12 Haziran seçimleri; Şüphesiz Cumhuriyet Tarihimizdeki en önemli ve bir o kadar da en kritik seçimlerden birisidir. Partilerin milletvekili aday listelerini açıklamasıyla birlikte Türkiye, bu kritik seçim sürecine de girmiş oldu. Bu süreçle birlikte ilginç gelişmelere tanık olmaktayız, şaşırmaktayız…
İlginç gelişmelerin başında Mecliste ki mevcut milletvekillerinin yarısına yakınını yeni mecliste göremeyecek olmamız gelmektedir. Bu durum, özellikle iktidar partisinde öne çıkmaktadır. CHP’de de birçok isim listelerde kendisine yer bulamamıştır, bundan dolayı ortalık fena halde karışmış gözüküyor. Listelere giremeyen CHP li Vekillerin her birinden bir ses çıkmakta, amiyane tabirle ağzı olan konuşmakta, bu durumu kıyasıya eleştirmektedir... MHP’ de ise fazla bir çatlak ses duyulmamaktadır. Mevcut MHP Milletvekillerinin birçoğu yerini korumuş, Listede çok cüzi oranda bir değişiklik görünmektedir.
En ilginç Aday sıralaması AKP’de dir, çünkü en çok çizik yiyen Vekiller AKP Vekilleridir. Mevcut milletvekillerinin yarısının yeniden aday gösterilmemiş olmasına rağmen Listeye giremeyen Vekillerden “çıt “ çıkmamakta, kimse konuşmamakta, konuşamamaktadır. Buna rağmen AKP den önemli oranda kopmalar olmamaktadır. Bu şartlarda AKP’den önemli oranda bir kopmada da olmaz zaten, Bunun nedeni ise; Başbakan Erdoğan’ın, bu dönem aday gösterilmeyenler için, bir dahaki dönem aday olabilir diyerek umut vermesidir. Geçen dönem ara verenlerin bu dönem yeniden listedeler de yer bulması, AKP’nin iktidar olasılığı en güçlü parti konumunu devam ettirmesi, AKP’de siyaset yapanların umutlarını bir başka bahara ertelese de seslerinin çıkamayacağının göstergesi değil midir?
Yukarıda da belirttiğim gibi; 12 Haziran seçimleri her yönüyle ilginç bir seçim olacak, şaşırılacak o kadar çok şey var ki: nitekim tıpkı Alparslan Türkeş’in küçük oğlunun AKP ‘den aday olmasına şaşırdığımız gibi. Herhalde Küçük Türkeş bundan böyle meydan meydan dolaşacak ve babasının kurduğu partiye karşı laf söyleyecektir.
Şaşırdığımız bir başka husus da; Anayasa değişikliği Referandumu sırasında “Çölde susuz kalmış bedevi” topluluğuna benzettiğim, her daim eski ülkücü olarak lanse edilen “isimleri” yaptıkları hususunda hep fazla abartılan “Eski Ülkücülüklerinin ne zaman eskiyeceği” bir türlü bilinmeyen, ihtiyaç hissettiklerinde geçmişleriyle övünen, eksen kaymasına tutulup giden ve fikir değiştiren, geçmişleriyle çelişen bu zevatlar bilindiği üzere MHP ye de cephe alarak evet kampanyasının gönüllü destekçileri olmuşlardı. Bu desteklerinin karşılığında AKP den milletvekilliği ile ödüllendirilmeyi beklediler. Amaçlarına ulaşmak için kendilerine bir ülkücü kontenjan verileceği, hem genelde hem de Sivas’a yansıyan uzantılarında kendi kendilerini “pohpohlamaları” bir kısmının adayı olması, bir kısmının aday bile olamamaları, aday olanların da adam yurduna konulmaması işte bu arkadaşların ne duruma düştüklerinin göstergesi değil midir? Gerçekten yazıktır, yazık!
