahı, açık oyunu, açık kumpasıyla karşı karşıyayız. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor ama bunu gidip de rejimle aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temas ve pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler verecek halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, buradasınız. İyi ki buradasınız.
Bir büyük mücadeleyi başlattık. Dünün şartları, psikolojisi içinde bir telefon geldi, o telefona bakmadık, bakamadık. Bu akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. Ne konuştuğumu söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki, "Sokağı görüyor musunuz, milleti duyuyor musunuz; bu partinin, baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşındaki teyzemi, 15 yaşındaki evladı görüyor musunuz? Türkiye'nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye'den 65 baro isyan ediyor, bugün Türkiye'nin tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sola tüm dostlar yan yana duruyor. Bu CHP meselesi değil, Türkiye meselesidir diyor ve sizden bir şey bekliyor, bir soru bekliyorlar, 'Siz ne diyorsunuz?' diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz.
İki şeye ömür vermeye, gerekirse can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Birincisi CHP'nin delegesi önüne Atatürk'ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek.
Bugün millet bu mücadeleye millet sahip çıkmasa bunlar bizi ezer, yok ederler. Bunlar acımasızlar. Bunlar güçten, kuvvetten, meydandan, kalabalıktan anlar. Bu meydanın gücüyle sandığı da getireceğiz, emeklinin hakkını da alacağız, gençlerin de umudu olacağız. İcabında toplu direnişe, tüketimden gelen gücü kullanmaya, hayatı durdurmaya, mücadeleye var mısınız? Boykotsa boykot, grevse grev; var mısınız? İşte bu sesler geleceği kurtaracak olandır.
CHP'nin hangi delegesi, üyesi olursa olsun bayramdan sonra kurultay için harekete geçiyoruz. AK Parti'nin kara düzeninden önce kurultay sandığını, sonra seçim sandığını kurtaracağız.
Dün bize karşı yapılan darbe sırasında fırsattan istifade gecenin bir yarısı haksız ve hukuksuzca kapatılan Bilgi Üniversitesi'nin öğrencilerini saygıyla selamlıyorum.
Buradan bir sadakat, birliktelik ve mutabakat yeminine ihtiyaç var. Gün birilerinin kötülüğü yapma, zamana yayma, normalleştirip üstüne atma, sonra da o işten fayda umma dönemi. Buna karşı ancak büyük bir kararlılık, azim ve sadakat baş edebilir. Bu meydanlara davet edildiğiniz, eylemlere, mücadeleye davet edildiğinizde nereye davet edildiyse orada olmaya söz veriyor musunuz? Bu kirli çarka çomak sokacak, işbirlikçilerini pişman edecek, en sonunda kazanacak, halaya duracak mıyız? Bütün ümidim sizdedir, iyi ki varsınız."



















