İnanın, bugüne kadar Üniversiteye, bir şekilde kapağı atıp ne Üniversiteye, nede Sivas’a bir katkı sunamayan, ama sözüm ona ağır abi rollerine soyunan, toplumun okumuş yazmış insanına göstermiş olduğu hürmeti, sanki kendi kişiliklerine gösteriyor zanneden, kişilikleri oturmamış, dostluğu arkadaşlığı ve hatırları kendi menfaatleri için bir kalemde silebilecek kadar zayıf bir konumda olabilen ve aslında olmayan ideolojilerin arkasına sığınarak, bir yerlere gelmeyen çalışan ve Üniversitede daha göreve geleli birkaç ay olan insana ve onu hiçbir menfaat ve çıkar beklemeden Sivas ve Üniversitenin büyümesi için destekleyen insanları, sinsice yazılar ve iftiralarla etkisiz hale getirmeye çalışan kendi isimleri ile yazamayacak kadar korkak ve aslında aciz, sayıları şuan 11 olarak ifade edilen sözde öğretim görevlilerinin de, şunu iyi bilmeleri gerekiyor. Her ne yapıyorsanız bunun karşılığını misli ile alacaksınız. “Merdi kıpti şecaat arzederken sirkatin söyler” sözü mucibince, başkalarına saldırırken, kendi ikbal aşklarını sızdırmaları ne kadar komik ve aldatıcı.
“İti yutmuş kuyruğu ağzında kalmış” beyzadelerin de, şahsi ihtiras uğruna önderlik tiyatrosuna yöneldikleri üniversite de, Sivas menfaati adına yeni yeni kervanı düzülürken, Sivas için yeni bir heyecan ve umut kapıda gözükürken, dolunayı görmüş çakallar gibi ulumanın da ne mantığı olabilir?..
Şahsi ihtiras tapınmalarını doyuma ulaştırmak için, sahte Don Kişotluk edip, Lale Devri şiirlerine yeni şiir ekleme hülyasında olanlar, Sivas için takma isim yavanlığına sarılmalarını komiklik ve korkaklığını hayretle izliyorum.
Sırf İstanbul’da bir üniversiteye buradaki karşı çıkışları refarans göstererek kapağı atma girişimi içerisinde olan, vakti zamanında birlikte görev yaptığı insanların üst mevkilkere gelmesini hazzetmeyerek, haset ve kıskançlık içerisinde, ezilmişlik edebiyatını kullanan, ayaz çarpmış biri ancak ve ancak kendini aldatabilir.
Siyami Turna/Sivas Postası
















