Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
FETÖ'nün sanıkları yurt geneli
FETÖ/PDY'nin çeşitli soruşturmalarda kurduğu kumpaslara ve 15 Temmuz darbe giriş
Sivas 2018'in sonunda yüksek h
TCCD Genel Müdürü Apaydın: Ankara-Sivas arasında yaklaşık 62 kilometre tünelden
Köhne Binada Kilitli Tutulan K
Sivas'ta uzun süredir kilitli tutulan ve düzenli bakılmadığı iddia edilen köpek,
FETÖ'nün 'ışık evlerine' yönel
Sivas merkezli 18 ilde gerçekleştirilen operasyonda tutuklanan şüpheli sayısı 17
DEMİRKAYA, EYOF ONURLUĞUNU SİV
Gazetemiz İmtiyaz Sahibi ve İGD Yönetim Kurulu Üyesi, üniversite öğrencisi olan
DONDURMA TADINDA SICAK-SOĞUK

DONDURMA TADINDA SICAK-SOĞUK

  Bu yazı 29 Ocak 2012, Pazar 03:56:17 eklenmiştir. 1194 kez okunmuştur.
Yazar : Çiğdem KILIÇ
........


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

 

 

 

Yine masmavi, kuşbakışı yerden baktığım deniz ve üstünde çeşitli figürler çizerek uçuşan kuş sürüleri çok özgürler….

Sol tarafımdan yana gözlerim benden izin almadan ve acı vereceklerini bile bile ve çok acımasız bir şekilde boş odalara bakarken birden tüm yaşanılanlar, tüm gülmeler, tüm acı güzel anılar ve kendime de bırakacağım tüm anılar o an tekrarlanırken yine sol tarafımdan çok derin bir acı gözlerime yansıyor.Karar veriyorum içeri girmeden uzaklaşıyorum onları son bir kez bir daha görür müyüm diyerek dünya gözlerimle görüyorum dışarı çıkıyorum yukarı bakıyorum gökyüzü masmavi ve üstünde hoyratça halimi bilmeyen gülüp eğlenen bulutları görüyorum o an ben özgürüm artık!...

 

Kır atımla göz göze geliyoruz aramızdaki uzaklık sadece birkaç bilmem kaç metre ama ben o gözleri direk görebiliyorum…etrafında bir yığın anlamsız kalabalık var, bense, elimde beyaz bir kapla bir yerlerin telaşındayım ferahlayacağım bir yola gidiyorum o an kır atıma ulaşacağımı bilerek uzaklaşıyorum bilmediğim yola ve artık su renginde Maviyim…

 

Bir ev var delice içeri giriyorum birden balkona takılıyor önce gözlerim, orda sarı, mavi ve bilmem daha kaç renk menekşeler var kalmak istiyor gözlerim orada, ama ruhum bedenimi evin beyaz eşyalı odalarına götürüyor…aman Allahım bu ne müthiş bir manzara bembeyaz bir ev ben ısrarla kalmak isterken gitmelisin yoluna diyen acımasız ve tanıdık bir ses beni ikna etmeden evden yolluyor sonra geleceğimi biliyorum nasılsa diyerek çıkıyorum beyaz evden çok özgürüm…

 

Ya “Topkapı Sarayı” nasıl anlatılır insanın yürürken ayaklarının yerden kesildiğini hissederek yürüdüğünü hissetme duygusu ve egosu…Saraydayız üç kişiyiz bakır kazanlarda mis kokulu güzel yemeklerin yanından geçerken orda misafiriz ve kapakları açmadan gitmeliyiz ve çok hızlı adımlarla daha güzel “Saraylara” gidiyoruz ve ben çok özgürüm…

 

Birden kucağıma atlayan 3-4 yaşlarında bir çocuk bana sıkıca sarılırken beni hasretle öpüyor ben onu tanıyorum aslında bunu herkes biliyor ve onunla göz göze geliyoruz tek bir saniye sürede masmavi gözleri bana çok tanıdıklar…Aşka “1 saniye” yeter aslında…

