Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) ve bağlı sendikalarda yaşanan son gerginliklerin temelinde yalnızca sert söylemler değil — geçmişe dair iddialarla örülü tartışmalı bir görev geçmişi olduğu iddiaları bulunuyor. Bu durum, üniversite camiasında “kurumsal itibar” ve “hesap verilebilirlik” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Geçmişte Gündeme Gelen İddialar: “Usulsüz Kiralama”, “Kaçak Düğün”, “Şeffaflık Eksikliği”
- 2018–2025 yılları arasında SCÜ’de taşınmaz kiralamalarından sorumlu olduğu dönemde, Boydak’ın adı — usulsüz kiralama yöntemleri, pazarlık usulü ile ihaleler yapılması ve kamu taşınmazlarının kapalı kapılar ardında, piyasa rayiçlerinin altında kiraya verilmesi iddialarıyla anıldı.
- İddialara göre, kira bedelleri ve KDV tahakkukları eksik gösterildi; bazı işletmeler borçlu olmalarına rağmen korunup kollandı; resmi sözleşmelerin dışında “hava parası / bağış / burs” adı altında ödemeler alındı. Bu da kamu kaynaklarının şahsi çıkar için kullanıldığı suçlamalarına yol açtı.
- SCÜ’ye ait bir davet/salon alanının — işletme ruhsatı olmadan — düğün salonu olarak kullanılması ve bu salonun ilk düğününün, Boydak’ın çocuğunun düğünü olması, “kamusal mekânların özelleştirilmesi” iddiasını güçlendirdi.
- Bu durum, birçok kişi tarafından “kamu malının kişisel çıkar için kullanılması”, “şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliği” olarak değerlendirildi.
Bu nedenlerle, Boydak’ın geçmişteki görevleri — sendika temsilciliği öncesi — SCÜ içinde tartışmalı bir “sorumluluk geçmişi” olarak gündemde.

Güncel Gerilim: Sert Paylaşımlar ve Sendika Üslup Krizi
Ancak mesele yalnızca geçmiş iddialarla sınırlı kalmadı. Son dönemde sendika temsilciliğiyle birlikte, Boydak’ın sosyal medya üzerinden kullandığı sert, imalı ve hedef gösterici ifadeler hem üniversite içi hem de kamuoyunda tepkilere neden oldu.
– “Makam sarhoşları”, “onursuz yöneticiler”, “mevki ile büyüyen ama karakteri küçük kalanlar” gibi tanımlamalar yaparak, ismi açık olmasa da belirli idarecileri hedef gösterdi.
– Bu dil — bazı çevrelerce “sendika dili olmaktan çıkmış, hakaret-üslup sınırını zorlayan bir ifade tarzı” olarak değerlendirildi.
Bu sert üslup beraberinde “sendikanın itibarının zedelenmesi”, “kurum içi gerilim”, hatta “yetkili-yetkisiz” dengelerinde sarsıntı olabileceği yönünde kaygılar doğurdu.

