Egemen Gazetesi Gerceklerin Sesi
301 Moved Permanently

301 Moved Permanently


nginx
HSK'dan 'yargı bağımsızlı
Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) 'yargı bağımsızlığı' vurgusu ile bir aç
"Erdoğan elçiliklerin açık
Cumhurbaşkanlığı kaynakları Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın büyükelçi krizi
Yargıtay Başkanı Mehmet Aka
Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Osman Kavala'nın serbest bırakılmasını i
Erdoğan ve Bahçeli bir araya
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugünkü kabine toplantısı öncesi Mil
ABD Büyükelçiliği'nden 'is
ABD Büyükelçiliği son günlerde yaşanan 10 büyükelçinin 'istenmeyen kiş
BENÝ ANLAYAN ÞEMDÝN SAKIK\'A BENDEN SELAM OLSUN

BENÝ ANLAYAN ÞEMDÝN SAKIK'A BENDEN SELAM OLSUN

  Bu yaz 26 Eylul 2011, Pazartesi 23:44:01 eklenmitir.
Yazar : Kürsat TECEL


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

www.2023istanbul.com (Ülkücü) haber ve aktüalite sitesinin yapmýþ olduðu Þemdin Sakýk röportajý, üzerinde hassasiyetle durulmasý gereken, piþman bir düþmanýn nasýl algýlanmasý gerektiðini ortaya koyan, tarihi sorunlarýmýzýn ýþýðýnda en büyük düþmanlarýmýzdan birisinin bize hangi nazarla baktýðýnýn en güzel örneði olmuþtur.

Ülkücülüðün en büyük gerçeði, Ülkenin her türlü sorununun üzerine ülke menfaatleri kriterleri doðrultusunda cesaretle gidebilmektir. Bu vesile ile günümüzde eski bir PKK elebaþýnýn, hali hazýrda devam eden ve eskiye oranla daha hunharca bir tarzla sivillerimizi katletmeye yönelmiþ bir örgütün faaliyetlerinin beyhudeliðine ve ihanetine dikkat çeken, kýymetli Ülküdaþýmýz Tuncer Günay’ýn bu baþarýsý, tarihi süreç içerisinde anlamlý yerini alacaktýr.

Konu ile ilgili olarak yapýlan çalýþmayý müspet karþýlayanlar olduðu kadar, zararlý bulanlarda mevcuttur. Zararlý bulanlarýn da, yararlý bulanlarýn da son derece iyi niyetler ile düþündüklerini kabul etmek zorundayýz. Zira mesele, oldukça mühim ve bana göre de doðru pencereden bakýldýðýnda oldukça büyük yararlar ortaya çýkartabilecek bir meseledir.

Öncelikle þunu fark etmemiz gerekiyor, aynen Öcalan’da olduðu gibi Þemdin Sakýk olayýnda da, þahýs; olaðanüstü, kahramanca bir baskýnla deðil, bütün üseralara mahsus bir mukadderatýn tecellisi olan çaresizlik içerisindeyken tarafýmýza sunulmuþtur. Kim tarafýndan? Kürt tarihinin kendisi ile birlikte üç büyük komutanýndan birisi olduðunu iddia ettiði Molla Mustafa Barzani’nin oðlu Mesut Barzani’nin liderliðindeki KDP tarafýndan. Þemdin Sakýk farkýnda mý bilemem ama bana göre bu durum belki de olayýn en trajikomik nüansýdýr.

Bu durumdan bir kere daha anlýyoruz ki; Þemdin Sakýk’ýn içinde bulunduðu coðrafyada ve aþiretleri namýna üstlendikleri vazifede görev alanlarýn yürüdüðü zemin o kadar kaypaktýr ki; kimin yürüyebildiðine, kimin kayýp düþtüðüne, kimin uçurumdan atýldýðýna karar verebilmek neredeyse imkânsýzdýr.

O kaypak yolda, yani o coðrafyada hiçbir zaman Kürt sadece Kürt olmamýþtýr, Arap-Arap, Müslüman-Müslüman, Yahudi-Yahudi olmamýþtýr. Bölge de kimin eli kimin cebinde belli olmadan yüzyýllar geçer, Kürt dediðinin Ermeni, Müslüman dediðinin Musevi olduðu gerçeði ile yüz yüze kalýrsýn… Bu vesileyle; kimin görevinin kim tarafýndan verildiði de paradoks gibi süregelmiþ, çözümlenmesi mümkün olmamýþtýr.

Þemdin Sakýk’ýn da dikkatleri çektiði gibi bölgede birinci otorite aristokratik feodalite, ikincisi paradýr. Ve bunlarý elde edebilmek için þüphesiz en büyük dayanak ise, sahte þeyhlerin verdiði fetvalardýr.

Özellikle 12 Eylül yönetiminin, özellikle bölge nüfusunu, feodaller ile iþbirliði içerisinde uyguladýðý politikalar sayesinde “rijit” bir yapýya kavuþturduðu herkesin malumudur. Yukarýda sýraladýðým bölgeye has otorite sýralamasýnýn aþýlmasýnýn yegâne yolu þeffaflýk, þefkat ve eðitim iken, Cunta; -kör parmaðým gözüne misali- barýþýk kardeþlerin düþmanlaþmasý için kasýtlý olarak faaliyet yürütmüþtür.

