SAKIN SAKLAMAYIN AMAN HA...

Son yıllardaki uygulamalar Türkiye’de muhalefet olmanın ağırlaştığının göstergesi.

3. Sayfa - 12-11-2011 02:17

SAKIN SAKLAMAYIN AMAN HA...

Türkiye’de “muhalif” olmak her zaman tehlikeydi şüphesiz. Ancak son yıllardaki uygulamalar, durumun giderek ağırlaştığını, tehlikenin büyüdüğünü gösteriyor. Üstelik sadece “muhalif”ler için de değil, AKP iktidarı için kendinden olmayan herkes bu tehlikenin hedefi. Son yıllarda artarak devam eden tutuklamalar, insanların hayatlarını çalan yılları bulan yargılanma sürecini cezaevinde geçirmek zorunda bırakılması başka nasıl açıklanabilir ki? Üstelik çalınan sadece içeridekilerin hayatı değil, sevdikleri ellerinden alınan için de büyük bir travma bu. Suzan Okar da bu travmayı yaşayanlardan biri. Okuyun...

ODTÜ’de tanıştıklarında tarih, 1995’ti. 2004’te farklı boyuta atladı ilişkileri, 2007’de nişanlandılar. Düğün için kim bilir ne planlar yaptılar, kırda olabilirdi ya da arkadaşlarıyla bir yemek, ancak “kader”lerine cezaevi düğünü düştü. Çünkü Baha Okar, Devrimci Karargâh Örgütü üyeliğinden tutuklandı...

21 Eylül 2010’da sabah 04.30’da gürültüye uyandıklarından sonrası tam bir kaostu. Bu anlatmakta en zorlandığı an ve canını hâlâ ilk günkü kadar yakıyor Suzan’ın: “Baha’yla bir araya gelmemize izin vermediler. Bir yazı gösterdiler Baha’ya, bütünüyle okumasına olanak tanımadan. Avukatımızı aramamı engellediler. Şiddet sadece fiziksel olmuyor. Ellerinde uzun namlulu silahlarla içeriye doluşan polislere tanıklık etmek bile yeterince travmatik”.

Baha’nın nelerle suçlandığını öğrenmeleri aylarını aldı. İddianame açıklandı ve tabii kanıtlar da:

• Poliste ve savcılıkta kendisine söylenen Devrimci Karargâh örgüt evinden çıkan bir kimlikte parmak izi bulunduğu iddiası iddianamede kimlik fotokopisine dönüştü.

• 1.5 yıllık teknik takibe almalarına, örgüt üyeliğiyle itham etmelerine rağmen yapılan tek izlemede de; çalıştığı dergiden, yani Bilim ve Gelecek’ten çıkıp nalbura girdiği, elinde -esrarengiz bir durummuşçasına vurgulanan- “siyah” bir poşetle çıktığı ve dergiye döndüğü tespit edildi!

• Annesinin üzerine kayıtlı ve ablasının kullandığı telefondan yapılan görüşmeden de sorumlu tutuldu Baha. İddiaya göre, o telefondan tutuksuz Ergenekon sanığı Ufuk Akkaya aranmış.

• Bunlara bir PKK itirafçısının Baha’yı bir gece uzaktan 15-20 kişiyle Kuzey Irak’ta gördüğüne dair teşhisi de kondu mu, işte size şüphe götürmez bir suçlu! Tabii bu eminliğe rağmen avukatı Mehmet Rahmi Kadıoğlu Baha’nın 11 yıl önceki fotoğrafının teşhise uygun olmadığını belirttiğinde, polislerin hızla bunu facebook fotoğrafıyla değiştirmesi gibi absürtlüklerin üzerinde durmaya gerek yok!

“Bence tutuklayanlar da tam olarak Baha’yı neyle suçladıklarını bilmiyor” diyor Suzan,

“Baha beraber gözaltına alındığı insanları tanımıyor bile. Film senaryosu gibi iddianame… İki duruşma yapıldı. İlkinde sorguları bile alınmadan aynı örgüt davasının görüldüğü başka bir mahkemenin dosyasıyla birleştirme kararı verildi. Avukatlar isyan etti ve hepsi cübbelerini çıkartıp mahkeme salonuna bıraktı. Hanefi Avcı’nın da aynı dosyada olması farklı gerilim yarattı, bazı sanıklar onunla aynı dosyada olmak istemediğini belirtti. İlginç tarafı Hanefi Avcı da kendisine komplo kurulduğunu ve Baha’nın içinde bulunduğu son Devrimci Karargah operasyonundakilerin haksız yere tutuklandıklarını söyledi mahkemede”.

Üçüncü duruşma için 17 Kasım’ı bekliyorlar. İddianamede sözü edilen tarihlerde Baha’nın İstanbul’da olduğuna ve çalıştığına dair banka belgeleri, çalıştığı firmanın Baha tarafından imzalanan faturaları, dijital kayıtlar, iş arkadaşlarının tanıklıkları dinlenince mahkemenin tavrı ne olacak çok merak ediyor. Bir o kadar da korkuyor, umut etmekten...

