Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
Sivas'ta FETÖ'nün örgüt yöneti
Sivas merkezli 2 ilde, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FE
Sivas'ta 105 Polis Açığa Alınd
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında a
Sivas'ta 'ByLock' kullanan 12
Sivas'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönel
SİVAS'TA AKADEMİSYENLERE YÖNEL
SİVAS'ta Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) darb
GÖKÇE FIRAT'IN DERGİSİ TÜRKSOL
Geçtiğimiz günlerde yapmış olduğumuz duyuruda, Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde,
TİTREK VAİZİN CEMAATİ

TİTREK VAİZİN CEMAATİ

  Bu yazı 11 Eylul 2015, Cuma 04:50:01 eklenmiştir. 654 kez okunmuştur.
Yazar : Merve Dalaman
........


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bazıları, hatta içinden; bizzat içinden gelen bazıları, malum cemaati yeni tanıdığını, ne mal olduklarının, yani vatan haini olduklarının yeni farkna vardığını bas bas söylüyor ya; oysa bizler, yıllarca haykırdır, anlatmaya çalıştık, yeni şafak attı, yeni anladılar...

 

Israrla haykırdık, bu sapkın, bu sapık, bu işgalci, bu hain yapı; ülkeyi ele geçirecek, plan yapıyorlar dedik, parnoyaklıkla, şizofrenlikle suçlandık; ‘Ülkeyi hep siyonistler ele geçirdi, bırakın Müslümanlar ele geçirsin, ne bu İslam düşmanlığı' dediler; bunların sahtekar olduğuna inandıramadık...

 

1970'lerin sonunda bu hain yapılanma, bu malum cemaat; tipolojik olarak kendini belli eden, resmen 'Ben burdayım' diyen kişilerden oluşuyordu...

 

Tek tip çember sakallı, gri-yeşil geniş şalvarlı, sarıklı ya da takkeli erkekler ve genellikle esnaf; ya da evlerde toplanan kadınlardan oluuşyorlardı...

 

Esnaftı erkeklerin çoğu, küçük esnaf; ayakkabı tamircisi, manifatiracı, berber, manav, bakkal ya da kasap...

 

Gelen müşteriye, muhakkak malum cemaat liderinin vaaz kasedi dinlettiriliyor, ilgilenenle 'hemen ilgilenilip' malum cemaate bir biçimde dahil ediliyordu...

 

Sayıları, büyük kentlerde çok ama çok azdı...

 

1980'lere gelindiğinde ise, 'Kesin dönüşçü Almancı orjinli para' ve bazı Anadolulu şirketlerin katkısıyla, devasa bir güç olma yoluna girdiler…

 

Bu yolla ticaret tarihinin en büyük ayrımcılığı başlamış oldu, cemaatçi ya da sempatizan müesseseler, kasalara, tezgahlara ya da ön bürolara, türbanlı vatandaşları yerleştirerek,  mesaj verme yoluna gittiler…

 

Bu bizatihi, cemaat liderinin talimatıydı, anlamı ise, ‘Bu müessese, İslam inancına uygun bir müessesedir’ idi…

 

Bu müesseseler, zamanla zincir marketlere, zincir büfelere dönüştü…

 

O kentlerdeki en çok rağbet gören dönerciler, börekçiler; yani insanların mecburen uğrak yeri olan yeme-içme sektörünün, en önde gelen isimleri bu cemaattendi artık…

 

Milyarlarca liralık servet elde edilir edilmez, çember sakallı, takkeli, şalvarlı tipler, bir anda, çember gözlüklü, subay traşlı, şık giyinen ve huşu ile bakan tiplere dönüştü…

 

İnsanlara kurdukları diyaloglarda, o kaygan bakış hemen kendini belli ediyordu…

 

Özel radyo ve televizyonlara izin çıkmasıyla ise, birçok radyosu ve televizyonu oldu…

 

Ama asıl gözden kaçan, bu cemaatin okullarda yani lise ve üniversitelerde yoğun faaliyet göstermeleri oldu, fakir öğrenci, cemaat yurtlarına alınıyor, oralarda bir biçimde beyni yıkanıyor, ağabeylerinden ya da ablalarından öğrendikleri kılık kıyafet zihniyeti, bakış açısı ve yaşam tarzı ile hemen farkediliyorlardı…

 

Derken, özel kolejler ve özel üniversiteler dönemine girdiler…

 

