“GÜVENİMİZ KALMAMIŞTIR, BÜTÜN SINAVLAR ŞAİBELİDİR”

Türkiye Kamu-Sen Sivas İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Sivas İl Başkanı Muzaffer Karadağ, ''Biz adalet istiyoruz. Adalet devletin temelidir.

Sivas - 18-04-2011 03:15

“GÜVENİMİZ KALMAMIŞTIR, BÜTÜN SINAVLAR ŞAİBELİDİR”

Adaletsiz bir devlet, millet ayakta duramaz'' dedi. Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan Kamu-Sen üyesi kalabalık bir grup, ''Güvencesiz çalışmaya, 40 bin ithal öğretmene, adaletsiz ücretlere, YGS'deki şaibeye hayır'' konulu bir eylem yaptı.

 

Karadağ açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:

 

“Bizler, burada meydanlarda, hak mücadelesi verirken, birileri sıcak köşelerinde oturuyor. Türkiye Kamu-Sen, bugün Türkiye’nin dört bir yanında çalışanlarımızla, işsizlerimizle, öğrencilerimizle yekvücut olmuş,  haksızlıklara “dur” demek için bütün imkânlarını ve gücünü seferber etmişken, bazı konfederasyonlar da başlarını kuma gömmüş, saklanıyor.

 

Devletinin verdiği görevle, milletine hizmet eden kamu çalışanlarının yaşadığı sıkıntılar, her geçen gün katlanarak artmaktadır.  Milletimize, kamu hizmeti sunan çalışanlarımızın sorunları, vahim bir hal almıştır. Sorunlar çözüleceği yerde, her geçen gün yenileri eklenmektedir. Kamuda aynı işi yapan, aynı özelliklere sahip ama farklı farklı statülerde çalıştırılan personel vardır. Bu çalışanlarımızın hiçbirinin sahip olduğu haklar, bir diğeri ile aynı değildir. İdarecisi aynı, işvereni aynı, görevi aynı, yaptığı işi aynı ama hakları, maaşları, izinleri, bağlı oldukları kanunları farklı olan bir sistem olur mu?

 

Devlet kurumlarında, 657 sayılı kanunun 4/a; 4/b, 4/c, 4/d maddesi, 1309 sayılı kanun, 2547 sayılı kanun, 3056 sayılı kanun, 4924 sayılı kanun, 4059 sayılı kanun, 5258 sayılı kanun, 209 sayılı kanun, 5393 sayılı kanun, 540 sayılı KHK, 399 sayılı KHK, 181 sayılı KHK’ya göre çalıştırılan personeller var.

Şimdi soruyorum sizlere, bu denli çeşitli bir istihdam rejimi olur mu? Bu arkadaşlarımızın hiçbiri, bir diğeri ile aynı haklara sahip değil. Böyle bir kamu personel rejimi anlayışı olur mu? Böyle bir çağdaş yönetim anlayışı olur mu? Bu kadar farklı statü varken, kamu hizmetlerinde başarı sağlanabilir mi? Böyle bir idarede, adalet sağlanabilir mi Allah aşkına? Ama biz, bu uygulamaların altında yatan gerçekleri biliyoruz.

Bu çeşit uygulamaların temel amacı, kamudaki istihdam güvencesini yok etmek ve çalışanlarımızı köleleştirmektir. Bugün ne yazık ki, sözleşmeli personelimizin hayatı bir drama dönüşmüştür. Hükümet, çığ gibi yığılan sorunları, görmezden gelmektedir.

 

Son yıllarda uygulanan ekonomik model, çalışanların iş güvencesinin olmadığı, alınıp satıldığı, kiralandığı, istenildiğinde işten çıkarıldığı bir yapı istiyor. Küresel iş çevreleri, devletin vatandaşına parasız hizmet vermesini istemiyor. Onlara göre, her şey özelleşmeli ve para ile satılmalı. Bu sistemde, her çalışanın zorlu rekabet şartları ve işsizlik karşısında, sendikasız, dayanaksız, güvencesiz ve güçsüz bırakıldığı; düşük ücretli, düşük maliyetli bir istihdam piyasası oluşturmak isteniyor.

Kamudaki taşeron şirketlerde çalışan eleman sayısı, 20 binden 300 bine yükselmiştir. Çağrı usulüne göre, kısmi zamanlı, geçici, esnek istihdam modelleri dayatılmakta, kayıt dışı istihdam hızla artmaktadır. İlk defa bu yıl, kamuya yapılacak yeni atamalarda sözleşmeli istihdamı, kadrolu istihdamını geçmiştir. Bu hükümetin istihdam politikası, özelleştirme, sendikasızlaştırma, güvencesizleştirme ve köleleştirmedir. Burada amaç, belli sürelerde çalışacak personeli, “ne kadar iş; o kadar para” mantığı ile idare etmektir. 

