Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
DEMİRKAYA, EYOF ONURLUĞUNU SİV
Gazetemiz İmtiyaz Sahibi ve İGD Yönetim Kurulu Üyesi, üniversite öğrencisi olan
Şap Hastalığı ile Mücadele, Si
Şap Hastalığı ile Mücadele ve Toplu Aşılama Kampanyası, Gıda Tarım ve Hayvancılı
Sivas'ta cezaevi firarisi yaka
Cinayete teşebbüsten 16 yıl 11 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve cezaevinde
Sivas'ta çöp konteynerinde beb
Sivas'ta çöp konteynerinde bebek cesedi bulundu.
Fetö'nün "Işık Evlerine" Yönel
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsa
SOSYAL MEDYANIN SOS'LARI

SOSYAL MEDYANIN SOS'LARI

  Bu yazı 14 Eylul 2015, Pazartesi 20:43:59 eklenmiştir. 660 kez okunmuştur.
Yazar : Metin BOŞNAK


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sosyal Medyanın SOS'ları

Sosyal ve sosyal medya ortamlarında neler olmadık?
Kâfir diyen oldu, dinci-yobaz diyen eksik olmadı.
Faşist diyen oldu; hain diyen de oldu...
Hak etmeden "bilim adamı" olduk, "üstat" olduk, zır cahil olduk.
Kocaman bir hikâye olduk; e zaten biz hikâye idik, masal olmak için varız.
Muhsin Yazıcıoğlu'nu o candan ve güzel varlığı için sevdiğim ve yâd ettiğimden "hain" ilan eden de oldu.
Mustafa Kemal'i anlama çabalarım oldu.
Yazdık. Ancak bu seferde, "ulusalcı" oldum. Aptal oldum.
Marks her zaman yanlış değildi, dedim.
E, senelerce Komünizme küfrettik diye, Marks'ın her dediğini yanlış mı sayacağız?
"Dava" dedim, bu sefer de "tasavvufta dava yoktur!" diyen oldu.
Melamilik yazdım, şüpheler oldu.
Keşke Melami olabilseydim!
"Kime ne?" kendi başına yeterdi.
Filoloji okuduk diye, Tevrat ve Kur'an-ı Kerim'le ilgili karşılaştırmalı çalışmalar yaptık diye, yazdıklarımızı eleştirenler, kaçak güreşenler oldu.
Türkiye'de bir üniversitede dinci, faşist, diğerinde, yeterince "bizden" olmayan bir varlık olduk. Bir başkasında, "kalbi İslam'a" ısındırılanlardan oldum.
Dahası, yurt dışında hocalık yaparken, Müslüman-Türk olduğumuz için de "alien" statüsünde idik. Hamdolsun!
Türkmenistan'da yeterince Türk olmadığımız da söylendi.
Türkmenler asıl Türklerdi. Hamdolsun!
Bosna'da çalışırken de Boşnakça bilmeyince, yeterince Boşnak olunmuyor!
Soyadı kurtarmıyor, yani!
Erdoğan'ı eleştirdiğimiz de AKP'lilerden, "Erdoğan hain" değil deyince ülkücülerden, "ayrılmak istiyorsanız, ayrılalım" deyince PKK'lılardan saydıran da oldu.
Ve Meclisi, akademisi, dini ve etnik örgütleri ile aslında Kışla'da yaşıyoruz deyince de başka türlü eleştiriler aldık.
Ve her bir eleştiri de bana güzel şeyler kattı.
Hakikatin farklı tecellilerini görmüş olduk.
Ne İsa'yla, ne Musa'yla işimiz olmadı.
Eh biraz Hz. Muhammed sevdamız her zaman oldu.
Hz. Peygamber gönül vatanı, Türkiye milat vatanımızdı.
Ve fakat "fikrin namusu" kalp ile beyin arasındadır.
Bacak arasında arayanlarla işimiz olmadı.
Ha unutmadan?
ABD'de bir uluslararası konferansta, Küreselcilik ve McDonald's konuşulurken, kalkıp "McDonald'sın anlamı ekonomik değil, kültürel ve hegemoniktir, Türk mutfağını yenemez!" deyince de "tarihin gerisinden gelen" romantik sosyalist ve belki faşist olduk. Hamdolsun!
Unuttum, evet.
Rahmetli Erbakan'la ilgili hissettiklerimi yazınca, şüpheli bakışlar da oldu.
Zaten İHL sabıkasından dolayı filoloji camiası da bize pek ısınamamıştı.
Ve geriye yaslanıp Türk kahvesi içerken, düşündüm: Parti, cemaat ve siyaset ve hatta akademi ötesinde bir olaya bakmak, kışlalardan öte bakmaktı. Buna çıkar da eklenir.
Vatan'a küçük bir borç ödemesini askerlikle yaptık.
Ana hakkı ödenmez. Ama Aşı vuruyorlardı, sordum: "ne aşısı bu?"
Mantık dışarıda kalmalıydı!
Hâlbuki hiç bir bilimsellik iddiası olmadan içimizden atamadığımız hassasiyetlerle anlama çabası içinde oldum.
Ne tarihçiyim, ne ilahiyatçı.
Ne gazeteciyim, ne akademisyen.
İyi bir talebe olmak çabasından öte gayretimiz de olmadı.
İşte ona her zaman talip oldum. Hamdolsun!
Aklımızın erdiği, vicdanın tarttığı kadarıyla kendimizi, kalbin aklını, beynin aklıyla birleştirmek, Vatan'ın Türkiye'den ibaret olmadığını ve etnisiteler ötesinde, asıl bölücüklerin kadın-erkek ilişkilerinden dolayı kadına karşı yapıldığını ifade edince "erkekten feminist olur mu?"
Ve aslında "erkek"likten geçeli çoktu.
Feminist olmakla da mutluyuz.
Çabamız "eril" varlık olmakta demirledi.
Kadınların "feminist" olmaktan, feminist olmanın kocasız kalmak, partnere kin kurşunu olmaktan gitmediği zamanlarda feminist olmak da zordu.
Ve aslında hakikatin her bir parçasından nasibe düşeni almak güzel oluyor.
İyi ki öyle. Hamdolsun!
Durduğumuz nokta, öldüğümüz noktadır.
Sabit kalması gereken temiz bir kalp ile karıncalanması durmayan bir beyin olmalı.
İnsanız, alınıyoruz bazen, ama kim bize nasıl ithamda bulunmuşsa, bilsin ki hata bizdedir.
Bir yerde söylediğimiz şeyi her yerde söyleyemiyorsak anlamı yoktur.
İkilikle fikirde birlik olmaz, gönülde birlik olmaz, vatanda birlik de.
Üzdüğüm, kırdığım, doğru bildiğimi yanlış ifade ettiğimiz zamanlar olduysa, suizanna yol açtıysa af ola!
Bunları niye yazdım?
Ne itiraf ne savunma!
 


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 

Diğer Metin BOŞNAK Yazıları
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ SİVAS'IN GERİLEMESİNİNDE ÖNEMLİ PAY SAHİBİ Mİ OLMUŞ ?
C.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün Alkollü Gezisi
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.