Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
ÖZLEMLE ANIYOR VE ARIYORUZ…
Biricik Babamızı, ÖZLEMLE ANIYOR ve ARIYORUZ...
HOCAMIZI UNUTMADIK, UNUTMAYACA
CEM VAKFI ESKİ BAŞKANLARINDAN, SİVAS’TA BİRLİK VE BERABERLİĞİN İNŞASINDA ÖNCÜLÜK
ONU RAHMETLE ANIYORUZ...
Alirıza SALMAN'ı Rahmetle Anıyoruz...
FETÖ'cü rektörden PKK'lılara i
FETÖ'nün Dicle Üniversitesi'ndeki yapılanmasıyla ilgili iddianamede gizli tanığı
ORC: 'Evet'ler farkı 11 puana
Referanduma sayılı günler kala anket sonuçları merakla bekleniyor. Son anket bug
YENİ ANAYASA SÜRECİNDE TERÖR ve MHP

YENİ ANAYASA SÜRECİNDE TERÖR ve MHP

  Bu yazı 06 Ocak 2017, Cuma 23:07:12 eklenmiştir. 684 kez okunmuştur.
Yazar : Osman Yıldız


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

15  Temmuz  darbe  kalkışmasından  bir  müddet  sonra  gündeme  gelen  Anayasa  değişikliği  çalışmaları  AKP  ve  MHP  öncülüğünde  belirli  bir  noktaya  gelmiştir.  Bu  süreçte  dikkatimizi  çeken  husus;  anayasa  değişikliğine  dair  her  önemli  kavşakta  bir  terör  hadisesinin  olmasıdır.

Görüşmeler  başladı;  bir  canlı  bomba…

AKP  ve  MHP  anayasa  değişikliği  konusunda  anlaştı;  bir  patlama…

Anayasa  değişiklik  paketi  Meclis  komisyonuna  geldi;  bir  suikast…

Anayasa  değişiklik  paketi  Meclis  Komisyonundan  geçti… 

Ve  değişiklikle  ilgili  son  durak;  paketin  Mayıs  ayı  gibi  referanduma  gidecek  olmasıdır.  Görünen  o  ki,  “Üst  Akıl”  dedikleri  zat,  her  bir  durakta  daha  çok  bomba  patlatacak…

Öyle  ya  “Üst  Akıl”  denilen  zata  sorulmadan  anayasa  mı  yapılır?

Bu  “Üst  Akıl”  her  yerde…  Kimliği  dillendirilmese  de  biliniyor…  Türk  halkı  onu,  12  Eylül  İhtilalinde  iliklerine  kadar  hissetti…  Önce  bu  ülkede  bombalar  patlattı,  sağ  –  sol,  Alevi  –  Sünni  diye  birbirine  kırdırttı.  Ve  ardından  “bizim  çocuklar”  dediklerine  kendi  anayasalarını  yazdırttılar…

Türk  halkı,  yazılan  bu  anayasayı  hiçbir  zaman  içine  sindiremedi…

Zaman  zaman  bir  kısım  değişiklikler  yapıldı.  Fakat  yapılan  değişiklikler  de  bu  “Üst  Aklın”  siyasi  partiler  içine  sızdırdığı  kişiler  tarafından  sulandırıldı.  Yapılan  her  değişiklik  “bizim  çocuklar”ın  işine  yaradı.

15  Temmuz  darbe  kalkışmasını  hep  beraber  yaşadık.  Gördük  ki,  yine  “bizim  çocuklar”  devrede…

“Bizim  çocuklar”  bu  sefer  başaramadı.  Lakin  devlette  bıraktığı  hasar  çok  büyük  oldu.  Böylesi  bir  teşebbüse  maruz  kalmış  hiçbir  devlet,  yoluna  bir  şey  olmamış  gibi  devam  edemez.  İçine  sızmış  ajanları  temizlemek  zorundadır.  Fakat  temizlik  işi  bir  şekilde  uzuyor,  uzatılıyor  ya  da  sulandırılıyor.  Ya  da  istenilen  noktalara  getirilemiyor.  İş  uzadıkça  işi  sulandırmayı  amaç  edinenlerin  açıklamaları  da  peş  peşe  geliyor.  Bir  yandan  yürütülen  operasyonlar  üzerinde  şaibeler  oluşturulurken  diğer  yandan  yapılan  duygusal  yorumlarla  halkın  zihni  karıştırılıyor...

Ve  Fırat  Kalkanı  Operasyonu…

Türkiye’nin  Fırat  Kalkanı  Harekatından  kısa  bir  süre  öncesine  kadar  Televizyon  ekranlarından  izlediğim  yorumların  ortak  noktası  Türkiye’nin  bölgeden  dışlandığına  dairdi.  Onlara  göre  artık  yapılacak  pek  fazla  bir  şey  kalmamıştı.  Türkiye’nin  kabahati,  bölgede  Özgür  Suriye  Ordusu  gibi  en  zayıf  güçlerle  birlikte  hareket  etmesiydi.  Bu  yorumlarda  öne  çıkan  konu  ise;  Amerika’nın  desteklediği  PYD’nin  diğer  gruplarla  da  birleşerek,  Türkiye’nin  de  bazı  bölgelerini  içine  alan  yeni  bir  yapılanma  içine  gireceğiydi.  Yani  işin  özeti:  Türkiye  bölünüyordu…

Yapamazsınız,  edemezsiniz,  Amerika  ile  işbirliği  yapmadan  hiçbir  şey  başaramazsınız  diyen  siyasilerin  ve  anlı  şanlı  bölge  analistlerinin  aksine  Fırat  Kalkanı  Harekatı  başlatıldı.