Cunta’nýn belki de yargýlanýp, en büyük cezaya çarptýrýlmasýnýn da en büyük gerekçesi bu ihanet politikasýdýr. Ýhtilal þartlarýndaki, ceberut kanunlarla idam ettirdiklerinin hesabýný Allah huzurunda verecekleri muhakkaktýr, oysa bu yavþak politika sayesinde öz kardeþler arasýnda belki de kýyamete kadar sürüp gidecek bir kan davasýnýn baþlamasýna bilerek, isteyerek ve tasarlayarak sebep olduðu için en büyük cezaya da müstahaktýr.

Bu gerçeði de göz ardý etmeden böylesine çarpýk bir tarihi süreç yaþamýþ ve hala da yaþamakta olan bölge insanýna karþý en anlayýþlý bakýþ açýsýna Ülkücülerin sahip olduðu gerçeðini ve öyle de olmasý gerektiði gerçeðini Þemdin Sakýk’ýn da dillendiriyor olmasý hem bir malumun ilaný, hem de bize durmamýz gereken noktayý bir kere daha anýmsatan bir gerçektir. Bu pencereden bakýldýðýnda, ýsrarla aramýza ekilen nefret tohumlarýný ve ayrýk otlarýný temizlememiz gerektiði bütün çýplaklýðýyla gözler önündedir.

Þemdin Sakýk açýklamalarýnda; PKK’nýn silahlý ve silahsýz unsurlarýyla en büyük rant faaliyeti olduðunu ve dünyanýn en büyük mafyasý olduðunu bir kere daha vurguluyor. Kendisinde itiraf ettiði bu mafyanýn liderlerinden olduðu için, Türk Milletine ve Devletine karþý iþlediði suçun en reel karþýlýðý idam olmalýydý. Ýdam kaldýrýldýðýna göre aðýrlaþtýrýlmýþ müebbet cezasý ile cezasýný çekmektedir. Kendisinin de dediði gibi tek baþýna bir hücrenin içinde yýllardýr durmuþ ve durmaya da devam edecektir.

Sakýk’ýn milletin vicdanýnda en büyük cezaya çarptýrýlmasýný gerektiren suç, þüphesiz silahsýz-savunmasýz katledilen 33 Asker olayýdýr. Bütün bunlara raðmen; tetiði çekenin beyin deðil de el olmasý önemlidir. Yukarýda da deðindiðim gibi o denli feodal yapý içerisinde kurþun sýkacak, bebeleri bile katledecek kadar gözü dönmüþ, binlerce insan-el- bulmak mümkündür, zaten de vardýr. Bunun en güzel örneði geçtiðimiz yýllarda, Mardin’in Bilge Köyü’nde sudan sepelerle çoluk-çocuk, kadýn-kýz 44 kiþinin katledilmesi olayýdýr. Öyleyse Sakýk’ýn konumunu sorgulamasý ve makul olan çözümden yana tavýr almasýný anlayýþla karþýlanmalý, gerektiðinde Apo’nun karþýsýna çýkartýlarak tarihi hesaplaþmaya da fýrsat verilmelidir. Bu sorun, Türkiye’nin baþýna bela olmaya baþladýðý 1978 yýlýndan günümüze kadar saðlýklý bir çözüme kavuþturulamamýþtýr. Ya milletle terörist bir tutularak sorunu kronikleþtiren ve örgüte her geçen gün zemin kazandýran bir yaklaþým sergilenmiþ, ya da teröristle pazarlýða oturularak, siyasi menfaat elde edilmeye çalýþýlmýþtýr. Ýþte bu noktada bizim Milli hassasiyetlerimize olan duyarlýlýðýmýzýn gereði olarak inisiyatif almamýz ve Þemdin’i de örneklendirerek, çözüme yönelik kendi tezimizi, bin yýllýk kardeþliði yaþamak ve yaþatmak ülkümüzü millete detaylý olarak anlatmalýyýz. Her önümüze gelene sen teröre bulaþtýn “sen git”, sen suç iþledin “sen de git” dersek soruna gözümüzü kapatmýþ olmaz mýyýz? Zaten sorunun öyle bir sorun ki, maalesef masumlarýn sorunu çözebilmesi de imkânsýzdýr.

Burada “bize mektup yazan Apo olsa da ayný tavrý mý takýnmalýyýz?” gibi bir soruyla karþýlaþabileceðimizi tahmin ediyorum. Apo da bir gün soruna en makul ve vicdaný yaklaþanlar Ülkücülerdi, sorunun çözümünde en etkili yol Ülkücülerin tezleridir derse, Alparslan Türkeþ Kürtlere en dostça tavrý sergileyen liderdi, insanlarýn cesetleri üzerinden istediðimizi almamýz mümkün deðil, Ülkeyi bölmek arzumuzdan vazgeçtik derse, Ona da bu düþüncelerini paylaþma fýrsatýný vermemiz doðru olanýdýr. O zaman þurada yanlýþ yaptýnýz, þurada da doðru yapma imkânýnýz var deriz, diyebilmeliyiz.