 

 

İnsan yaşarken doğum gününe şahit olmalı yoksa doğum gününün anlamı olmaz ki!...Tam yedi gün kaldı o çok istediğim yerde olmak için ben eminim ama yine de ya olmazsam! Kuşkusu beni bin yıl yaşlandırıyor…Uyuyorum çabuk geçmeli son günler ve son iki bin yıl yok yanlış oldu iki gün aslında… hani umutlar tükenir ve “b” planına geçmeye hazırlanmaya çalışırsın sen haber gelir ansızın kavga ettiğin birinden beklediğinin üstünde bir haberdir ve elindeki koca kavanoz düşer bin parça olurken sen de sevinçten evren kadar özgürsün artık… O gün senin doğduğun gündür artık ve sen buna tanık olmuşsun…

 

Aslında hep özgürdür insan ama bunu çoğu zaman çiğner ve halini bilmeden karanlıklara gömülür, kendi bedenine çok hoyratça davranır ve hiç o bedenin ruhuna acımaz.Bilir mi aslında insan gören iki gözünden birini kaybettiğinden diğer gözüyle tam özgür müdür ki!...Ya kalbi hissizleşirse mesela neyi nasıl hisseder ki! Sanmasın insan kalp olmadan “Kır Atın” hiçbir değeri yoktur aslında…Tam mutlu olur mu ki! İnsan bir ayağını yitirirse ve kalan diğer ayakla mavi özgürlüğe nasıl yürünür ki kalır mi ki değeri “Tüm Sarayların” bunu düşünmüş mü hiç…

 

Nedir insanı tam esir eden acımasızlık bilir mi ki insan? Yüreğindeki prangalardan kurtulduğu zamandır asıl özgürlük, evren gibi tüm zehirli gazlar sararsa etrafını, görünmez olur yaşanılası Kainat parçası ne anlamı vardır öyleyse koca Evrenin…

Artık kurtulmalıdır insan bilmelidir zincirleri atarsa mavi özgürlüklere ulaşabileceğini… ve bilmelidir insan “ben duygusundan” uzaklaşırsa samimidir kendisine ve “bir bilge kadar” sakince huzurlu olabilirse mabedidir her yer ona…Tüm bunların yanında güçlü olmalıdır insan bir “oduncu kadar” rüzgarlara kapılmadan özgürlük kapısına varabilsin….

DONDURMA TADINDA

“Sıcak Soğuk”

 

 

Yine masmavi, kuşbakışı yerden baktığım deniz ve üstünde çeşitli figürler çizerek uçuşan kuş sürüleri çok özgürler….

Sol tarafımdan yana gözlerim benden izin almadan ve acı vereceklerini bile bile ve çok acımasız bir şekilde boş odalara bakarken birden tüm yaşanılanlar, tüm gülmeler, tüm acı güzel anılar ve kendime de bırakacağım tüm anılar o an tekrarlanırken yine sol tarafımdan çok derin bir acı gözlerime yansıyor.Karar veriyorum içeri girmeden uzaklaşıyorum onları son bir kez bir daha görür müyüm diyerek dünya gözlerimle görüyorum dışarı çıkıyorum yukarı bakıyorum gökyüzü masmavi ve üstünde hoyratça halimi bilmeyen gülüp eğlenen bulutları görüyorum o an ben özgürüm artık!...

