"REKTÖR ADAYLARI NE YAZIK KÝ DERNEKLERÝN, CEMÝYETLERÝN, VAKIFLARIN, SÝYASETÇÝLERÝN PEÞÝNDE KOÞUYOR"

  Bu haber 17 MAYIS 2020, Pazar 22:32:10 eklenmitir.
Türk Eðitim-Sen Genel Baþkaný Talip Geylan, Eskiþehir 2 No'lu Þube'nin instagram canlý yayýnýna katýldý. Eskiþehir 2 No'lu Þube Baþkaný Gürol Yer'in sorularýný cevaplayan Geylan, üniversite çalýþanlarýnýn sorunlarý ve beklentileri hakkýnda önemli açýklamalar yaptý.

Talebimiz, takdir hakký adý altýnda kul hakký yenmemesidir.

Üniversitelerde Görevde Yükselme ve Unvan Deðiþikliði Sýnavý ve mülakat uygulamasý ile ilgili çarpýcý açýklamalarda bulunan Geylan, YÖK'ün Görevde Yükselme ve Unvan Deðiþikliði için merkezi yazýlý sýnav yapmasýnýn doðru olduðunu ancak mülakat uygulamasýnýn hala devam etmesinin keyfiyete yol açtýðýný söyledi.

Görevde Yükselmelerde sadece yazýlý sýnav yapýlmasýný, mülakata yer verilmemesini talep ettiklerini hatýrlatan Geylan, "Sendikamýz, üniversiteler tarafýndan sözlü sýnav yapýlmasý durumunda ise, Milli Eðitim Bakanlýðý’nýn yaptýðý gibi, tüm adaylara yazýlý sýnav puaný kadar mülakat puaný verilmesini talep etmiþti. Bu süreçte bazý üniversiteler hakkaniyetli bir þekilde süreci yürütmüþ, mülakatta tüm adaylara 100 puan vermiþ iken, bazýlarý da maalesef alýþýlagelen takdir hakkýný kullanmýþtý. Talebimiz, takdir hakký adý altýnda kul hakký yenmemesidir" dedi.

Geylan sözlerini þöyle sürdürdü: "Türk Eðitim-Sen olarak yaþadýðýmýz tecrübelerimiz var. Mülakatýn adaleti öldürdüðünü, ehliyeti katlettiðini biliyoruz. Sendika olarak üyelerimizin yetkinliðine güvenmediðimizden deðil, kul hakký yenildiði için mülakata karþý çýkýyoruz. Biz mülakatlarda sendika temsilcilerinin gözlemci sýfatýyla yer almasý teklifini de getirmiþtik. Ancak bu talebimiz kabul edilmedi.  Kiþisel inisiyatiflerin kullanýldýðý mülakat yöntemi kaldýrýlana dek mücadelemiz sürecektir" dedi.

Üniversite çalýþanlarýna becayiþ hakký tanýnmalýdýr.

Üniversite çalýþanlarýnýn nakil sorunlarýna dikkat çeken Geylan, "Üniversitelerde çalýþan memurlar 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanunu hükümlerine tabi olmasýna  raðmen üniversitelerin kendilerine özgü hususiyetleri nedeni ile kendileriyle eþ deðer memurlarýn yararlandýðý haklardan mahrum kalmaktadýr. Bu hak mahrumiyetlerinin baþýnda yer deðiþtirme, tayin, nakil iþlemleri gelmektedir. Bu durum aile bütünlüðünü bozarken, aile birliðine vurgu yapan Anayasa'nýn 41. maddesini ihlal anlamýna gelmektedir. Talebimiz; mazeret tayinlerinin yapýlmasý için YÖK koordinatörlüðünde bir yönetmelik hazýrlanmasýdýr. Bu, üniversitelerde uygulama birliði saðlayacaktýr. Ayrýca, üniversitelerde görev yapan personelin karþýlýklý yer deðiþtirme hakký saðlanmalýdýr. 3 yýlýný dolduranlara diðer üniversitelere geçebilme hakký tanýnmalýdýr. Nakil olmak isteyen bir memur bir kurum bulduðu takdirde kendi üniversitesinden muvafakat almak zorundadýr, bu konuda da sýkýntýlar yaþanmaktadýr. Dolayýsýyla muvafakat isteme þartý kaldýrýlmalýdýr" dedi.  

Ýsme teslim ilanlar bu ülkenin ayýbýdýr.

Akademik kadrolar için verilen isme teslim ilanlara da tepki gösteren Genel Baþkan akademik kadrolara keyfi atamalarýn üniversitelerimizin ayýbý olduðunu vurguladý. Öte yandan doktor öðretim görevlisi, doçent ve profesör unvanlarýnda akademik kadro kýsýtlamasýný doðru bulmadýklarýný söyleyen Geylan, "Yeterliliði saðlayan her akademisyenimiz hak ettiði kadroya atanmalýdýr. Hak edenlere kadro verirseniz, bu akademik geliþimi de teþvik eder" dedi.

50/d'lilerin sorunlarýna dikkat çeken Geylan, "50/d'lilere görev süreleri sona erdiðinde bir yýl intibak süresi verilmesini istiyoruz. Doktorasýný bitirenler pozisyon müsait ise doktora yaptýklarý üniversitelere atanabilmelidirler.Esasýnda bu arkadaþlarýmýzýn 33/a'ya geçirilmeleri aslolandýr. Genç akademisyenlerimizin, daha kariyerlerinin baþýnda gelecek kaygýsýyla yaþamalarý engellenmelidir" dedi.

13/b ne yazýk ki bir tehdit, þantaj unsuru haline gelmiþtir.

