Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
ÖZNUR ÇALIK'A MUHTEŞEM KARŞILA
Ak Parti Halkla İlişkiler Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öznur Ç
“ŞEHİR VE ÜNİVERSİTE İŞ BİRLİĞ
Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Genel Sekreteri Prof. Dr. Ertan Buyruk, vakıf şirk
“BU KARAR BİR MİLATTIR”
CÜ Teknoloji Fakültesi Dekanı, İş Sağlığı ve Güvenliği Anabilim Dalı Başkanı Pro
BEDELLİ ASKERLİK İÇİN FLAŞ GEL
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, bedelli askerlik konusunda kararın Cumhurbaşk
REKTÖR VEKİLİ ERKUL “SİVAS 3.
4 Eylül Sivas Kongresi'nin 95'inci yıldönümü etkinlikleri kapsamında ‘3. Sivas K
DEVELET BAHÇELİNİN ÇAĞRISINA KAYITSIZ KALANLARI TARİH AFFETMEYECEKTİR.

DEVELET BAHÇELİNİN ÇAĞRISINA KAYITSIZ KALANLARI TARİH AFFETMEYECEKTİR.

  Bu yazı 03 KASIM 2010, Carsamba 13:46:07 eklenmiştir. 1082 kez okunmuştur.
Yazar : Kürşat TECEL
Anadolu’nun her karış toprağı ve her ferdi, Ülkücülerin gözünde aynı kutsaliyete sahiptir. Marjinal ifadelerle, etnik kimlikler üzerinden yapılan değerlendirmelerle Ülkücü Hareketin uzaktan yakından bir alakası olamaz. Ülkücü hareketi oluşturan bireylerin örnekleri Çanakkale’de koyun koyuna yatmaktadır.


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Geride bıraktığımız Pazar günü Ankara’da bir büyük umut dayanışması yaşandı, umudun eyleme dönüştürülmesi bundan sonraki süreçte gerçekleşecek gibi, zira toplantı hafızalarda tazeliğini korurken gelen haber, bunun en büyük göstergesidir. Ülkücü hareketin Lideri; her ne sebeple olursa olsun, hareketten uzak kalmış ülkücüleri göreve çağırmıştı. İlk olarak “ Ben de varım” diyen 57. Hükümetin Bakanlarından Koray Aydın oldu. Bahçeli ile Koray Aydın yaptıkları görüşmede Ülkücülerin birlik ve beraberlik içerisinde olması gerektiğinin altını bir kere daha çizidiler. Ardından Prof.Dr. Ümit Özdağ ve Özcan Yeniçeri de varız dediler.

 Ankara’dan gelen haberler bunun bir başlangıç olduğunu, önümüzdeki günlerde Ülkücülerin kalbinde yer etmiş birçok değerli dava adamının da çalışmak için kolları sıvayacağını gösteriyor.

 Şu aşamada isim vermek yerinde olmayabilir, umutların gereksiz yükselmesine neden olabilir ama söylenen o ki; 1967 yılından bu güne kadar hareketin birçok safhasında görev yapmış çok kıymetli insanlar “Devletin ve Milletin bekası için güç birliği” etme noktasında hemfikirdir.

 Ülkücü hareketin yeniden heyecanlanması, yetişmiş değerlerin yeniden mobilize olması için Ankara’daki toplantı tarihi öneme sahiptir. Türkiye’nin en yetişmiş akademik ve gençlik topluluğuna sahip olan Ülkücü Hareket, önümüzdeki dönemdeki stratejisini; “Daha yükseğe sıçrayabilmek için daha çok geri çekilmek “ üzerine kurmuş gibi görülüyor. Devlet Bey’in konuşması bu Yüce davanın mazisini herkese bir kere daha hatırlatmak açısından çok isabetli olmuştur.

 Devlet Bey’in o coşkulu konuşmasına baktığımızda ve toplantının adını da bununla paralel olarak yorumladığımızda Ülkücülerin artık o “Tarihi Amaca” yeniden yöneldiğini görüyoruz.