Bugün, 4/B’li çalışanlarımızın tayin hakları, neredeyse yoktur. 4924 sayılı kanuna göre çalışan 17 bin dolayındaki sözleşmeli ise atandıkları yerde, çalıştıkları süre boyunca kalmak zorundadır. Sözleşmeli personelin dinlenme ve izin

hakları ile ilgili sorunlar, insan hakkı ihlali boyutundadır. %53’ü memleketinden; %55’i ailesinden ayrı çalışmak zorundadır. 4/C’li geçici personelin yarısı, sözleşmeli personelin %40’ı her gün işini kaybetme korkusu ile yaşamaktadır.

 

Aynı iş yerinde aynı kadroda olup, ayrı birimlerde çalıştıkları için farklı döner sermaye alanlar var. Aynı iş yerinde, birlikte çalışıp, hiç döner sermaye alamayanlar da var. Sözleşmeli personelimize baskı uygulanıyor; personel tehdit ediliyor; yandaş sendikaya üye olmaya zorlanıyor. Hiçbir sosyal hakkı yokken; girişimlerimiz sonucunda, bir aileleri olduğu kabul edildi ve aile yardımı almaya hak kazandılar. Ekmeğini kazanmak için geride annesini, babasını, eşini, gözü yaşlı yavrusunu bırakıp, başka şehirlere gider mi?

Buradan yetkililere sesleniyorum: Atama bekleyen öğretmenlerimizin atamasını derhal yapın! Milli Eğitim Bakanlığı’na, Ağustos ayı dışında da öğretmen ataması yapabilme imkânı tanıyan kararı bir an önce uygulayın! Elinizdeki gücü, seçim malzemesi yapmayın! Yabancı, öğretmen ve yabancı sağlık çalışanı uygulamasından vazgeçin, iş imkânı yaratın, bizim işsizlerimize sahip çıkın! Söz verdiğiniz gibi, sözleşmeli personeli kadroya geçirin! Çalışanlar arasında ayrımcılığa, ayrıştırmaya ve adam kayırmaya son verin! Bu ülkenin yöneticisi olduğunuzu ispat edin! Bu ülkede atanamayan yaklaşık 400 bin civarında öğretmen varken Milli Eğitim Bakanlığımız akla zarar bir kararla 40 bin evet yanlış duymadınız 40 bin ithal öğretmen getirme kararı aldı. Geçen yıl atanamadığı için intihar eden öğretmen sayısı 11 oldu haberiniz var mı? İthal öğretmen istemiyoruz bu proje Vatikan’ın mı, BOP’un mu, 40 bin misyoner mi getireceksiniz?

 Ülkemizin kuşkusuz en büyük sorunu, işsizliktir. Ama iktidar, yaşanan işsizliği kendileri için avantaja çevirerek, işsizlik tehdidi ile çalışan haklarını her geçen gün geriletmektedir. Bugün, özellikle sözleşmeli çalışanlarımızın birçoğu ailesinden, çocuklarından, memleketinden ayrı; tam anlamıyla gurbet hayatı yaşıyor. Aileler parçalanıyor. Çocuklar anne, baba hasretiyle büyüyor. Gidişat, karanlık bir geleceği işaret ediyor. İş güvencemiz elimizden alınmak isteniyor. 4/C’li geçici statüde çalışanların sayısı 45 bini buldu. İş güvencesinden mahrum, dönemlik sözleşmelerle, temel çalışan haklarından mahrum bırakılmış, sözleşmeli personel sayısı her geçen gün artıyor. Taşeron şirketler, düşük ücretlerle, güvencesiz, sendikasız elemanlarla kamuya yerleşmiş durumda. Gelecekte hepimizin çocukları, taşeron şirketlerin kölesi olacak.

 

Türkiye Kamu-Sen olarak, bu gerçeği görüyor ve herkesi geleceğine sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sırça köşklerde oturup, gerçekleri görmezden gelerek, kanunlar hazırlayıp, iş güvencemizi elimizden alanlardan, aileleri parçalayanlardan, çocuklarımızı taşeron şirketlerin kölesi yapmak isteyenlerden, mutlaka hesap sorulmalıdır.

Önce bir KPSS hırsızlığı ile karşı karşıya kaldık. Türk Eğitim-Sen olarak KPSS hırsızlığını ortaya biz çıkardık. Bu hırsızlığı da önce kabul etmediler, sonra kabullenmek zorunda kaldılar, Şimdi de YGS. Bu ülkede PMYO sınavı, KPSS, YGS, Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı müdür, müdür yardımcılığı sınavları, görevde yükselme sınavları...

 

ARTIK HİÇBİR SINAVA GÜVENİMİZ KALMAMIŞTIR. BÜTÜN SINAVLAR ŞAİBELİDİR. ÖSYM Başkanı, önce “Yok böyle bir şey” diyordu. Sonra; “Sadece basına gönderilen kitapçık şifreli” dedi. Şimdi de her adaya mektup yazarak “Evet şifre var ama sehven” diyor.

