Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
Erdoğan "İstifa edin" diyor mu
Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk “Ak Parti teşkilatları” tartışmasına
Sivas'ta FETÖ/PDY operasyonu 1
"Askeri mahrem" yapılanmasına yönelik operasyonda 16'sı muvazzaf 17 asker gözalt
METİN KÜLÜNK: “HER ŞEY VAKTİND
70 Âlim’in katılımı ile gerçekleşen ve Sivas Arifan Külliyesi'nde düzenlenen An
HASTALARIN TELEFONLARINI ÇALAN
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi´nde yaşana
REKTÖR DANIŞMANININ KARDEŞİ AK
Yalova Revizyon Gazetesi’nin haberine göre, Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Alim
ABDULLAH ÖCALAN’DA MI GİZLİ TANIK?

ABDULLAH ÖCALAN’DA MI GİZLİ TANIK?

  Bu yazı 07 KASIM 2012, Carsamba 16:03:43 eklenmiştir. 1081 kez okunmuştur.
Yazar : Kürşat TECEL
Gündemi Şemdin Sakık’ın verdiği ifadeler değil, gizli tanık olması ve kendisini ifşa etmesi sarsmıştır.


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Silivri’de devam eden Ergenekon yargılamalarında sürpriz bir gelişme oldu. Geçmişte 33 silahsız askerin katliam emrini veren, bir zamanlar PKK’nın eylem kanadının başı ve örgütün İkinci Adamı olan Şemdin Sakık  “Deniz” kod adlı gizli tanık olduğunu ve bundan böyle tanıklığını açık olarak yapmak istediğini söyledi…

Gündemi Şemdin Sakık’ın verdiği ifadeler değil, gizli tanık olması ve kendisini ifşa etmesi sarsmıştır.

Gizli tanık ve itirafçı olanların büyük çoğunluğunu eski PKK’lılar oluştururken, geriye kalanların da eski siyasetçi ve devlet görevlileri olduğu bilinmeyen bir şey değildi.

İtirafçıların en önemlilerinden birisi Kanada’ya yerleşen ve din değiştiren Tuncay Güney’dir. Diğer bir itirafçı da 1997 yılında PKK’nın kuruluş kadrosuna katılan ve Abdullah Öcalan’ın yakın akrabası olan Abdulkadir Aygan’dır. Abdulkadir Aygan: 12 Eylül öncesi sol eylemler gerçekleştirmiş, silahla vurularak yaralanması neticesinde Abdullah Öcalan tarafından hastanede bizzat ziyaret edilen bir isimdir. Başka bir önemli husus ise verdiği ifadeler sonrası terörle mücadelenin öne çıkan isimlerinden Emekli Albay Abdulkerim Kırcı’nın intiharına neden olmasıdır. Abdulkadir Aygan terör dışında fuhuşa aracılık etmekten ve silahlı gasptan da yargılanmış bir isim. Şaşırtıcı olmayan benzerlikleri ise Tuncay Güney’in de benzer şekilde nitelikli dolandırıcılıktan hüküm giymiş olmasıdır. İtirafçıların ve gizli tanıkların imajlarını noktalayarak Sakık olayına geri dönelim…

Şemdin Sakık itiraflarında özellikle iki hususun altını çizmeye çalışıyor; Birisi 33 Askerin katledilmesinde eylem emrinin örgütün tepesinden geldiğini iddia etmesi ve askerlerin güvenliksiz bir şekilde sevk edilmesine nasıl göz yumulduğudur. Diğer üzerinde durduğu konu ise Gaffar Okkan suikastının örgütler üstü daha profesyonel bir organizasyon olduğu. Gaffar Okkan suikastında da askerlerin kurşuna dizilmesi hadisesinde de şimdilik bizim bildiğimizden, düşündüğümüzden ya da iddia ettiğimizden fazlasını söylemiş değil.

