Hz.Muhammed Aleyhisselam, puta tapanlarla amansız mücadeleye tutuştuğu zaman, haçlı askerleriyle İslam askerleri arasında kum tipisi yüzünden birbirlerini tanıyamama durumu hasıl olmuştu. Bu yüzden, kimin kime karşı savaştığı belli olmuyor, askerler kendi tarafından olanları bile farkında olmadan öldürüyorlardı.
Hz. Muhammed Mustafa,daha önce Hz. Ali'yi Hindistan'ın Keşmir bölgesinin asayişini sağlamak üzere bölgeye göndermişti. Hz.Muhammed'in yaklaşık 70 bin, putperest hükümdarın ise yaklaşık 200 bin kişilik bir ordusu vardı. Zaten sayıca az olan islam ordusu, bir de kum tipisi yüzünden biribirini tanımayarak öldürüyorlardı.
Putperest hükümdarı, Hz.Muhammed'in ordusunu teslim alacak duruma gelmişti. Hz. Peygamber Hakk Taala'ya münacaatta bulunarak şunu söyledi; "Ya Rabbül Alemin,öldürülmem için değil, senin varlığını duyuramayacağımdan korkuyorum. "Hemen Cebrail Aleyhisselam elçiliğiyle yüce yaradan tarafından şu haberin gönderildiği belirtilir; "Habibime söyle,Uhud Dağı'nın başına çıkıp, Edirikli Ya Ali diye çağırsın. "Hz. Muhammed dedi ki; "Ya Cebrail, Ali kırk konaklık uzaklıkta. Benim sesimi işitir mi?"
Cebrail; "Ya Muhammed,Hakk Taala buyurdu ki, rüzgar vasıtasıyla onun sesini Ali'nin kulağına eriştiririz. Dağı dağa kavuştururuz. Menzili kısaltırız. Ali farkına bile varmaz" diye buyuruldu.
Hz. Muhammed bu talimata uyarak, Uhud Dağı'nın başından, Edirikli Ya Ali diye seslendi.
Anında "lebbeyk Ya Muhammed"dedi. Hz. Muhammed; "Ya Ali putperest ordusu islam ordusunu perişan eyledi". Hz. Aliyel Mürteza, Resulullah'ın elini öperek, himmet eyle Ya Muhammed deyip Zülfikar'ı kuşandı.
Gürzünü giyindi. Düldül'e biner binmez putperest ordusunun içine dalış yaptı.
200 bin kişilik kuvveti,30 bin kişilik bir orduyla dağıtmayı başaran Hz.Ali, putperest hükümdarını yakalayıp Hz. Muhammed'e teslim eder.
Hz.Muhammed Aleyhisselam, Uhud Savaşı başlangıcının o vehametli günlerinde islam şurasını toplayıp, islam askerlerinin başlarına renkli bir işaret takılması kararını aldı. Araplar kırmızı renge "kızıl" derler. Şura'da şu karara varılmıştı; Her ne kadar kum tipisi askerlerin görüş açılarını kapatsada, kızıl renk kendisini belli eder. Askerlerin başlarına kızıl renkli bir bez bağlanılması kararı verilince, bazı askerler bu bezi başlarına bağlamayı becerememişlerdi.
Hz. Peygamber Efendimiz,yüksek bir yere çıkarak,ben bu bezi nasıl sarıyorsam sizde aynı şekilde sarın diye buyurdu.Kızıl sarığı ilk önce Hz. Muhammed kendi başına sarmıştı.
Hz. Muhammed'in adını bilmeyen putperestler"kaçın, Kızılbaş'ın askerleri geliyor, Kızılbaş'lar geliyor" diye bağırarak Kızılbaşlık ünvanını meydana getirdiler.
Kızılbaşlık, görüldüğü üzere sadece bir mezhep ünvanı, ya da bir kabile ismi değil bizzati Hz.Muhammed ve O'nun askerlerine bahşedilen bir ünvandır. Günümüzde Kızılbaşlık adını yanlış şedilde tanıyıp telaffuz edenler, hakaret ve kin dolu ithamlarda bulunanlar, cehaletlerinden kaynaklanan bir yanlışın içinde olduklarını ve Hz.Peygamberimiz ve O'nun askerlerine yanlış yaptıklarını bilmelidirler.
Araştırmacı Yazar ve Şair Mehmet KIZILGÖZ