Ve  gelinen  noktada  görünen  manzara;  bölgeden  dışlanan  Amerika  ve  onun  yerini  alan  Rusya  ve  Türkiye  garantörlüğü  şeklindedir.

Bizim  çocuklar  yine  devrede:  Fırat  Kalkanı  Harekatının  durdurulmasını  ve  Türkiye’nin  bölgeden  süratle  çekilmesini  dillendirdiğini  görüyoruz.

Kimin  haklı  olduğunu  tarih  gösterecek;  fakat  bizim  penceremizden  gözüken,  Türkiye  ağır  bedeller  ödeyerek  bu  üst  aklın  önünde  eğilmek  niyetinde  değildir.

Bu  arada  MHP’de  de  ilginç  gelişmeler  olmaktadır.  15  Temmuz  öncesi  büyük  bir  operasyona  maruz  kalan  MHP  ve  onun  Genel  Başkanı  Devlet  Bahçeli,  Darbe  kalkışmasının  engellenmesinde  büyük  rol  oynadığı  bir  gerçektir.  Hükümetin  PKK’yla  olan  mücadelesinde  rolü  yadsınamadığı  gibi  yeni  anayasanın  hazırlanmasında  ve  Fırat  Kalkanı  Operasyonunda  da  iktidarın  ortağı  konumundadır.  Devlet  Bahçeli,  tarihin  kendisine  biçtiği  bu  rolü  oynarken  siyasal  anlamda  parti  içi  çatışmalarda  gözden  kaçmamaktadır.

Referandum  sürecine  kadar  bu  çatışmaların  dinmeyeceği  açıktır.  MHP  içerisinden  bir  grup  partiden  ayrılarak  referandumdan  hayır  oyunun  çıkmasına  çalışmaktadır.  Bunlardan  en  dikkat  çekeni  Ülkü  Ocakları  Genel  Başkanlığı  yapmış  olan  Atilla  Kaya’nın  istifasıdır.  Bu  istifa  ve  istifalar,  anayasal  tartışmaların  Ülkücü  camia  üzerinde  yeni  yol  ayrımlarına  yol  açacağının  göstergesi  olmuştur.  Fakat  asıl  yol  ayrımı;  Ülkücü  camianın  yakından  tanıdığı  ve  sevdiği  Yusuf  Halaçoğlu’nun  ifadelerinde  gizlidir.  Halaçoğlu;  “Böyle  bir  anayasaya  kim  onay  verirse  bu  ülkeyi  ve  bu  ülkeyi  kuranları  Türk  milletini  sevmiyor”  diyerek  işi  bambaşka  bir  noktaya  getirmiştir.

İşin  açıkçası;  Mecliste  ve  referandumda  evet  oyu  vereceğini  açıklayan  Devlet  Bahçeli  ve  onun  gibi  hareket  edecekleri  ihanetle  suçlamıştır. 

Bu  suçlamanın  akılla  mantıkla  izah  edilir  tarafı  yoktur.  Referandumda  Türk  halkının  yarısı  evet  yarısı  hayır  diyebileceği  gibi  Ülkücü  camianın  mensupları  da  hayır  veya  evet  diyebilir.  Evet  diyenleri  hain,  hayır  diyenleri  vatansever  diye  tanımlamak  ne  derece  doğrudur?  Bu  referandumda  HDP’nin  şimdilik  oyu  “hayır”dır.  Bu  mantığına  göre,  HDP  ya  vatan  haini  veya  vatan  kahramanı  olacaktır.  Halaçoğlu’nun  bu  açıklaması,  Ülkücü  camianın  ve  Türkiye’nin  faydasına  olmadığı  açıktır.  Ve  yine  bu  “Üst  Akıl”  denilen  zevatın  Türkiye’nin  değişik  bölgelerinde  alışık  olmadığımız  terör  eylemleri  ile  referandum  sürecinin  baltalanmak  istendiği  de  açıktır.  Terör  eylemleri  ile  Olağan  Hal  Uygulamalarının  devam  etmesini  sağlamak  ve  engellenemediği  takdirde  olası  bir  referandumun  neticesinde  yeni  anayasanın  meşruiyetini  tartışmalı  hale  getirmekte  amaçları  arasındadır.

Türk  halkı,  büyük  bir  halktır.  O  neyin  iyi  neyin  kötü  olduğuna  karar  verecek  olgunluktadır.  Yeni  anayasaya  evet  de  diyebilir  hayır  da.  Türk  aydınlarına  düşen  görev;  bu  üst  akıl  denen  zevatın  tertibini  halka  anlatmak  ve  onun  önünü  aydınlatmaktır.  Gerisi  halka  kalmıştır. 

 

 


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 

Diğer Osman Yıldız Yazıları
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ SİVAS'IN GERİLEMESİNİNDE ÖNEMLİ PAY SAHİBİ Mİ OLMUŞ ?
C.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün Alkollü Gezisi
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.