 “Ulusalcı oldular” iftiracılığına karşı, “Türk İslam” Ülkücülüğünün sesi yükseldi Ankara’dan. Ulusalcılıktan kasıt; Türk Milliyetçiliğine eş bir anlam taşısaydı, Ülkücüler bundan gocunmaz şeref duyarlardı. Ne var ki, bu kara propagandayı yürütenlerin amacı, bu söylemle birlikte, Ülkücülerin yollarının, Apo’yu Kandilde ziyaret edenlerle kesişmekte olduğunu yaymaya çalışmaktır.

 Dünün Türkiyesinde, Allah için, Vatan için gözünü kırpmadan sehpalara yürüyen “Altın nesli” o günün kaçkınları, bu günün rantçıları “Dinsizlikle eşit Laik” olmakla suçlamaktan imtina etmediler, yüzleri kızarmadı.  Oysaki Ülkücüler; Yüce dinlerinin emrettiği doğrultuda, din üzerinden yürütülen siyasetin topluma, devlet yapısına ve her şeyden önce İslam’ın kendisine büyük zararlar vereceğinin bilinciyle hareket etmek zorundaydı, yıllardır bu çizgilerinden taviz vermediler.

  Salya sümük konuşmalarda; “Kafatasçı” “Kurda tapanlar” “Bölücü-terörden nemalananlar”, “Eli kanlı katiller” gibi haysiyetsizce saldırılara maruz kaldılar, Millet ve Devlet bekası için sineye çektiler, çatışmacı siyasetten mümkün olduğunca uzak durmaya çalıştılar.

 Siyaseten getirisi olan her değerin, istismar edilebileceğine cevaz veren mevcut “Kanaat Önderleri” her platformda, salvolarla, Ülkücüleri; “Muhafazakâr” toplumdan ötekileştirmeye çalıştılar. Anadolu’nun ortasında yer alan, Milli ve Manevi değerlere bağlı, Selçuklu ve Osmanlı’nın imar ettiği şehirlerde yaşayanların gözünde, Ülkücüleri İslam-Türk medeniyetlerine karşıymış gibi gösterme gayretleri içerisine girdiler.

 Ülkücüler; “Ezan dinmez, Bayrak inmez” diyen ve bu uğurda canından, malından, sağlığından ve evlatlarından vazgeçmiş insanlar olduğu halde, haksızca itham edildiler. Bu ithamların elbette birkaç nedeni vardır. Bu nedenlerin başında ülkenin üniter yapısının değiştirilmesi noktasında en büyük engel olarak algılanmasıdır.

 Ülkücü Harekete yönelen başka bir saldırı gerekçesi de; Terör ile uzun vadeli bir stratejiye dayalı, birlik bütünlük içerisinde yürütülecek bir mücadeleden, kısa vadeli, kayıpların da olduğu, ayrışmayı körükleyici bir çözüm modeline yönelenlerin karşısında yalnız ve yegâne kale olarak görülmesidir.

 Ülkücüleri bölme, zayıflatma çalışmalarının başka bir nedeni ise, Ülkücülerin Mecliste temsil edilmesinden dolayı, “Tek başına iktidar” a dayalı saltanatın her an sonlanabileceği korkusudur.

 Yaygın medya gücü ile Ülkücü harekete ve onun Lider kadrosuna yapılan saldırıların ardı arkası kesilmemektedir. Psikolojik ve asimetrik saldırılar neticesinde, taban ile yönetim kadrosunun arası açılmaya, maalesef yapılan çok önemli faaliyetler bile önemsiz, gereksiz ve etkisizmiş imajı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Hareketin dokusuna; gevşeklik, heyecansızlık ve yılgınlık yerleştirilmek istenmektedir.

 Mazisi destanlarla dolu bu Hareketi ve Liderini, başkalarıyla kıyaslama metodu üzerinden yapılan saldırılara da kimsenin itibar etmemesi gerekmektedir. Hangi siyasi Lider, Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü “Önce ülkem, sonra partim, sonra ben” diyen ve bu uğurda en büyük siyasi bedeli ödeyen Devlet bahçeli kadar arzu edebilir? Bunun aksini iddia edenin aklıyla arasına bir hayli mesafe girmiş demektir. Artık herkesin beklentilerini askıya alıp ülkesi için çalışma vaktidir.