4 farklı örgüte üye

“Merhaba, ben Açelya Yıldırım” diye başlıyordu mailine, “ODTÜ İnşaat Mühendisliği’nden yeni mezun oldum. Kardeşim Yusufcan, Ankara Üniversitesi’nde öğrenci. Annem Melek, iki yıldır Almanya’ya Aile Birleşimi yoluyla giden insanlara eğitim veren ‘Yeni Vatanım’ projesinde çalışıyor. 20 Ocak’ta kardeşim Yusufcan dört ayrı terör örgütüne üye olma şüphesiyle gözaltına alındı. Dört gün sonra delil karartma şüphesiyle tutuklu yargılanmasına karar verildi. İlk duruşması tutukluluğunun 11. ayında, 6 Aralık’ta. Yasal dergiler, ders kitapları, kitap listeleri suç unsuru gösterilerek cezaevinde tutulan kardeşimin en büyük destekçisi annemdi. Ara sıra duygusallaştık, yıldık, ama annem sadece oğluna inandı. Bu yüzden bugün o da gözaltında. 1 Kasım Salı 06.50’de 10 kişiyle yapılan ev aramasında çantasına polis tarafından içinde ne olduğunu henüz bilmediğimiz 3 CD koyulduktan sonra gözaltına alındı. Yasadışı terör örgütü üyeliği ve propagandası şüphesiyle tuttuklarını söylüyorlar. Gözaltı süresini dört güne çıkardıkları için cuma günü savcıya ifade verdikten sonra ne olacağı belli olacak. Ortada bir şey yok, bırakırlar diye düşünüyoruz ama bugünlerde ne olacağı belli olmuyor. Dört kişilik ailemizden dışarıda kalan ikimiz, babamla ben, şaşkınız, üzgünüz, kızgınız...”

Geçen cuma neyse ki, Melek Yıldırım’ı bıraktılar, ancak Yusufcan hâlâ cezaevinde. Hem de DHKP-C, TKEP-L, PKK ve MKP üyesi olmak suçlamasıyla! Anlaşılan polislerin de kafası karışık...

AMAN BU “DELİL”LERİ SAKLAMAYIN!

• Hopa’da Metin Lokumcu’nun öldürüldüğü 31 Mayıs’taki olayları Ankara’da protesto edenlerden 53’ü gözaltına alındı, 6’sı tutuklandı. Suç delilleri mi? Polis tutanağında yazana göre, siyah demir saplı bıçak, MP3 Player, siyah kapşonlu mont, Halit Çelenk’in “İdam Gecesi Anıları”, Lenin’in “Ne Yapmalı”, Mahir Çayan’ın “Seçme Yazıları” ve “Feminist Politika” dergisi... Daha tehlikelileri de var: “Kaplumbağa ile Tavşan” ve “Halka” filmleri! Sonuç; çoğu üniversite öğrencisi olan tutuklular için Sincan F Tipi Cezaevi’nde geçirilen 100 gündü. Benzeri delillerle başka davalardan yargılanan ve bir, 1.5 yıldır tutuklu olan 20’den fazla üniversite öğrencisi var.

• 8 Eylül’de, anayasa referandumuna “hayır” çağrısında bulunan bildiriler dağıtan Artvin ve Borçka Halkevi yöneticisi beş kişiye 5’er ay hapis cezası verildi.

• Kaş Turizm Tanıtma Derneği Başkanı Mustafa Eriş ve dört yöneticisi hakkında, bir lokanta işletmecisinin meydandaki ağacı kesmesini protesto ettikleri, yeni fidan diktikleri için dava açıldı. Gerekçe basın açıklamasında geçen “protesto” lafıydı; suçsa, “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kurallarına uymamak”.

 

 

 

Bir firma düşünün; şirketinizin profesyonel anlamda her türlü gereksinimde yanınızda olsun...'Lojistik Kurye' hizmetleri ile, her türlü iletinizi; taahhüt edilen zamanda, yerine ulaştırsın...Yetmesin; üretiminizin, hizmetinizin; aynı dağıtım ağı ile, ulaşacağı yerlere, eksiksiz ve yine taahhüt edilen zamanda ulaşmasını sağlasın...Yine yetmesin, her türlü web tasarımınızı; en son tekniklerle; tüm dünya ile paylaşsın, yeni doğacak ekranınıza siz bile şaşırın...Yetmesin, her türlü araç kiralama ve benzeri ihtiyaçlarınızda; yine oldukça profesyonel bir mantık ve süreç çerçevesinde, bu ihtiyacınızı da eksiksiz yerine getirsin...Böyle komplike bir şirket, olsa olsa; genç ve girişimci işadamı Yaşar Karakelle'nin yönetim kurulu başkanlığını yaptığı YKK HAN GRUP olabilir...www.ykkhangrup.

Advert Advert Advert Advert Advert Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
KONUK; 22 YIL BOYUNCA KONYA’NIN KÖYLERİNDE HAYATA GERİDE BAŞLAYANLARI ÖNDEKİLERE YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞTIM

KONUK; 22 YIL BOYUNCA KONYA’NIN KÖYLERİNDE HAYATA GERİDE BAŞLAYANLARI ÖNDEKİLERE YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞTIM

27-10-2021 - 3. Sayfa

Dursun: “Milletin vicdanına ses olmaktadırlar”

Dursun: “Milletin vicdanına ses olmaktadırlar”

20-10-2021 - 3. Sayfa