Prof. Naci Görür’den Ýstanbul'un iki ilçesi için kritik uyarý

  Bu haber 06 Mart 2021, Cumartesi 14:39:51 eklenmitir.
Prof. Dr. Görür, "Büyükçekmece-Küçükçekmece arasý heyelanlarýn olduðu yerler. Buralar þu anda bile kayýyor, hareket ediyor. Depremde haliyle bu kayma hareketi heyelanlara dönüþecektir. Depremle birlikte burada ciddi yýkýmlar meydana gelecektir" dedi.

Dünyanýn en etkin deprem kuþaklarýndan birinin üzerinde bulunan Türkiye'de her yýl 1-7 Mart arasý, Deprem Haftasý olarak kutlanýyor. Deprem Haftasý dolayýsýyla Ýstanbul'da beklenen olasý deprem hakkýnda konuþan Jeolog, Prof. Dr. Naci Görür, Ýstanbul'da minimum 7, maksimum 7.5 büyüklüðünde bir depremin olacaðýný ve en çok Avrupa Yakasýnýn kýyý kesimlerinin etkileneceðini söyledi.

Uzun yýllardýr deprem araþtýrmalarý yapan ve Ýstanbul'da beklenen büyük depremle ilgili her fýrsatta uyarýlarda bulunan Prof. Dr. Naci Görür, depreme karþý hazýrlýklý olmasýnýn saðlanmasý, depremden korunma yollarýnýn anlatýlmasý ve toplumda afete hazýrlýk bilincinin yaygýnlaþtýrýlmasýnýn amaçlandýðý Deprem Haftasý'nda DHA'ya konuþtu.

'BURALAR ÞU ANDA BÝLE KAYIYOR'

Prof. Dr. Görür, beklenen deprem öncesinde acil olarak müdahale edilmesi gereken yerlerin özellikle Avrupa yakasýnda bulunan kýyý ilçeler olduðunu belirtti.

Özellikle Büyükçekmece ve Küçükçekmece bölgesine dikkat çeken Prof. Dr. Görür, þunlarý söyledi:

"Büyükçekmece-Küçükçekmece arasý heyelanlarýn olduðu yerler. Buralar þu anda bile kayýyor, hareket ediyor. Depremde haliyle bu kayma hareketi heyelanlara dönüþecektir. Depremle birlikte burada ciddi yýkýmlar meydana gelecektir. Deprem heyelanlarý tetikleyecektir. Þu anda deprem yokken bile yavaþ yavaþ deformasyon, hareket var zeminde. Yýlda birkaç santim hareket ediyor. O nedenle Ýstanbul'da bu bölge üzerinde mutlaka çalýþmak gerekir." 

'AVRUPA YAKASINDA DEPREMÝN ETKÝSÝ 5 KAT ARTACAK'

Avrupa yakasý için kritik uyarýlarda bulunan Prof. Dr. Görür þöyle konuþtu:

"Ýstanbul depreme yaklaþýyor. Beklediðimiz deprem de küçük bir deprem deðil. Minimum 7.2, maksimum 7.5 büyüklüðünde bir deprem. Muhtemelen ilk kýrýlacaðýný düþündüðümüz yer de Silivri açýklarýyla Yeþilköy açýklarý arasýnda Kumburgaz Kolu. Dolayýsýyla bu depremde Ýstanbul genelde etkilenecek ama en fazla Avrupa yakasý etkilenecek.

Bunun nedeni, hem deprem üretecek faya yakýn olmasý hem buradaki zemin ve jeolojik formasyon depremin etkisini büyütecek nitelikte. Yani zemini saðlam bir yerde depremin etkisini bir olarak düþünürsek, Avrupa yakasýnda kimi yerlerde deprem etkisi beþ katýna kadar çýkabilir.