 

Kır atımla göz göze geliyoruz aramızdaki uzaklık sadece birkaç bilmem kaç metre ama ben o gözleri direk görebiliyorum…etrafında bir yığın anlamsız kalabalık var, bense, elimde beyaz bir kapla bir yerlerin telaşındayım ferahlayacağım bir yola gidiyorum o an kır atıma ulaşacağımı bilerek uzaklaşıyorum bilmediğim yola ve artık su renginde Maviyim…

 

Bir ev var delice içeri giriyorum birden balkona takılıyor önce gözlerim, orda sarı, mavi ve bilmem daha kaç renk menekşeler var kalmak istiyor gözlerim orada, ama ruhum bedenimi evin beyaz eşyalı odalarına götürüyor…aman Allahım bu ne müthiş bir manzara bembeyaz bir ev ben ısrarla kalmak isterken gitmelisin yoluna diyen acımasız ve tanıdık bir ses beni ikna etmeden evden yolluyor sonra geleceğimi biliyorum nasılsa diyerek çıkıyorum beyaz evden çok özgürüm…

 

Ya “Topkapı Sarayı” nasıl anlatılır insanın yürürken ayaklarının yerden kesildiğini hissederek yürüdüğünü hissetme duygusu ve egosu…Saraydayız üç kişiyiz bakır kazanlarda mis kokulu güzel yemeklerin yanından geçerken orda misafiriz ve kapakları açmadan gitmeliyiz ve çok hızlı adımlarla daha güzel “Saraylara” gidiyoruz ve ben çok özgürüm…

 

Birden kucağıma atlayan 3-4 yaşlarında bir çocuk bana sıkıca sarılırken beni hasretle öpüyor ben onu tanıyorum aslında bunu herkes biliyor ve onunla göz göze geliyoruz tek bir saniye sürede masmavi gözleri bana çok tanıdıklar…Aşka “1 saniye” yeter aslında…

 

 

İnsan yaşarken doğum gününe şahit olmalı yoksa doğum gününün anlamı olmaz ki!...Tam yedi gün kaldı o çok istediğim yerde olmak için ben eminim ama yine de ya olmazsam! Kuşkusu beni bin yıl yaşlandırıyor…Uyuyorum çabuk geçmeli son günler ve son iki bin yıl yok yanlış oldu iki gün aslında… hani umutlar tükenir ve “b” planına geçmeye hazırlanmaya çalışırsın sen haber gelir ansızın kavga ettiğin birinden beklediğinin üstünde bir haberdir ve elindeki koca kavanoz düşer bin parça olurken sen de sevinçten evren kadar özgürsün artık… O gün senin doğduğun gündür artık ve sen buna tanık olmuşsun…

 

Aslında hep özgürdür insan ama bunu çoğu zaman çiğner ve halini bilmeden karanlıklara gömülür, kendi bedenine çok hoyratça davranır ve hiç o bedenin ruhuna acımaz.Bilir mi aslında insan gören iki gözünden birini kaybettiğinden diğer gözüyle tam özgür müdür ki!...Ya kalbi hissizleşirse mesela neyi nasıl hisseder ki! Sanmasın insan kalp olmadan “Kır Atın” hiçbir değeri yoktur aslında…Tam mutlu olur mu ki! İnsan bir ayağını yitirirse ve kalan diğer ayakla mavi özgürlüğe nasıl yürünür ki kalır mi ki değeri “Tüm Sarayların” bunu düşünmüş mü hiç…

 

Nedir insanı tam esir eden acımasızlık bilir mi ki insan? Yüreğindeki prangalardan kurtulduğu zamandır asıl özgürlük, evren gibi tüm zehirli gazlar sararsa etrafını, görünmez olur yaşanılası Kainat parçası ne anlamı vardır öyleyse koca Evrenin…

Artık kurtulmalıdır insan bilmelidir zincirleri atarsa mavi özgürlüklere ulaşabileceğini… ve bilmelidir insan “ben duygusundan” uzaklaşırsa samimidir kendisine ve “bir bilge kadar” sakince huzurlu olabilirse mabedidir her yer ona…Tüm bunların yanında güçlü olmalıdır insan bir “oduncu kadar” rüzgarlara kapılmadan özgürlük kapısına varabilsin….


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 

Diğer Çiğdem KILIÇ Yazıları
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ SİVAS'IN GERİLEMESİNİNDE ÖNEMLİ PAY SAHİBİ Mİ OLMUŞ ?
C.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün Alkollü Gezisi
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.