KUZU ELEKTRİK VE TAAHHÜT İŞLERİ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kuzu; Avrupa'daki bütçe açığı probleminin Türkiye'ye olumlu bir seyir halinde yansıdığını, ancak bunun hükümetin başarısı olarak algılatılmaya çalışıldığını ifade etti.
'Avrupa'da Ekonomi ve Türkiye' konuul bir basın açıklaması yapan KUZU ELEKTRİK VE TAAHHÜT İŞLERİ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kuzu; esasen AKP'nin, herşeyi kendine yonttuğunu da hatırlatarak, 'Avrupa'da, sorun hakikaten büyük ama bazı ivmeler; Türkiye'ye olumlu yansıyor. Ama bu hükümetin başarısı değil, ekonominin bilimsel seyrinden kaynaklı. Geçen yılın ilk on ayında 23.1 milyar TL olan bütçe açığı bu yıl yüzde 93 gerileyerek 1.7 milyar TL'ye indi. Bu tablo da Avrupa'da kangren haline gelmiş bütçe açığı problemleri ile arşılaştırıldığında Türkiye'nin hanesine pozitif yansıyor.
Merkezi Yönetim Bütçe'sinde bu yılbaşından beri devam eden olumlu gidişat Ekim ayında da devam etti. Aylık bazda bütçe açığı geçen yılın ekim ayı ile hemen hemen aynı seviyede kalarak 1.9 milyar TL oldu. Böylece yıllık bütçe açığı on iki aylık toplamda değişmeyerek 18.2 milyar TL'de kaldı. Peki bu nasıl oluyor= Hemen yazalım, iş yapılmıyor, kamusal yatırım yapılmıyor; kamusal yatırım yok; bütçe yok ki açık olsun' şeklinde konştu.
2011'de ilk on aylık trende bakıldığında toplam bütçe açığının sadece 1.7 milyar TL olmasının; bütçedeki gidişat açısından olumlu tabloyu ortaya koydğunu da vurgulayan KUZU ELEKTRİK VE TAAHHÜT İŞLERİ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kuzu; şunlaır söyledi:
'Biz, rüya görmye devam ederiz. İkişarkı okurlar, iki türkü okurlar; ne kriz kalır aklımızda, ne de sorunalr. Bir bayrak havası, bir marş; al sana demogoji ve uyutma taktiği. Geçen yılın ilk on ayında bu rakam 23.1 milyar TL olmuştu. Ne değişti, yazmıştım, harcma yok; açık yok. AKP başarısı değil yani bu. Avrupa'nın hemen hemen bütün ekonomileri bütçe açıkları ile uğraşırken bizde ilk on ayda bütçenin neredeyse denk olması çok önemli bir gösterge. Tabii bu yılki olumlu bütçe tablosunda vergi barışı yoluyla gelen ekstra gelirlerin etkisi önemli. İlk on ayda toplam vergi gelirleri 208 milyar TL'ye ulaşarak geçen seneye göre yüzde 22 oranında artmış. Kısmen bu bir başarı sayılabilir ama o a olması gereken zaten, vergi adam gibi toplarsan, ilk zamanlar AKP'nin de yaptığı gibi adam kayırmazsan; açık azalır tabii. On ayda toplam faiz ödemelerinin 37.5 milyar TL'de kaldığını görüyoruz. Geçen yılın ilk on ayında ise 41.5 milyar TL'lik faiz ödemesi vardı. Bu da nominal bazda yüzde 10 azalma demek.
Açık azalma trendinde, bu net bir şekilde görülüyor. Kısaca, üç trend, yani bütçe açığındaki, faiz giderlerindeki ve sosyal güvenlik açığındaki azalma trendi aşağıdaki grafikte uzun vadeli seyir olarak izlenebiliyor. Grafiği hazırlarken 2011 yılı için tahmini GSYH verilerini kullandık. Kesin GSYH verileri ilan edildiğinde bu oranlar kısmen oynayabilir ancak ana tabloda fazla değişiklik olmayacaktır. Merkezi Yönetim Bütçesi'nde Avrupa Birliği tarafından kritik seviye olan yüzde 3 oranının oldukça altında olduğumuz, ve bütçe açığının azalma trendinde olduğu net bir şekilde görülebiliyor. Avrupa'da riskler artıyor: Hem açığın nominal olarak küçülmesi, hem de GSYH'daki hızlı artış, bütçe açığının GSYH'ya oranını daha da küçültüyor. Bu tablo da Avrupa'da kangren haline gelmiş bütçe açığı problemleri ile karşılaştırıldığında Türkiye'nin hanesine pozitif yansıyor. Zaten Avrupa'da bir çok ülkenin notu düşürülürken bizim notumuz yükselme trendinde. Ancak, Avrupa'nın olası resesyon eğiliminin ve Avrupa genelinin büyük banka, bütçe açığı ve borç problemlerinin bizi de olumsuz etkileyebileceğini göz ardı etmememiz gerek. Çünkü içerde artan sanayi üretimi, daralmayan kredi balonu ve alınan tedbirlere rağmen yavaş düzelen cari denge açığı risk oluşturuyor. Dolayısıyla global bir önlem alınmazsa; batacağımız kesin ve bu asla bir felaket tellallığı değil...'


