Diğer bir ilginç durum ise; bazı Ergenekon sanıklarının, Balyoz sanıklarının ve “KCK” sanıklarının siyasi partilerden ya da bağımsız aday olarak seçime girmeleridir. Seçildikleri takdirde bunun sonucunda Meclise girmeleri durumunda enteresan bir Meclis olacağına hiç şüphe yoktur. Bir tarafta KCK lılar, BDP liler, bir tarafta yıllarca terörle mücadele etmiş Engin ALAN Paşa… Bir tarafta gazeteci Ergenekon sanığı Balbay, bir tarafta kendisini Ergenekon davasına adamış ve bu tarzıyla popüler olmuş Şamil TAYYAR… Bir tarafta eski HADEP kurucusu olan yıllardır ekranlarda AKP nin yılmaz savunuculuğunu yaptığı için Milletvekili adayı yapılarak ödüllendirilen Mehmet METİNER, diğer tarafta da ise HADEP ‘de bir zamanlar kader birliği yaptığı eski dava arkadaşları…
Bu arada kamuoyunun yakından tanıdığı “Eski Ülkücü!” Mümtazer Türköne yapmış olduğu mücadelesinde Şamil Tayyar gibi başarılı olamadı, listeye giremedi, ama kanaatimce
fazla üzülmemiştir. Nerde eksik yaptığının araştırmasını yaparak, bundan sonraki dönem için hazırlanmaya, kalemini bir sözcülük makamı gibi daha fazla kullanarak, Zaman Gazetesinde ve tv ekranlarında performansını geliştirebilir ve 2015 seçimlerin de en şanslı aday adayı olarak kamuoyunun karşısın çıkabilir.
12 Haziran seçimlerinde ben şahsen AKP’ nin tekrar iktidar olacak olsa bile 2007 seçimlerindeki gibi güçlü bir çoğunlukla gelebileceğine inanmıyorum. Ne 27 Nisan Muhtırası, ne de Cumhurbaşkanını halk seçsin argümanları artık yoktur. Bunun için bu seçimler AKP’nin mağdurluk ve haksızlığa uğradığının propagandası ile geçmeyecektir. Artık seçmen AKP ye haksızlık yapıldığını, AKP’ nin mağdur edildiğini millet iradesinin hiçe sayıldığını düşünerek oyunu vermeyi düşünmeyecektir.
AKP’nin Meclis çoğunluğuna sahip ve tek başına 8,5 yıldır iktidar olmasına karşın bu kadar mağdur olunduğu edebiyatını yapmaya devam etmelerini bu millet artık kabul etmeyecek ve sahiplenmeyecektir.
AKP’nin uzun bir zamandır devam eden iktidarından, Artık toplumda AKP iktidarına karşı her kesimden hoşnutsuzluklar ve tepkiler gelmeye başladı, birçok konuda ölçüsüz ve aşırılıkların olduğu kanaati güçlenmeye başladı. Ergenekon davasının destekçileri bile artık yapılan haksızlıkları kabul edemiyorlar. İktidarın adım adım olsa da toplumu alıştığı hayat tarzından çıkararak, kendi gibi düşünmeyenlere hayat hakkı tanımadığı gibi bir algı duygusu güçlenmeye başladı. İşte bu seçimler böyle bir atmosferde geçecek gibi görünüyor.
Bu seçimde sonuçları etkileyecek en önemli etkenin ekonomik faktörler olacağı kanısındayım. İşsizlik ve yoksulluk tavan yapmış durumdadır. İktidar olan AKP; ekonominin ne kadar iyiye gittiğini, refahımızın ve yaşam kalitemizin ne kadar arttığını söyleyip duruyor olsa da, Seçim döneminde de bunları sık sık dinlemeye devam edeceğiz. Peki, gerçek öylemi? Hayır, tabi ki değil. Daha geçen günlerde Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)bir rapor yayınladı. OECD’nin otuz ülkesini kapsayan bu raporunda Türkiye ile ilgili duruma baktığımızda; en yüksek gelir eşitsizliğine sahip ülkeler arasında Türkiye 3’üncü sırada, en düşük istihdam oranına sahip ülke Türkiye ve İşsizlikte ikinci ülke. Aynı raporda Türkiye Yoksullukta üçüncü sırada yer almaktadır. Çocuk eğitimine devlet kaynaklarından en az parayı harcayan ülke de maalesef Türkiye… Rapora göre Bebek ölümlerinde birinci olan Ülkemiz, listede yer alan Ülkeler arasında insan ömrünün en kısa olduğu ülke konumundadır.
