Üniversite, Yargı Ve FETÖ

  Bu haber 10 Nisan 2018, SALI 12:04:24 eklenmiştir.
Üniversitelerde yönetimde ve kritik noktalardaki FET֒cülere dokunulmadı, rektör, genel sekreter, personel daire başkanı, dekan, müdür konumundaki FETÖ iltisaklı ya da Kriptoların hala görevlerine devam ediyor.

Üniversitelerde yönetimde ve kritik noktalardaki FETÖ’cülere dokunulmadı, rektör, genel sekreter, personel daire başkanı, dekan, müdür konumundaki FETÖ iltisaklı ya da Kriptoların hala görevlerine devam ediyor.

Kendilerinden olmayanları görevden uzaklaştırmak için zulme dönüşen yıldırma eylemleri uygulanıyor; farklı üniversitelerde aynı yöntem ve taktiklerin uygulanması ise Örgüt talimatı ile ortak hareket edildiğinin işaretidir.

FETÖ’nün taktikleri çok bilindik ama çok düzenli ve çok sistemlidir; makamını alarak alt seviyede bir göreve atamak, sürgün etmek, boş oturtmak, arka arkaya uydurma disiplin cezaları açarak  avukat, mahkeme masrafları ile ekonomik olarak çökertmek…

Öyle ki soruşturma sayısı 50`ye ulaşan var,  çevresinden izole edilmesi sağlanarak psikolojik sorunlu olduğuna dair algı operasyonu yaratmak ve itibarsızlaştırmak…

Nihayetinde işine hatta memuriyetine son vermek.

Soruşturmalar tamamen hukuka aykırı yürütülmektedir; sahte evrak, geriye yönelik evrak ddüzenlenmekte, iftira şikayet dilekçeleri alınmakta, yalancı tanıklar hatta öğrenciler dahi tehdit ya da not vaadi ile olaya dahil edilmektedir.

Taciz eylemleri bazı üniversitelerde fiziksel saldırıya ulaşmıştır.

Mağdurların BİMER, CİMER, YÖK başvurularının sonuçsuz kalmaktadır.

Yargıya başvuruda ise hala görevde olan kripto hakim ve savcıların üniversite yönetimi ile bağlantıları nedeniyle hukuk işlersiz hale getirilerek adalet duygusu zedelenmektedir.      

Geçen hafta Osmangazi Üniversitesinde 4 Ölümle sonuçlanan bir olay patlak verdi. Volkan Bayar’ı mesai arkadaşlarının canına kıyacak durumu getiren sürece bir bakalım;

Volkan BAYAR ve eşi Saadet Aylin BAYAR, 2011 yılında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOÜ) Eğitim Fakültesi`nde Araştırma Görevlisi olarak görev yaparlar. Bu esnada yıldırma eylemleri olarak haklarında arka arkaya idare tarafından disiplin soruşturmaları açılır.

Temmuz 2016`dan önce de Osmangazi Üniversitesinde doktora eğitimine devam etmek için Eskişehir`e giderler. Darbe teşebbüsünden sonra, 25.07.2017 tarihinde basında yer alan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi`nde FETÖ nedeniyle gözaltına alınan akademisyenlerin haberinin altına Volkan BAYAR şu sözleri yazar;

“Eğitim fakültesinde biri hariç (recep koçak) hiçbir tane fetöcüye dokunulmamış. Eski dekan M. B döneminde ona buna soruşturma açan bir çete vardı ve bunların ekseriyeti ülkücü diye kendilerini kamufle ediyorlardı. Öyle ki Türk-Eğitim Sene üye toplayan takıyyeciler bile vardı içlerinde. Rektör beyden bu vatan haini, devlet içinde devlet olmuş sülükleri temizlemesini dört gözle bekliyoruz”