Þemdin Sakýk’ýn bize –belki de zorunlu olarak- makul bir nazarla bakýyor olmasýnýn, Soylu Þövalyeler (Kürþad ruhlu) olarak görmesinin belki de en büyük nedeni þahsi olarak bu ülkede en fazla ihanete uðramýþ kiþilerin baþýnda gelmesidir. Kendi ifadesi ile yýllarca 2. Adamlýðýný yaptýðý (kendisi kabul etmese bile) örgüt tarafýndan infaza mahkûm edilmiþken, KDP’ye sýðýnmýþ, Barzani’de Türkiye’nin menfaatine olduðu için deðil, örgütün menfaatine olduðu için adeta Türkiye’ye satmýþ, sonrasýnda, üvey kardeþleri malýna mülküne çöreklenmiþ ve 12 yýldýr hücrede, fakiranesinde cezasýný çekmektedir. Sakýk’ýn bizimle ortak nokta yakalama çabasý belki de bu satýlmýþlýk psikozu yüzündendir. …

Þemdin Sakýk’ýn Türkiye’ye iadesinden yola çýkararak bir deðerlendirme yapacak olursak; Türkiye’nin terör sorunu karþýsýnda özellikle ABD’nin stratejileri baþarýlý olmuþ, gerek örgütle devleti masaya oturtarak, gerekse sorunu týrmandýrarak Türkiye ile oyun hamuru ile oynar gibi oynamýþ, oynamaya da devam etmektedir. Dolayýsýyla Sakýk’ýn da KDP tarafýndan kucaðýmýza býrakýlmasý ABD’nin öngörüleri sayesinde olmuþtur. Bölgede, özellikle Barzani üzerinde ki ABD etkisini bilenler ne demek istediðimi daha iyi anlayacaktýr. Sakýk’ýn Türkiye’ye verilmesi ayný zamanda da örgütün olasý bir kaosa sürüklenmesini engellemiþtir.

Buna paralel olarak 33 askerimizin katledildiði olayla ilgili olarak birçok süpekilasyon yapýlmýþtýr. Bu konuda Sakýk’ýn derin güçler tarafýndan yönlendirildiði-yönetildiði iddia edilmiþtir. Þemdin Sakýk açýkça talimat aldý mý almadý mý, aldýysa kimden aldý? Konuþmalýdýr. Sakýk bu gün daðda olsa, belki örgütün silahlý kanadýnýn lideri olacaktý, belki de antitez geliþtirerek PKK’ya en büyük darbeyi vuracaktý. Bu nedenle muhteviyatý oldukça önemli olaylara ve diyaloglara þahit olduðu muhakkaktýr. Kendisinin de belirttiði gibi itirafçý olarak istediði masumun boynuna ilmik takabilirdi. Günümüzde Ergenekon adý ile yürütülen davalarda Ýtirafçýlarýn ahlakýný sorgulayanlarýn, Sakýk’ýn þu ifadesini gözden kaçýrmamalarý gerekmektedir. “Neden piþmanlýk dilekçesi verdiðimi soruyorlar: ben Kürtlere zarar vermek için bu dilekçeyi vermedim, bu amaçla olsaydý bütün kontralarý, bütün itirafçýlarý geride býrakan faaliyetlerde bulunabilirdim. Zira kimin kim olduðunu, neyin ne olduðunu herkesten daha çok biliyorum. Her kötülüðü yapabileceðim halde yapmadým, dayatmalara raðmen, reddedilmesi zor olan vaatlere raðmen yapmadým, tek kiþiye zarar vermedim.” 

Yukarýda ki cümlesinde vurguladýðý gibi Sakýk; kendisine kim ne vaat ettiyse, yürüyen davalarla ilgili kim, kimdir-ne, nedir? Ne biliyorsa açýklamalýdýr.

Biz Ülkücüler olarak, Sakýk ile yapýlan bu röportajý doðru okumalýyýz. Sakýk’da bir pir-i fanidir, o nedenle; buradan kendisinin bizlere ulaþtýrdýðý mesajýn önemli olduðunu düþünmekteyim. Ülkemizin bu aðýr sorunu karþýsýnda en etkili ve tek reçetenin Ülkücülerin sunduðu reçete olduðunu söylüyorsa, buna itiraz etmemizin kendimizi reddetmemizden baþka bir anlamý olamaz.

Ayrýca Sakýk’ýn kullandýðý dilin ve ses tonunun önemine de dikkat çekmek istiyorum.

Aklýmýzý baþýmýza alalým; 1000 yýllýk kardeþliði yaþayalým ve yaþatalým…


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SZ SZDE!


Adnz (Yorumda grnecek) :
Balk :
Yorumunuz :
 

Dier Kürsat TECEL Yazlar
 
Diger anketlerimiz için tıklayın...
 
Tm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Iin Tiklayiniz.
 
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
sanalbasin.com üyesidir
Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.