“Üslup + Geçmiş” Kesişiminde Sendika ve Üniversite Güveni Sorgulanıyor
- Geçmişte iddia edilen “usulsüzlük”lerin, bugün sendika temsilcisi olan bir kişinin geçmişinde olması,
- Aynı kişi üzerinden bugün yapılan sert çıkarımlar ve hedef göstermeler,
şeklinde bir güven ve meşruiyet problemi oluşturuyor.
Üyeler, personel ve üniversite çevresi arasında şu sorular yükseliyor:
- “Sendika temsilciliğine getirilen bir kişi — geçmişte kamu kaynaklarına dair tartışmalı dosyaları olan biri — güvenilir midir?”
- “Sendikanın temsil ettiği değerler ile geçmiş ve bugünkü söylemleri birbiriyle uyumlu mu?”
- “Üniversite yönetimi, şeffaflıktan ve liyakatten yana mı, yoksa ‘tanıdık-akraba’ ilişkilerinden mi besleniyor?”
Bu sorular, hem sendika içinde hem üniversite yönetiminde ciddi bir itibar krizinin habercisi olarak görülüyor.
Bu Haber, Kurumsal Hesap Verebilirlik ve Şeffaflık Çağrısıdır
Bu gelişmeler ışığında — geçmişte gündeme gelen iddialar + güncel sert üsluplar — elde edilen veriler “bir sendika temsilcisinin geçmişiyle hesaplaşması” değil; “kurumsal etik, şeffaflık ve sorumluluk” çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.
Üniversite yönetimi, sendika genel merkezi ve ilgili makamlar — eğer güveni yeniden tesis etmek, kamu vicdanını yatıştırmak istiyorsa —
- Geçmişteki iddiaları açıklıkla gündeme almalı,
- Hangi taşınmazların, hangi koşullarla kiraya verildiğini, kira-KDV prosedürlerinin ne şekilde yürütüldüğünü şeffaf biçimde ortaya koymalı,
- Sendika yönetimi içinde temsil, atama ve üslup politikalarını yeniden değerlendirmeli;
Aksi hâlde, bu kriz ne “yüksek sesli polemik” olarak kalır ne de hızla unutulur — yıllarca sürecek bir güven açığına dönüşebilir.
BOYDAK KİMLERİ NASIL SUÇLADI, KİMLER İLE İLGİLİ DOSYALAR PAYLAŞTI, KİMLERİN EVRAKLARINI RESMİ DOSYALARDAN ÇIKARDI TÜM AYRINTILAR GELİYOR...




















Elazigli Muhsin
Boydak’ın, Rektör Prof. Dr. Ahmet Şengönül’ün yönetim kadrosunda yer alan bazı üst düzey yöneticiler, rektör danışmanları ve hastanede görev yapan bazı doktorlarla ilgili olarak gazetemize ilettiği maddi vaat içeren, usulsüz, gerçeğe aykırı ve iftira niteliği taşıyan sözde ihbar ve haber taleplerine ilişkin tüm bilgi ve belgeleri kamuoyuna açıklayacağız. Dediniz bekliyoruz mailinize bu kişi ile ilgili daha önemli belgeler ve ses kayıtları attım lütfen değerlendirin. 1 ay önceVurucu66
Hakikat, üç beş kişilik bir çıkar topluluğunun hevesleriyle gölgelenemez. Gerçek, eninde sonunda herkesin yüzüne çarpacak kadar güçlüdür. Bünyamin kaç gündür hukuk müşavirliğinde ne iş görüyor bir sorun kendisine bakalım. 1 ay öncebu doğrusu
Cumhuriyet Üniversitesi’nin resmî sendika listesine göre Bünyamin’in sendikası yalnızca 33 üyeye sahip görünüyor. Bu tablo, aslında her şeyi açıkça ortaya koyuyor: Kurulan bu yapı; şahsi hesaplar, rant beklentileri, ikbal arayışı ve geçmişte yapılanların üzerini örtme çabasıyla şekillendirilmiş izlenimi veriyor.Oysa bilinmeli ki; Bünyamin’in geçmişte bıraktığı izleri hiçbir girişim silemez, hiçbir yapılanma da üzerini örtemez. Gerçekler, günü kurtarmaya yönelik adımlardan çok daha güçlüdür. 1 ay önce
Abbas
Cumhuriyet Üniversitesi sahipsiz değildir. Geçmiş dönemin bakiyesi Bünyamin Boydak. Yazıda kiralama usulsüzlüğünden bahsediliyor. Misafirhanede ve sosyal tesisteki usulsüzlükden bahsedilmemiş. Alım Yıldız ve Enis Baha Biçer sivriltti bu personeli. Arka planda hangi hesaplar var bakmak lazım. Sıra Çetin efendiye geliyor elleham. Bunlar yaptı etti sonra bir sendika temsilciliği alıp korumaya aldırıyor kendini ama hesap çetin olacak gibi. Hem burada hem toprağın altında. 1 ay önce