Kendisi dahil üniversitedeki bazı personeller hakkında disiplin soruşturması başlatanların, tanıkların, soruşturmayı yürüten soruşturmacıların FETÖ örgütü elemanı olduğu gerekçesi ile gözaltına alındığını öğrenmesi ile Gaziosmanpaşa Üniversitesi Dekanlığına 27.07.2016 tarihli bir dilekçe yazar. Dilekçede Volkan BAYAR özetle; 

2012 yılında dekanlığın iftira niteliğinde bir disiplin soruşturması açtığını, tanıkların ifadelerinin gizlendiğini, ne ile suçlandığının bildirilmediğini, hiçbir somut/inandırıcı delil olmamasına rağmen hakkında ceza teklif edildiğini ve Kınama cezası verildiğini söyler.       

Volkan BAYAR`ın kendi ifadeleri şu şekildedir:

 “Kirli ittifak ve ittifakın neticesinde uydurulan ceza; paralel çeteden temizlenmiş ve tamamen yüce milletinin hizmetine dönmüş Türk adaleti tarafından 31.12.2013 tarih ve E 2013/400 sayılı karar ile bozulmuş ve bölge idare mahkemesinin kararı ile de kesinleşmiştir”

“Soruşturma konusu olarak El kol hareketi yaparak akademik üsluba aykırı davrandığım şeklindeki ipe sapa gelmez akıl dışı komploya karşılık bu iddianın yaşandığı yer olan sınıfta bulunan 42 öğrencinin şahit olarak dinlenmesini talep ettim ancak dikkate alınmamıştır”         “soruşturmaya konu olayda etik ihlali yapıldığını, öğrencilere not tehdidiyle anket doldurtulduğunu ifade ettim. Ne yazık ki kasıtlı biçimde bu iddialarım yok sayılmıştır”

“Abisinden, şeyhinden, cemaatinden emir alan insan ne asker olabilir, ne akademisyen olabilir ve ne de şan şerefle dolu Türk tarihinin bir parçası olabilir. Bunlar olsa olsa vatan hainidir, Fethullah Gülen silahlı terör örgütünün hain/kalleş birer piyonudur”

Volkan BAYAR, Paralel Devlet Yapılanmasının çeşitli kurumlarda yürüttüğü kumpaslara çok benzeyen zincir soruşturmalarla (toplam 5 soruşturmaüzerinde baskı kurmaya çalışıldığını; bu soruşturmaların aynısını sırf eşi olması hasebiyle Saadet Aylin Bayar’a da (3 soruşturma) açıldığını; herkesi soruşturmalarla  susturulduğunu söylemektedir.

Volkan BAYAR  Emniyet Müdürlüğüne pek çok FETÖ ihbarında bulunur, bunlar arasında tutuklu olan, imam düzeyinde olan ve firari FETÖ elemanları mevcuttur.

Volkan BAYAR`a arka arkaya soruşturmaların açıldığı Gaziosmanpaşa Üniversitesi(GOÜ)`nde  aynı yıldırma eylemlerinin uygulandığı hatta üniversiteden ayrılmak zorunda kalan başka akademisyenler de mevcuttur, yıldırma eylemleri hala da devam etmektedir.

“BİR KUMPAS DAVASININ ANATOMİSİ ÜZERİNDEN – TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ” yazısı ile durumunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Osman YILDIZ  “ Rektörlük Makamının 2013 yılında, saat 21:30 sıralarında Taşlıçiftlik Yerleşkesi Lojmanlar karşısı Çevre Yolu kenarında bulunun Çevre Birimine ait Kulübede huzur ve sükunu bozduğum ve alkol aldığım bildirilmektedir.”  Soruşturmayı, şu anda FETÖ-PDY yapılanmasında yer aldığından dolayı tutuklanan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Sayılı yürütmüştür. Aynı soruşturmaya benim gibi Yrd. Doç. Dr. Erdoğan Usta da dahildir. Birlikte, adaletin kestiği parmak acımaz düsturuyla kuzu kuzu Murat Sayılı’nın odasına gittik. Hukuka olan inancımız tamdı. Hukuk önünde kendimizi savunacaktık. Meğer hiç de öyle değilmiş. Doçent Murat Sayılı (darbeden sonra FETÖ’den tutuklandı) ile başlayıp Tokat İdari Mahkemesiyle sonuçlanan süreçte, bir hukuk davasında hiç de olmaması gereken insanların vıcık vıcık ilişkileriyle bizler ve bizim gibiler harcanmak istenmiştir”  Osman YILDIZ,  gerçekte böyle bir olayın dahi olmadığını o gün Tokat da dahi bulunmayan yalancı tanıklarla kendilerine ceza verildiğini söylerek sözlerine şöyle devam etmektedir:

“Gelelim bu dava ile ilgili başka bir hususa: Dava, bir yönüyle Türkiye’deki üniversitelerde, kendi düşüncelerine yakın olmayan öğretim üyelerinin tasfiye edilmesine yönelik kumpas işleyişine çirkin bir örnektir.  Rektörlük makamından ve soruşturmacıdan resmi yoldan dava ile ilgili delileri istememize rağmen bu delillerden can alıcı olanı bizlerden gizlenmiştir. Dava sürecinin sonunda öğreniyoruz ki, hakkımızda şikayetçi olanların arasında olan 2 öğretim görevlisi iddia edilen olayın olduğu gün Balıkesir’de sempozyumdadır.

Osman YILDIZ hukuka aykırı yürütülen soruşturmalarda hak aramak için başvurduğu yargı ayağının rektörle yakın ilişkilerini de anlatmaktadır. Kendisi üniversiteden ayrılmış bir başka üniversitede görevine devam etmektedir.

Gaziosmanpaşa Üniversitesi(GOÜ)`ne yıldırma eylemleri devam etmektedir.  Tıp Fakültesinde doçent olan Aydan Yenişehirli ve eşi Gülgün YenişehirliFethullahçıların başrolleri paylaştığı bir mobbing şovu yaşanacak, 23 senelik memuriyetinde ön inceleme bile geçirmemiş Aydan Yenişehirli paralel yapıyı şikayet etmesinin ardından bir ceza ve 5 disiplin soruşturması geçirerek, saldırı niteliğindeki idari işlemlerin iptali için 11 idari yargı davası açacak ve tam 13 kez suç duyurusunda bulunacaktır. 

 Aydan Yenişehirli üniversitedeki Paralel yapılanmayı  2015 Haziranında YÖK’e şikayet eder. Ancak başına gelmeyen kalmaz.  Kendisine yıldırma eylemlerinde baş rol Hüseyin Özyurt, sıradan bir akademisyen  değildir, 15 Temmuz sonrasında “FETÖ’nün kaymakamlar imamı” olduğu iddiasıyla tutuklanır. Kendilerine soruşturma açılması için şikayet dilekçesi veren Dr. Mustafa Sağır darbe sonrası FETÖ’den ihraç edilir. Gülgün Yenişehirli için ceza öneren soruşturmacı Dr. Bora Bostan açığa alınıp istifa eder. Üstelik sadece kendisi değil eşi Dr. İlknur Bostan ihraç edilir, kardeşi Dr. Mehmet Bostan ise 6 yıl 3 ay hapis cezası alır. Bana ulaşan bilgilerde ve iddianamelerde yer aldığı üzere örgüt tüm üniversitelerde aynı taktiği uygulamaktadır: Kurumdan atmak istedikleri akademisyenlere karşı FETÖ’cüler şikayet ve yalancı tanıklık yapmakta, yine fetöcü soruşturmacılar atanarak ceza yağdırılmaktadır.  Görüldüğü üzere örgüt sitemli ve organize çalışmakta, en ufak bir boşluk bırakmamaktadır. 

Kaynak: http://www.akasyam.com/kose-yazisi/2998/universite-yargi-ve-feto.html