Buradaki zemin genellikle çürük olan zeminlerdir. Ýçinde su olan, çimentolaþmamýþ, kaya niteliði göstermeyen, gevþek, yumuþak zeminlerdir. Dolayýsýyla deprem olduðu takdirde bu tür zeminin içerisine giren sismik dalgalarýn hýzlarý yavaþlayarak bu zemin içerisinde oyalanýr ve daha fazla hareket ederek yýkýma neden olurlar.

Bu tür zeminlerde yer ivmesi daha fazlasýdýr en büyük yer hýz daha fazladýr. Avrupa yakasýnda özellikle kýyýdan itibaren ilk 10 kilometrelik þerit içerisindeki alanlarýn çoðunda sarsýntýnýn hýzý ve ivmesi daha fazla olacaktýr."

'MÝLYONLARCA TON MOLOZ ORTAYA ÇIKACAKTIR'

Depremin diðer bir sorunu da çevre sorunu; milyonlarca ton moloz ortaya çýkacaktýr" diyen Prof. Dr. Görür sözlerini þöyle sürdürdü:

"25 milyon ton deniyor ama bundan daha fazla olabilir. Bu öyle bir þey ki, binlerce kamyonla senelerce taþýsanýz bu molozu bitiremezsiniz. Þimdiden bu molozlarýn nasýl bertaraf edileceði, nasýl ekonomiye kazandýrýlacaðýnýn düþünülmesi lazým. Moloz toplama ve iþleme tesislerinin kurulmasý lazým.

Yoksa daha önce yaptýðýmýz hataya düþüp de bu molozlarý götürüp derelere, denizlere, çukurlara gömüp üzerini örtmememiz lazým. Molozlar evseli kimyasal atýklardýr. Bunlar hava ve suyla temas ederek fizikokimyasal deðiþimlere uðrayarak zehirli toksik maddelere dönüþür. Bunlar akarsularla, yeraltý sularýyla tarlalarýmýza gider veya denize gider. Besin zinciri vasýtasýyla insana geri döner. Bunlarý tükettiðimiz zaman da o ülkede uzun dönemde hastalýklar insanlarý öldürmeye devam eder."

'HALKA UYGUN FAÝZLÝ KREDÝ VERÝLMELÝ'

Depremle mücadelede halkýn da kendi evlerini güçlendirmesi gerektiðini, bu noktada devletin vatandaþlara uygun faizli krediler verilmesi gerektiðini kaydeden Prof. Dr. Görür, "Kentsel dönüþüm demek altyapýyý, halký, yapý stokunu, çevreyi ve ekonomiyi tümüyle hazýrlamaktýr. Resmi binalarý, okullarý, hastaneleri yapýyoruz ama halkýn oturduðu yerlere yeterince el atýlmýyor. Hükümet ya da devlet ne kadar bina yapabilir? Ýstanbul'da 400-500 bin binanýn yýkýlýp yeniden yapýlmasý gerekiyorsa devletin ne bunu yapacak zamaný ne de parasý var. Bu durumda halký da seferber etmesi gerekir. Halk kendi göbeðini kendi kesmeli ama onu yapabilmesi için halka kredi vermek durumundasýn. O nedenle ulusal ve uluslararasý finans kaynaklarýný harekete geçirip. Uygun faiz, uygun zamanda halkýn emrine verirseniz bu iþi hýzlandýrýrýz" dedi.

'YUNANÝSTAN'DAKÝ DEPREM ÝSTANBUL YA DA ÝZMÝR'Ý ETKÝLEMEDÝ'

Yunanistan'da meydana gelen 6.3 büyüklüðündeki depremle ilgili olarak da Prof. Dr. Görür, "Bizim Kuzey Anadolu Fayý'nýn devamý noktasýnda deðil. Orada normal bir fayýn hareketi yani Yunanistan'ýn kendi tektoniði ile ilgili. Sadece hissettik. O depremden dolayý Ege'de ya da Ýzmir çevresinde bir tetiklenme, etkilenme beklemiyorum" diye konuþtu.