GEÇTİĞİMİZ YILLARDA TÜRKİYE’DE MATEMATİK SORULARININ DOĞRU CEVAP ORTALAMASI 2.3 İKEN, DERSHANELERİN VERDİĞİ BİLGİYE GÖRE BU YIL ORTALAMA 18 E YÜKSELMİŞTİR. BU BİLE ŞAİBEYİ KUVVETLENDİRMEKTEDİR. TÜRKÇE VE SOSYAL BİLİMLERİNİ HER ÖĞRENCİ ÇÖZEBİLMEKTEDİR, ÇÖZÜLEMEYEN MATEMATİK BÖLÜMÜNDE BU ŞİFRELEME YAPILMIŞTIR.

Bu nasıl beceriksizlik, bu nasıl acemilik, bu nasıl devlet yöneticisi? ÖSYM Başkanını, YÖK Başkanını, Milli Eğitim Bakanını istifaya davet ediyorum.

BU CİDDİ OLAY KARŞISINDA DEVLET BÜYÜKLERİMİZ, OLAYIN ÜZERİNE CİDDİ OLARAK GİTMELERİ GEREKİRKEN, EMİRLERİNDEKİ DEVLET DENETLEME KURULUNU DEVREYE SOKMALARI GEREKİRKEN SIRAYLA “TATMİN OLUYORLAR”  

 

Başbakanın söylediği ileri demokrasi bu mu acaba? “Biz tatmin olursak sizde kimsiniz? Siz bilemezsiniz; biz biliriz.”

ŞAŞIRDIK KALDIK. “TATMİN HUKUKU” DİYE DÜNYA HUKUK SİSTEMİNE YENİ BİR KAVRAM GETİRDİLER. DÜNYADA GÖRÜLMEMİŞ BİR “TATMİN HUKUKU” SİSTEMİ GETİRDİLER. Öyleyse mahkemeleri, yüksek mahkemeleri, Devlet Denetleme Kurulunu lağvedelim, zamandan, emekten, paradan tasarruf sağlayalım. Büyüklerimiz “tatmin olurlarsa” mahkemelere ne gerek var?

BURADAN YETKİLİLERE SESLENİYORUM; BU BİR KUL HAKKIDIR. KUL HAKKININ GASBIDIR. BUNU HESABINI ALLAH KATINDA NASIL VERECEKSİNİZ?

Yüce Allah: “Her türlü günahı affederim ama bana kul hakkı ile gelmeyin” buyuruyor. Sınavdaki hırsızlık kul hakkını çalma değil midir?

BİR MİLYON YEDİYÜZ BİN GENCİMİZİN UMUDUNU, GELECEĞİNİ ÇALANLAR; BU HAKSIZLIĞI ORTAYA ÇIKARMAYANLAR MİLLETİMİZİN GELECEĞİ İLE OYNAMAKTA, BU MİLLETİN GELECEĞİNİ KARARTMAKTADIRLAR. Bu ülkede kendisi aç durup çocuğunu dershaneye gönderen velilerin vebali ne olacak? Geçen yıl dershane ücretini ödeyemediği için anne cezaevine atılırken, fidan gibi oğlu intihar etti, öldü! Bu gariplerin, fakir, fukaranın bu milletin çocuğunun emeğini, bilgisini, geleceğini çalanlardan mutlaka hesap sorulmalıdır. HAK, HAKLIYA TESLİM EDİLMEZSE ALLAH GAZABA GELİR.

BÜTÜN BUNLARIN TEMELİNDE “EMANETLERİN EHLİNE VERİLMEMESİ” vardır. Bu ülkede “ BENİM ADAMIM OLSUN” mantığı kurumları bitirme noktasına getirmiştir. Görevler liyakat ve bilgiye, beceriye göre dağıtılmalıdır. Aksi taktirde ÖSYM Başkanı gibi acemilerin elinde kurumlar tükenmektedir.

BİZ ADALET İSTİYORUZ, ADALET DEVLETİN TEMELİDİR. ADALEETSİZ BİR DEVLET, MİLLET AYAKTA DURAMAZ. Peygamberimiz “Bir ülkede İslam dışı da olsa adaletle yönetilirse payidar olur, bir ülke İslam ülkesi de olsa adaletsiz ve haksızlıkla yönetilirse yok olmaya mahkûmdur.” Buyuruyor.

HERKESİ SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMEYE, ADALETLİ OLMAYA DAVET EDİYORUZ” dedi.

            

                                                                                                                                                                                                                                                       

Advert Advert Advert Advert Advert Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Sivas’ta klavye fareleri kıskıvrak yakalandı!

Sivas’ta klavye fareleri kıskıvrak yakalandı!

01-05-2026 - Sivas

Hasan Basri Yalçın: “İsrail dünyanın gözü önünde suç işlemeye devam ediyor”

Hasan Basri Yalçın: “İsrail dünyanın gözü önünde suç işlemeye devam ediyor”

30-04-2026 - Sivas