Nasıl bir bütünleşme olacaktı ki, olmadı? Aslında nasıl bir bütünleşme sağlanmalı, onun adını bir türlü net olarak koyamadık.Sıkıntı burada.
Kızılırmağın ötesi derken Cumhuriyet Üniversitesinden bahsettiğimi anlamışsınızdır sanırım.. Evet. Cumhuriyet Üniversitesi ile şehrin ortak bir sinerji oluşturamamış olması veya üniversitemizin bir katalizör görevi yaparak, şehrin gelişimine etki edememiş olmasından bahsediyoruz.
Belli ki bu biraz da yöneticilerin vizyonuyla alakalı. Bakış açısı, ufku, anlayışı, sahiplenmesi ve görevdeşlik duygusuyla alakalı bir durum. Üniversite Rektörünün şehre katkısı ne olabilir ki? Diyebilirsiniz.
Neler yapabildiğini, neler yapamadığını ve yerel yönetime nasıl bir katkı sunabildiğini zannediyorum en güzel olarak, Eskişehir örneğinde görebiliriz. Anadolu Üniversitesi Rektörü Yılmaz Büyükerşen, şehirle nasıl bir sosyal ilişki kurabilmiş ki şehirli o rektörü iki dönemdir Belediye Başkanı olarak seçiyor?
İşte püf noktası da burada? Halk ile bütünleşmenin, onlarla arasında sağladığı bir iletişimle, gönül köprüsü kurabilmiş olmanın kazancıdır zannediyorum. Bilgisiyle, görgüsüyle, hissettiği sorumluluk duygusuyla oluşturmuş olduğu sempatinin tezahürüdür bu sevgi.
Tamamen insana has bir özellik. A sosyal bir kişilikle bunları başarması mümkün değildir. İşte Eskişehir örneği önümüzde güzel bir örnek. Üniversitenin ve rektörün şehre yapabileceği katkıyı burada görmemiz mümkün.
Yönetim başlı başına bir sosyal bilimdir. Sosyal bilim toplumu ve insan psikolojini bilmektir. Modern dünya da çağın gerektirdiği yol ve yöntemleri kullanmak ve gereğini yapmak lazım. Hiçbir şeyi yeniden keşfetmeye gerek yok. Bilişim ve iletişim ve tabi ki yönetici vizyonu Kızılırmağı aradan çıkarır.
Yanlış anlamayın. Üniversite Rektörü Belediye Başkanı olsun demiyorum. Demek istediğim bir üniversitenin şehre nasıl bir katkı sunacağını Eskişehir örneğinde görmek mümkün. Elbette halkla bütünleşmiş ve şehrin sevgisine mazhar olmuş ise rektör, niçin Belediye Başkanı olmasın, orası da ayrı bir husus.
Üniversitemizde Rektörlük seçimleri var. Şimdi orada seçim pazarı çok hızlı işliyordur. Elbette önce Üniversitemizi adına yakışır bir şekilde uluslar arası alanda, referans üniversite yapacak, bilimde, sanatta, ilmi çalışmalarında ve yetiştirdiği öğrenciler ile örnek bir üniversite yapacak bir rektör istiyoruz.
Geçmişte bu konuda illa ki Sivaslı olmalı ve ancak o şekilde şehri anlayabilir örneğini veriyordum. Fakat şimdi aynı duyguları taşımadığımı da buradan ifade etmeliyim. Sivaslı olmakta tek başına kifayet etmiyor demek ki.
Yılmaz Büyükerşen örneğini hem rektörlük için, hem de şehirle üniversitenin birleşip bütünleşmesi ve şehre katkısı noktasında iyi analiz etmeliyiz diye düşünüyorum. Üniversite ve yönetimi bir şehrin her anlamda gelişmesi için çok önemli bir unsurdur. Siyasi, iktisadi, sosyo-kültürel, sanatsal ve sportif açıdan her bakımdan önemlidir.
Ayrıca Sivas geçmişte bir medreseler şehriydi. Bugün neden olmasın?
Ümit SOY /Hürdoğan


















