Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
Erdoğan "İstifa edin" diyor mu
Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk “Ak Parti teşkilatları” tartışmasına
Sivas'ta FETÖ/PDY operasyonu 1
"Askeri mahrem" yapılanmasına yönelik operasyonda 16'sı muvazzaf 17 asker gözalt
METİN KÜLÜNK: “HER ŞEY VAKTİND
70 Âlim’in katılımı ile gerçekleşen ve Sivas Arifan Külliyesi'nde düzenlenen An
HASTALARIN TELEFONLARINI ÇALAN
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi´nde yaşana
REKTÖR DANIŞMANININ KARDEŞİ AK
Yalova Revizyon Gazetesi’nin haberine göre, Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Alim
HALK OYLAMASININ KISA BİR DEĞERLENDİRMESİ

HALK OYLAMASININ KISA BİR DEĞERLENDİRMESİ

  Bu yazı 13 Eylul 2010, Pazartesi 14:59:57 eklenmiştir. 1614 kez okunmuştur.
Yazar : Kürşat TECEL
Bu referandum sürecinde yargı-CHP ilişkilerinin telefon kayıtları ile halka duyurulması, Yüksek Yargıdaki bazı “kıymeti kendinden menkul” kişiliklerin Apo’dan bile medet umar hale gelmesi, seçmenin gözünden kaçmamıştır. Muhafazakâr seçmen ister istemez, yargı CHP’nin tarafında ise, AKP’nin tarafında olmasında da bir sakınca yoktur eğilimi içerisine girmiştir.


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

12 Eylül 2010 tarihli halk oylamasının önemi, Türkiye açısından dönüm noktası olmasından kaynaklanmaktadır. Sandıktan çıkan sonuçlar iyi okunmalı, sakıncaları ve kazanımları ile çok iyi değerlendirilmelidir. Bu oylamanın, kazananı ve kaybedenleri açısından çok çarpıcı değerlendirmeleri vardır.

            Öncelikle; oylamanın galibi pozisyonuna yerleşen iktidar, verilen oyların tamamının siyasi iradelerine değil, muhafazakâr partilerin oylarının toplamı olduğunu bilmelidir. Saadet Partisi’nin “Evet” cephesinde yer almasının yanında, BBP’nin; rahmetli Yazıcıoğlu’nun resimleri ile girdiği propaganda yoğunluğu, muhafazakâr seçmenin yöneleceği tarafın tayininde çok büyük rol oynamıştır.

            Halk oylaması adeta, laik Atatürkçüler ile, muhafazakâr unsurların bütünü arasında geçmiştir. MHP, CHP’nin yürüttüğü yoğun propaganda döneminde, haklı gerekçelerini anlatmakta zorlanmış, CHP ‘nin muadili konumuna sürüklenmiştir. Bu durum; muhafazakâr, vatanın bölünmezliği üzerinde hassasiyetle duran seçmeni etkilemesini engellemiştir.

            MHP’nin seçimin en büyük mağlubu olduğu gerçeğini saklamak mümkün değildir. Erzurum’dan çıkan %87 evet oyu bunun en büyük göstergesidir. 2009 yerel seçimlerinde MHP’nin başarı gösterdiği yerlerden ve özellikle Osmaniye’den çıkan sonuçlar bu mağlubiyeti daha iyi bir şekilde gözler önüne sermektedir. MHP; etkin ve kalıcı muhalefeti benimser, çözüme yönelik katkı sunar ise sürpriz başarılara imza atabilir. Güneydoğu sorunu artık öyle bir noktaya taşınmıştır ki, sorunu karşı gözünü kapatan partilerin işi oldukça zordur, MHP bu konuda, iktidarı kendi tarafına çekmek mecburiyetindedir. Referandum sürecinde yaşanan diyaloglardan ve pazarlıklardan PKK’nın payına neyin düştüğü belli olursa, MHP iddialarının tutarlılığı sayesinde toparlanır ve daha güçlü bir siyasi noktaya taşınmış olur.

            Türkiye’nin bütün kurumları ile dönüşüme tabii tutulduğu bu süreçte, muhalefetin düşük yoğunlukta kalması, halk nezdinde heyecan verememesinin en büyük sebebi, yine muhalefetin kendisinden kaynaklanmaktadır. CHP açısından baktığımız da; yakın geçmişte halkta büyük bir heyecan dalgası uyandırmıştır, ne yazık ki parti içerinde, güçlü genel sekreterin belirleyiciliğinin karşısında, Lideri’nin etkisizliği, seçmenlerini sukut-i hayale uğratmıştır. Seçim günü yaşanan oy kullanamama durumu ise süreci istifaya kadar götürebilecek büyük bir skandaldır ve siyaset tarihinde derslere konu olmaması mümkün değildir.