 Anadolu’nun her karış toprağı ve her ferdi, Ülkücülerin gözünde aynı kutsaliyete sahiptir. Marjinal ifadelerle, etnik kimlikler üzerinden yapılan değerlendirmelerle Ülkücü Hareketin uzaktan yakından bir alakası olamaz. Ülkücü hareketi oluşturan bireylerin örnekleri Çanakkale’de koyun koyuna yatmaktadır. Türklük, Ülkücülerin vazgeçilmez sevdası ve aynı zamanda Anadolu’da oturan herkesin ortak adıdır. Bu nedenle Ziya Gökalp; Atatürk’ün olduğu gibi, Ülkücülerinde fikir önderlerinden birisidir ve Diyarbakırlı olmaktan gurur duyan bir büyük Türkçüdür. Bunun içindir ki “ Kürtler ne kadar Türk ise biz de o kadar Türk’üz” diyen bir Başbuğun yetiştirdiği nesildir Ülkücüler. Bu nedenle Ülkücüleri belli bazı bölgelere hapsetme siyasetinin sonlanması için çalışmak bu kirli oyuna son vermek gerekmektedir. Bu nedenle Büyük Ülkü Bayrağı’nı; Şırnak’ta, Hakkâri’de ve diğer Doğu ve Güneydoğu illerinde, Ay Yıldızlı Bayrağımızla birlikte, şerefle, şanla dalgalandırmak zorundayız.

 Bu coğrafyada ki asıl kardeşlik projesinin Ülkücülük olduğu, Emperyalizmin karşısında ve ona kul olmadan ayakta durabilen tek direniş öyküsünün Ülkücülük olduğu, komşusu açken tok yatamamanın Ülkücülük olduğu ve “yazılmış tarihi yazanlar” ile “yazılacak tarihi yazacak olanların” Ülkücülerden başkasının olamayacağı gerçeği herkese en iyi şekilde anlatılmalıdır.

 Aklı başında “Ülkü Devleri” artık taşın altına elini koymalıdır. Anadolu karış karış gezilerek, Ülkücü Hareketin kutsal hedefleri teker teker, bıkmadan usanmadan, yeniden, anlatılmalıdır. “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır”  demeli, Devlet Bahçeli’nin bu Kutlu çağrısına kayıtsız kalınmamalıdır. Cumhuriyetimizin 100. yılında yani 2023 yılında Lider ülke Türkiye hedefi mutlaka yakalanmalıdır. Aksi takdirde Devlet Bahçeli’nin çağrısına kayıtsız kalanları tarih affetmeyecek, Cümle Şehitlerin eli, her iki cihanda yakalarında olacaktır.


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!
Çağrı Şanlı
Biz buradayız....
Ülkücü hareket çekilen cefaların...yapılan fedakarlıkların...verilen canların...yıkılan yuvaların sönen ocakların ve şerefli bir mazinin eseridir...ve şereflidir!!! Bizlerde bu şerefli kutlu davanın temsilcileri olmaya çalışıyor ve bundanda büyük onur ve gurur duyyoruz...ŞİMDİ GÜCÜMÜZE GÜÇ KATIYORUZ....KAN TAZELİYORUZ VE YENİDEN DÖNÜYORUZ !!!!!!!''TÜRKİYENİN ONURLU GELECEĞİ''
seçmen
bayram ise barış; seçim ise hemi barış hemi yarış
küslerin barışması yuvaya dönmesi acaba yaklaşan kurban bayaramı için müslümanlar 3 günden fazla küs durmaz diye mi yoksa referandum sonrası yapılan özeleştirinin sunucu mu veyada yaklaşan seçim için yapılan birlik beraberlik mi?


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

Diğer Kürşat TECEL Yazıları
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ SİVAS'IN GERİLEMESİNİNDE ÖNEMLİ PAY SAHİBİ Mİ OLMUŞ ?
C.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün Alkollü Gezisi
Kurtlar Vadisi Pusu 76. Bölüm Fragmanı...
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.