Başbakan OECD’nin bu raporuna ne der acaba, bu Rapor doğru değil deyip yalanlayabilir mi? Herhalde Sadece görmezden gelir, böyle bir raporu yok sayar yada saklamaya çalışır. Her şey kabak gibi ortada değil mi? Enflasyon düştü, paradan altı sıfır atıldı ya! Büyümede rekor üzerine rekor mu kırıyoruz bu durum da? Seçimleri etkileyeceğini düşündüğüm başka bir mühim konuda kamu vicdanında rahatsızlık oluşturan YGS sınavıdır. AKP sınav yolsuzluğunun altında kalacak gibi görünüyor. AKP tarafından hükümet karşıtların yapmış olduğu bir komplodur gibi akılla bağdaşmayan ve inandırılıcılığı zor bir savunma geliştirmek yerine olayın üzerine gitseler idi, aleyhteki durumu lehlerine çevirebilirlerdi. Ama geçti artık. Bu saatten sonra bu sınav rezaletine kılıf uydurmaları imkansız gözüküyor.
YGS için bir tür şifre hazırlandığı ve bunun bazı öğrencilere aktarıldığı gün gibi ortadadır. Sehven yapıldığının açıklaması, şifreleme yapıldığının itirafı değil de nedir?
Olay yargıya taşındı bundan sonra kararı yargı verecektir ama durum AKP’nin aleyhinedir. Sınava 1 milyon 700 bin öğrenci girdi. İster AKP’li olsun ister başka bir partiden, şifreden haberi olmayan her öğrenci ve ailesinin hedefinde AKP olacaktır.
ÖSYM tarafından Sehven yapıldığı itiraf edilen sınav şifresi AKP’nin bu seçimlerde en zayıf noktasıdır ve AKP‘nin oy kaybetmesine sebep olacaktır.
CHP ise artık eski çizgisinde kalmayacağının, Kemal KILIÇDAROĞLU ile birlikte yeni CHP olma yolunda ilerlediğinin, Laiklik konusundan başörtüsü konusuna kadar eski çizgisini devam ettirtmeyeceğinin sinyallerinde vermeye başladı. Bu durum CHP’nin oylarını artıracaktır.
Yeni CHP; Eski CHP de olmayan birçok projeyle seçmenin karşısına çıkarak, işsizlik, yoksulluk konularına el atması, aile sigortası gibi, askerlik süresinin kısaltılması gibi toplumumuzu yakından ilgilendiren konularla ilgili seçim vaatlerinde bulunması bu değişimin bir göstergesi değil midir? Yine milletvekilliği listelerinde eski birçok ismin yer bulamaması değişimin bir göstergesi değil midir? Ben şahsen CHP’ nin 2007 seçimlerine göre daha iyi sonuç alacağı kanaatini taşımaktayım.
Gelelim MHP’ye ben MHP’nin bazı basın yayın organlarında yayınlanan anketlerde baraj altı gösterilmesini gerçekçi bulmuyorum. MHP ‘nin de oylarını 2007 ye göre artıracağını daha iyi bir performans göstereceğini düşünmekteyim. Devlet BAHÇELİ’nin geçmişte ters düştüğü kişilere kapıları açması, aday sıralarında seçilebilecek yerlerden aday göstermesi MHP deki ülkücüleri ziyadesiyle memnun ederek bir sinerji bir hava oluşturmuştur.Her zaman merkezde durmuş, siyasetteki duruşlarıyla hep takdir toplamış, ılımlı herkes tarafından olumlu görülen Murat BAŞESKİOLU,Sümer ORAL gibi merkez sağda yer almış isimlerle birlikte MHP nin daha da merkeze yaklaşarak Eski ANAP ve DYP tabanına ulaşacağını düşünüyorum.
Genel olarak 12 Haziran seçimlerini irdelemeye çalıştım. Gerek kendi kanaatlerim, gerekse görüştüğüm birçok insanda oluşan kanaatler bu yöndedir.