Gizli tanıklar üzerinden yürütülen yargılamanın kamu vicdanını ne derece tatmin edeceği en önemli sorundur. Kaldı ki Deniz kod adlı tanığın kimliğini ifşa etmesi neticesinde, Eski Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ anında tepki gösterdi. “Bizim mücadele ettiğimiz, yakaladığımız teröristler aleyhimizde tanıklık ediyor” diyerek, dava sürecinde sıklıkla eleştiri konusu olan ve herkesin vicdanına dokunan bu duruma tepkisini ortaya koydu.

Yargılama kritik eşiğe gelmiş olmalı ki, Şemdin Sakık kartlarını açık oynama kararını vermiş olsun. Şemdin Sakık’ı dikkatle takip edenler kapanmayan önemli hesaplarının olduğunu bilirler. Özellikle Abdullah Öcalan ve kardeşi Sırrı Sakık ile olan husumetleri bilinmektedir. Kendi kimliğini deşifre etmesi, yargılama sürecinde bulunduğu taleplere karşılık bulamamasından da kaynaklanmış olabilir.

Ergenekon yargılamalarının dayanaklarının son derece şaibeli isimler üzerinden yürütülmesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir numaralı düşmanı olan eski örgütçülerin ifadelerine dayandırılması yargının sonucunu tartışmalı hale getirmiştir.

Aynı zamanda serüvenin sonunun; Ergenekon olarak nitelendirilen örgüt ile PKK’nın iç içe geçtiği tezine yani aynı terör örgütünün farklı iki kolu, hücresi olduğu varsayımına dayandırılacağı kanaatine yol açmıştır.

Bundan dolayıdır ki; Zaman zaman İmralı’daki ikametgâhından yaşam belirtisi alınamayan, bazen tecritte denilerek, bazen kendisinin görüşmek istemediği söylenerek, bazen de rahatsızlığı bahane gösterilerek gözlerden uzak tutulan Abdullah Öcalan’ın da “Gizli Tanık” olabileceğine dikkat çekmek istiyorum. Bu şüphenin başka bir dayanak noktası da geçtiğimiz aylarda kendisinin “Bursa da ki MİT misafirhanesinde kaldığı söylentileridir. Hatırlanacağı üzere uzun bir süre sesi soluğu çıkmayan Öcalan meselesi son derece şüphe uyandırmış ve Meclis’te Soru Önergelerine bile konu olmuştur.

 Bu tezi kuvvetlendiren esas husus; bu dava kapsamında Şemdin Sakık’ın ifadelerine gereksinim duyuluyorsa, bu konularda oldukça önemli bilgilere! Sahip başka isimlere de ihtiyaç duyulması kaçınılmazdır.  Mesela “Yeşil” olarak bilinen faili meçhul cinayetlerin ve terörle mücadelenin Karakutusu Mahmut Yıldırım’ın bildiklerine ihtiyaç duyulması da son derece doğaldır. Hatta Yeşil’in bildiklerini öğrenmeden verilecek bir karar hiçbir zaman net olmayacaktır.  Bu durum şimdilik biraz daha uzak bir ihtimal olarak görülebilir. Ne var ki; Abdullah Öcalan’ın gizli tanık olma ihtimali Yeşil’in ki kadar uzak bir ihtimal değildir. PKK itirafçılarına, eski örgüt yöneticilerinin ifadelerine ihtiyaç duyulan bir dava da örgütün en salahiyetli isminin bu davadan muaf olması düşünülemez. Hiç değilse Yüce Mahkeme; Şemdin Sakık’ın ve Abdulkadir Aygan’ın ifadeleri ile Öcalan’ın ifadelerini karşılaştırma ihtiyacı hissedecektir.

Şemdin Sakık’ın deşifre olması ile birlikte ok yaydan çıkmıştır. Bundan sonra karşılaşacağımız sürprizlere hazır olalım…


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 

Diğer Kürşat TECEL Yazıları
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ SİVAS'IN GERİLEMESİNİNDE ÖNEMLİ PAY SAHİBİ Mİ OLMUŞ ?
C.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün Alkollü Gezisi
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.