            İktidarın bütün imkânları ile girdiği propaganda faaliyetleri, idareden aldığı destek, seçimin galibi olduğu gerçeğini değiştirmez. Elde edilen %57 oranındaki oyu da gözünde büyütmemesi gerekmektedir. Bu bir Anayasa paketi oylamasıdır ve bu pakete Türkiye’nin %43’ü kabul oyu vermemiştir.

            Türkiye açısından esas tehlike ve bu oylamadan çıkarılacak en hayırsız sonuç ise, Güneydoğu seçmeni üzerinde BDP’nin etkinliğidir. Zaten seçim sonrasında yaptıkları ilk açıklamalarında da, sonucun; bölge halkının “Federasyon” isteği olduğunu söyleyerek önümüzdeki günlerde yaşayacağımız gerilimin işaretini vermişlerdir.

            Söylenildiği gibi iktidarın yargıyı ele geçirmesi mümkünse, bu artık farklı bir Türkiye’de yaşayacağımız anlamına da gelir.

            Bu referandum sürecinde yargı-CHP ilişkilerinin telefon kayıtları ile halka duyurulması, Yüksek Yargıdaki bazı “kıymeti kendinden menkul” kişiliklerin Apo’dan bile medet umar hale gelmesi, seçmenin gözünden kaçmamıştır. Muhafazakâr seçmen ister istemez, yargı CHP’nin tarafında ise, AKP’nin tarafında olmasında da bir sakınca yoktur eğilimi içerisine girmiştir.

Yine, referandum sürecinde Abdullah Öcalan’a büyük iş düşüyor yaklaşımlarının deşifre olması, karşı oy cephesinde bulunan MHP’nin söylemlerini adeta sıfırlamıştır ve en çok da MHP ‘ye zarar vermiştir. O kayıtların ortaya düştüğü gün MHP görmezden gelme siyasetinin yerine “ Siz durun bakalım, buda ne oluyor, biz “Hayır” çıksın derken sizlerin de PKK’dan medet umar halinize eyvallah diyecek halimiz yok” diyebilmeliydi.

            Her ne kadar camide siyaset olmaz desek de, AKP geçmişinden günümüze kadar siyaseti cami avlusundan yönetmeyi başardı, bu oylamada da aynı başarıyı tekrarladı. Müftüler, imamlar, müezzinler vasıtası ile olayı dindar-laik çizgisinde tutarak sonuca gitmesini bildi.

            En ilginç sonuç ise, Güneydoğuda sandığa giden halkın büyük çoğunlu ile muhafazakâr İç Anadolu ve Karadeniz seçmeninin aynı çizgide buluşması oldu. Propaganda sürecinde söylenildiği gibi, PKK zihniyetine yakın kesimlerin sandığa gidenleri, “EVET” çiler ile aynı tercih de bulundular.

             Türkiye’nin bundan sonrası için, inandırıcı,  “sadece laiklik ve terör üzerinden yürütülen” bir siyasete değil, çözüme katkı verecek bir muhalefete ihtiyacı vardır. 2007 Cumhurbaşkanlığı sürecinde ve başörtüsü yasasında, MHP’nin etkin rol alması, oylarının %15 çıtasında sabitlemesini sağlamıştır. Sosyal konulara eğilerek yürütülecek bir muhalefete olan ihtiyaç oldukça fazladır.

            Kabul edelim ya da etmeyelim Güneydoğu sorunumuz ülkemizin sürekli kan kaybetmesine neden olmaktadır. Bu konuda önerilen çözümün; sadece silahlı mücadele ile yürütülmesi fikri halka umut vermemektedir. Silahlı mücadelenin etkinliğinin arttırılmasının yanında, kültürel ve ekonomik projelerin ortaya konulması gerekmektedir. Muhalefetin bölgeye, istihdam amaçlı ve tarım dışı projelerle gitmesi gerekmektedir. Sadece hayvancılığın destekleneceğini söylemek, uygulanabilirliği açısından gerçekçi değildir, halka cazip gelmemektedir.

            Referandumdan çıkan sonuca itibar edilmesi, halkın tercihine saygı duyulması ve sonucun bütün yönleri ile değerlendirilmesi gerekmektedir, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne olan inancın öncelikli şartı budur. Bu vesile ile sonucun milletimize faydalı olmasını temenni ediyorum.


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 

Diğer Kürşat TECEL Yazıları
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ SİVAS'IN GERİLEMESİNİNDE ÖNEMLİ PAY SAHİBİ Mİ OLMUŞ ?
C.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün Alkollü Gezisi
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.