13/b görevlendirmelerine de dikkat çeken Geylan, "13/b ihtiyaç olabilir ama buradaki keyfilik sona erdirilmelidir. Takdir hakký, keyfiyet olarak algýlanmamalýdýr. 13/b ne yazýk ki kimi zamanlar tehdit ve þantaj unsuru haline getirilmektedir" dedi.

Bir kýsým yöneticiler, sendikalarý kuma gibi görmektedir.

Disiplin kurullarýnda mutlaka üniversite temsilcilerinin yer almasýný isteyen Geylan, bu noktada uygulama birliðinin olmamasýný eleþtirdi. Geylan, "Kanunlar tüm kurumlarý baðlar. Dolayýsýyla üniversiteler buna uymalýdýr. Üniversiteler derebeylik deðildir" dedi.

Sendikalarýn üniversitelerin paydaþý  olduðunu söyleyen Geylan, "Bazý kamu yöneticileri ne yazýk ki sendikalarý, haklarýný paylaþtýklarý kuma olarak görüyor. Oysa sendikalar birer paydaþtýr. Sendikalarla iþbirliði yapan üniversitelerde uyum ve huzur olduðunu görüyoruz. Unutulmamalýdýr ki; modern yönetim biçimi, yönetiþimdir. Yönetiþim, bir toplumsal-politik sistem içerisinde olan bütün aktörlerin ortak çabalarýyla elde edilen sonuçlarýn meydana getirdiði yapý ya da düzendir. Yönetilenlerin, yönetimin her aþamasýnda karar alma süreçlerinin içerisinde olduðu bir sistemdir. Katýlýmcý demokrasi de bunu gerektirir" diye konuþtu.

Yeni usulle birlikte ne yazýk ki rektör adaylarý lobilerin, cemiyetlerin, derneklerin, vakýflarýn peþinde koþuyor.

Rektör atamalarýna tepki gösteren Geylan, "Yýllardýr rektör atamalarýnýn bütün üniversite çalýþanlarýnýn demokratik katýlýmýyla yapýlmasýný, bunun hem liyakati önceleyeceðini hem de çalýþanlarýn huzuruna ve kuruma baðlýlýklarýna katký saðlayacaðýný söylüyorduk. Fakat Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olduk. Ne yazýk ki rektör seçim usulünün arazlarýný gidermek þöyle dursun, þimdi  hiçbir kriterin olmadýðý bir keyfiyetle karþý karþýyayýz. Rektörler seçimle iþ baþýna gelirken, adaylar en azýndan akademisyenlerin hatýrýný dinler, sorunlarýna ortak olurdu. Yeni usulle birlikte ne yazýk ki adaylar çalýþanlara hiç bakmýyor; bu kez lobilerin, cemiyetlerin, derneklerin, vakýflarýn, siyasilerin peþinde koþuyor. Ne acýdýr ki, hangi lobinin adayý rektör olursa üniversitede onlarýn borusu ötüyor. Üniversite yönetimine hakim olan gruba biat etmeyenler huzursuz, mutsuz v yarýna dair umutsuzdurlar. Bu tablo ülkemiz adýna ne büyük bir ayýptýr! Üniversitelerimiz bilim yuvalarýdýr, toplumsal kalkýnmamýzýn lokomotifidir. Biz bu üniversite yapýlanmasýyla mý bilimde, ekonomide, sosyal anlamda ileri gideceðiz? Buradan sayýn Cumhurbaþkan'ýna çaðrýda bulunuyorum: Üniversitelerimizi bu tahakkümden, ülkemizi buayýptan kurtarýn" dedi.

Üniversiteleri babalarýnýn çiftliði gibi yöneten anlayýþý kýnýyorum.

Atanan bir kýsým rektörlerin genel sekreteri, daire baþkaný hatta þube müdürlerini dahi dýþarýdan getirdiðine de dikkat çeken Geylan, "Üniversitelerin kurum kültürü vardýr, hafýzasý vardýr. Dýþarýdan getirilen insanlarla bu hafýza silinmekte, kurum kültürü yok edilmektedir. Bu ayný zamanda üniversite çalýþanlarýna 'Sen burayý yönetemezsin, sana güvenmiyorum' diyerek hakaret etmektir. Üniversiteleri babalarýnýn çiftliði gibi yöneten anlayýþý kýnýyorum" diye konuþtu.

Yardýmcý hizmetler sýnýfýnda görev yapanlar, joker memur deðildir.

Yardýmcý hizmetler sýnýfýnýn görev tanýmýnýn olmamasýný da eleþtiren Geylan, "Yardýmcý hizmetler sýnýfý için, 'Amirinin takdir ettiði iþleri yapar' demek, yardýmcý hizmetler sýnýfýnda görev yapan personel joker memur demektir. Kamu yöneticilerine sesleniyorum: Ýnsaflý olun! Mevzuat size takdir hakký tanýyorsa, bu keyfiyet deðildir. Kamu çalýþanlarýna yaptýklarý iþin gereði doðrultusunda görev teblið edin" diye konuþtu. Genel Baþkan , gerek MEB, gerek ise YÖK'ün mutlaka yardýmcý hizmetler sýnýfýnýn görev tanýmýný yapmasý gerektiðini kaydetti.

Geylan ayrýca, Türkiye Kamu-Sen olarak ülke genelinde Yardýmcý Hizmetler Sýnýfýnda görev yapan personelin yaptýklarý iþe ve öðrenim durumlarýna göre bir defaya mahsus olmak üzere sýnavsýz olarak Genel Ýdari Hizmetler sýnýfýna alýnmasýna yönelik yaptýklarý dilekçe kampanyasýný da hatýrlatarak, bu yöndeki taleplerini yineledi.