Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde:
Kosova'yı mağlup ederek Dünya Kupası'na katılan Bizim Çocuklar'ı gönülden tebrik ederim. Takımımıza oynayacağı karşılaşmalarda başarılar dilerim. Bizim Çocuklar'ın her zaman olduğu gibi formayı zaferden zafere taşıyacağına, milletimizin göğsünü kabartacağına yürekten inanıyorum.
86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşliğimizin zedelenmesine asla müsade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı'nın insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasını dilerim.
Nevruz Bayramı'nı da tebrik ederim. Bu ruha uygun şekilde idrak eden aziz milletimize teşekkür ederim. Nevruz'un hayırlara vesile olmasını dilerim.
Ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda siyasi nezaket sınırlarını aşan saldırgan sistemleri karşısında kendimizi koruduk. Kimi zaman bunları genel başkanın acemiliğine verdik. Kimi zaman doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Onların sataşmalarına cevap vermedik. Etrafımız ateş çemberine dönmüşken, sınırlarımız ötesinde füzeler uçarken, bizi meşgul edecek her türlü siyasi tartışmadan uzak durduk. Şunu herkes bilsin ki; duruşumuz yapılan edepsizlikleri sineye çekmek değil tam aksine edebimizdendir. Biz 23 yıldır olduğu gibi taş üstüne taş koymanın çabasındayız. Biz Türkiye'yi küresel oyuncu haline getirme mücadelesindeyiz. Biz akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatma derdindeyiz.
Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlere takılmadan, Türkiye Yüzyılı hedefimizde ilerliyoruz.
Dün iletişim ve haberleşme alanında yeni dönem başladı. Türkiye artık 5G teknolojisiyle tanıştı. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme ve teknoloji alanında verimi artıracak 5G teknolojisini ülkemize kazandırmanın sevincini yaşadık. 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı olan 5G teknolojisi Türkiye'de aşamalı olarak yaygınlaşacak. Bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. 2 yıl içinde ülkemizin her bir noktasına ileteceğiz.
Bizim AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak büyük sorumluluklarımız var. Ülkemizi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifemiz var. Bizim milletimizin huzurunu temin etmek, geleceğe güvenle bakması gibi ağır bir sorumluluğumuz var. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz.
Hepimiz şunun farkında olmalıyız, Türk milleti irfan sahibi bir millettir. Bu milleti kandıramazsınız, bu millete siyasi hokkabazlık yapamazsınız. Bu aziz millet eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını çok iyi bilir. Milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalet CHP'nin arasındaki kalite farkını çok iyi bilir. Ana muhalefetin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerini benim vatandaşım çok iyi görüyor ve hak ettikleri notu veriyor. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize bir hakaret senfonisi halin dönüştürerek bizi değil, sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık. Öfkenin, nefretin ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine izin vermeyeceğiz.
Bu ülkenin Cumhurbaşkanına, iktidar partisine çirkin ifadelerle hakaret etmek, ana muhalefet dahil kimsenin hakkı da haddi de değildir. Bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır.
Türk siyasi tarihini açıp bakın, orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP'yi görürsünüz. 27 Mayıs'ın baş aktörü CHP'yi görürsünüz. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı CHP ideolojisidir. 3 Kasım 2002'den beri Türkiye'yi hedef alan provokasyonların tamamında CHP vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde CHP vardır. Gezi olaylarında sokaktakilerin sırtını sıvazlayan CHP'dir. 15 Temmuz ihanetine kontrollü darbe diyerek darbecileri aklamaya çalışan yine CHP'dir. Darbecilik CHP'nin karakteri ve kimliğidir. Darbeye destek CHP'nin milli sporudur. CHP bu ülkede darbeciliği vücut bulmuş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse, CHP'nin de darbeci zihniyeti değişmez.
Karşımızda ne kalitemize ne de sikletimize uygun bir siyasi rakip var. Ana muhalefer partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, önüne gelene hakaretler savuran bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın da bu söylemlerden rahatsız olduklarını biliyorum. Siz de bugüne kadar yoldan geçen vatandaştan havada uçan kuşa kadar ilgili ilgisiz herkese suç attınız, günah keçisi ilan ettiniz. Ama bir gün olsun 'hırsızın hiç mi suçu yok?' demediniz. Rüşveti alanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla hiç uğraşmadınız. Hiç kimse size 'yiyin efendiler yiyin' demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye'de kimsenin yolsuzluk yapma ayrıcalığı yoktur. Çalanın, soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kaldı. Biz bu sürecin tarafı değiliz, sadece milletin adına hakkın yerini bulması takipçisiyiz. Adil ve tarafsız yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkmasını, herkesin hukuk önünde hesap vermesini istiyoruz.
Bölgemizde 28 Şubat'ta başlayan savaş tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu tehlikeyi kazasız atlatmasıdır. Dengeli ve rasyonel zeminle bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız düzenlenen dörtlü toplantıda endişelerimizi dile getirdi. İlgili bakanlarımız yoğun süreci götürüyorlar. Türkiye'nin tavrı nettir, akan kanın durması, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Türkiye'nin ilkeli duruşu insanlığın sesi olmuştur. Kardeş ve dost ülkelerin yaşadıkları acının bir an önce son bulmasını diliyoruz.
Enerji, ulaştırma ve altyapılara yönelik misillemeler bölgesel iç çatışmaları tetiklemektedir. Tüm insanlığın omuzlarına ekonomik yük bindiren bu savaşın birinci sorumlusu İsrail'dir. Savaşın devam etmesi yönündeki her gelişme İsrail'in kanlı stratejisine hizmet edecektir. İran ile savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu zora soktuğu gayet açıktır. İnsanlığın sıkıştığı bu kapandan kurtulmak diyalog ve diplomasidir. Akıl ve vicdan bunu gerektirir. Temennimiz aklı selimin egemen olduğu, daha fazla kan dökülmeden barışın egemen olmasıdır. Biz bunun için mücadele edeceğiz.