Biraz da Sivas’la ilgili kaynayan siyaset kazanına bakalım. AKP 2007’de ki havasında değil, nedenlerimi? İşte size nedenler: Sivas Belediyesi, Sivas’ın en büyük ilçeleri olan Suşehri, Şarkışla gibi Belediye Başkanlıklarının iktidar partisinde olmaması yerel yönetimlerin seçimlerdeki desteğinden AKP nin yararlanamaması, AKP için bir dezavantaj değil midir?
Milletvekili aday listesindeki adayların tespitindeki yönteme AKP tabanında içten içe bir tepkinin oluşması gözlerden kaçmıyor. Üstelik İl Başkanı’nın Milletvekili adaylarını tanıtma toplantısında bundan sonraki 4 yıl için belirlenen adayların Milletvekilliklerinde bir kısmı Sivas’tan bir kısmı da, İstanbul’dan Sivas’a hizmet için çalışacaklar açıklaması talihsiz bir açıklama olmuştur, Sivas oluşan bu talihsiz durumu kabul edecek midir,yoksa bir tepki gösterecek midir? Bu sebeplerden dolayı Sivas’ta da AKP nin 2007 seçimlerinde aldığı oy oranının altında oy alacağını tahmin ediyorum.
Sivas’ta CHP adayların belirlenmesi ön seçimle oldu. Benim de çalışmalarını takdir ettiğim Sivas için iyi bir Milletvekilliği yapan CHP milletvekili Malik Ejder ÖZDEMİR geçen dönem olduğu gibi 1.Sırada yerini korumuştur ve CHP daha önce çıkarmış olduğu bir milletvekilliğini koruyacaktır.
MHP nin 1. Sıra adayı eski Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp; Bakanın kırsal kesimdeki desteği herkesçe malum ve 2.sıra adayı Cemal ÇEVİK… Cemal ÇEVİK’in de sağlayacağı büyük katkı ile il ve ilçe teşkilatlarında dirilik, heyecan MHP’nin milletvekili çıkartması için bir avantajdır.
Gelelim BBP ye; Rahmetli Muhsin Başkan olmadan ilk Genel Seçimini yaşayacak. BBP için zor bir seçim olacaktır. Hem Muhsin Başkan yoktur, hem de yüzde onluk seçim barajı vardır. Her ne kadar merkez belediye BBP de olsa da bu seçimi kolaylaştıracaktır ancak, beklenenin altında bir sonuç çıkması durumunda Sivas Belediyesini ve İlçe Belediyelerinin çoğunu kazanan BBP’nin alacağı oy oranı belediyelerin çalışmalarında başarılı olup olmadığının, halkın desteğinin ne ölçüde devam ettiğinin bir göstergesi olacaktır. Bu seçimler Sivas açısından BBP için Hayati önem taşımaktadır.
12 Haziran seçimlerinin Sivas açısından diğer bir önemi de Muhsin Başkandan sonra bir başka bağımsız adayın, Milletvekili olarak seçilip, Sivas’ı temsil edip edemeyeceğidir... Eski Bakan Abdüllatif ŞENER bağımsız olarak seçimlere giriyor. Latif Bey yıllardır üst düzeyde, seçilme garantisi olarak siyaset yaptı. Artık Latif Bey’de Rahmetli Muhsin Başkan gibi köy köy, ev ev gezecekmiş. Bakalım halkla bütünleşebilecek mi, kendisine Sivas sahip çıkacak mı? İçlerinden biri olarak görüp bağırlarına basacaklar mı?Bende bu soruların cevabını görmek için merakla beklemekteyim.
Son olarak şunu belirtmek isterim ki; Süleyman Demirel bir söyleşisinde “Lider kolay yetişmez, Türkeş bir liderdir, Erbakan bir liderdir. Lider her şartta, şartlar ne olursa olsun memleketinden seçilir Meclise gelir. Muhsin YAZICIOĞLU’da liderdir, bakın Sivas’tan her şartta seçilir gelir” demişti. İnşallah Latif Bey’de seçilir, lider olduğunu tüm Türkiye’ye gösterir.
12 Haziran seçimlerinin memleketimize ve ülkemize sonuçları ile hayırlar getirsin…