Mürit bulmaları da zor olmuyordu, zira öğrenci yurtlarında; başka öğrenciler baktılar ki, cemaatten olanlara oluk gibi yardım akıyor, mezun olanlar, iyi bi devlet kadrosu bulana dek iyi maaşla işe alınıyor, sonra da devlette iş buluyor(yuvalanıyor)lar, onlar da kayıveriyordu…

 

Plan o kadar haince işleniyordu ki, grup içindre şüphesi olanlar, ‘Işık Evleri’ denilen öğrenci evi kisveli beyin yıkama merkezlerinde eğitiliyorlardı…

 

Ama bu yetmezdi, bir ülkeyi ele geçirmenin yolu, Siyonist bir zihniyetle; ‘Küresel Güç’ olmaktan geçiyordu…

 

Taktik, 1900’lerin başında, Fransa, Almanya ve Amerika’nın taktiğiydi, okullarla küresle güç olacaklardı…

 

İhracat zengini ya da ülke-aşırı inşaat zengini edilen firmalara, dünyanın her yerinde okullar açtırıldı, bu okullarda, Türkçe eğitim verildi, ama aslı amaç, Türkiye’yi dünya gücü ile ele geçirecek müritlerdi, birçok aklı evvel, Zamibalı Muhhemmammed’in, ya da Sidneyli Georgia’nın ‘Türkçe Şiir’ okumasını gözyaşları ile izliyordu, ama asıl gözyaşı dökülmesi lazım gelen, o küçücük bedenlerin aslındar Türkiye’yi ele geçirme planının bir parçası olmalarıydı…

 

Bu sapık, sapkın ve hain cemaatin; genç ve pırıl pırıl müritleri de , çoktan Mülkiye’den, İktisadi ve İdari Bilimler’den ve Eğitim Fakülteleri’nden mezun olmuşlardı…

 

Birer birer, zevk vere vere ve hissettirmeden ki, bu tabirler bizatihi hocalarına aittir, vatanın her kademesine esızdılar..

 

Yine aynı hocanın tabiri ile, fikirlerini zerk edeceklerdi…

 

Ettiler de, hukuktan tıbba, maliyeden bayındırlağa kadar her yere sızdılar, bazı iktidarlarla TBMM’ye de girdiler, ve ne yazık ki soldan bile kendilerien metiye düzenler oldu…

 

Görüyorduk, büyük ve pislik bir güç olmuşlardı, anlatma istedik, çalıştık, çabaladık; görmediler; üstelik artık gizil gizli değil, haykıra haykıra vatan hainliği yapıyorlardı; batrıdıkları her broşürde cumhuriyete kinlerini ifade ediyorlardı…

 

Radyoları, televizyonları; cumhuriyetçileri din düşmanı ilan etmeye doymuyordu…

 

Veeeeee…

 

Askerlere karşı da intikam alınmalıydı; ‘Peygamber Ocağı’ denilen askerler, rütbeliler olsun, erler olsun; her birine örgüt yaftası yapıştırıp, hapse tıktılar…

 

Çünkü onlar makam sahibiydi; yargıçtı, hakimdi, savcıydı, takdir edildiler; devlet övdü onları; gerçek anlaşıldığında iş işten geçmiş, onurul  mahkum askerler, yazarlar; hayatlarını kaybetmişlerdi…

 

Makama doymayan cemaat, ne zaman ki iktidara dokundu, takke düştü…

 

Pek inende şimdi düştü…

 

Bu aslında örgüt diye anmamız gereken cemaat, bağıra bağıra gelmişti…

 

Tek bir soru soruyorum, bir titrek eğitimsiz vaiz yüzünedn bu kadar can yanmalı mıydı?

 

Başka vaiz mi yoktu be gafiller?

 

Son bir soru daha; bu zavallı, titrek vaizin cemaatinin bir kanalında, ne tartışıldı biliyor musunuz?

 

‘Cenabetken vurulup ölen asker, şehit olur  mu?’…

 

İşte bu insanlar bu kadar sapık, bu kadrar zavallı…

 

Bu kadar yani…

 

Ama inanın o kadar bile değil…

 

Yani dahası var…

 

 

Hepsini yazacağım

 

MERVE DALAMAN/ANKARA/11.09.2015

 

 

 



 




Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 

Diğer Merve Dalaman Yazıları
ACI
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ SİVAS'IN GERİLEMESİNİNDE ÖNEMLİ PAY SAHİBİ Mİ OLMUŞ ?
C.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün Alkollü Gezisi
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.