Egemen Gazetesi Gerçeklerin Sesi
Kamyonetin lastiğini patlatara
Sivas'ta marketler zincirine ait kamyonetin lastiğini bıçakla keserek patlatan h
26 İlde FETÖ Operasyonu
Cumhuriyet Başsavcılığınca, 78'i KHK ile ihraç edilen eski Maliye Bakanlığı pers
Halk Ozanı Ali Kızıltuğ Son Yo
Halk ozanı Ali Kızıltuğ, Sivas'ın Divriği ilçesine bağlı Mursal köyünde son yolc
Sevgiliye Yılbaşı Hediyeleri N
Yılbaşının yaklaştığı şu günlerde sevgiliye hediye seçmek çoğu insan için zorlu
FETÖ'yle ilişkili bu Rektör ki
Yeniakit Gazetesi'nden Nurettin Veren'in yazısı...
KAF DAĞININ MOR MENEKŞE SÜMBÜL KOKAN OVASINDA Bilinmeyen bir ZAMAN……

KAF DAĞININ MOR MENEKŞE SÜMBÜL KOKAN OVASINDA Bilinmeyen bir ZAMAN……

  Bu yazı 13 Haziran 2011, Pazartesi 14:03:25 eklenmiştir. 2622 kez okunmuştur.
Yazar : Çiğdem KILIÇ
Bir varmış bir yokmuş…zamanı belli olmayan bir devirde bir memlekette geçer bu masal…öyle bir devir ki ışık sadece gece yıldızlardan ibaretmiş….zaman öyle bir zaman ki bilinmeyen bir çağın zamanıymış…öyle bir memlekette geçiyor ki bu masal, insanları bir avuç sayılı insandan ibaretmiş…öyle bir memleketin, öyle sessiz zifiri karanlık dümdüz bir ova olan, bir kaf dağının köyüymüş…


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

-Bir varmış bir yokmuş…zamanı belli olmayan bir devirde bir memlekette geçer bu masal…öyle bir devir ki ışık sadece gece yıldızlardan ibaretmiş….zaman öyle bir zaman ki bilinmeyen bir çağın zamanıymış…öyle bir memlekette geçiyor ki bu masal, insanları bir avuç sayılı insandan ibaretmiş…öyle bir memleketin, öyle sessiz zifiri karanlık dümdüz bir ova olan, bir kaf dağının köyüymüş…

…Çok çok eski zamanlarda, zaman kavramının olmadığı bir çağda bir köy varmış. Bu köyde yeşil bitki örtüsü arasında kalan bir ev varmış. Bu evde üç erkek ve bir kız kardeş yaşarmış. Bu evdeki kardeşler birbirlerine pek düşkünlermiş mutlu ve mesut bir hayat sürerlermiş. Ta ki, birgün bu üç abi çok uzak bilinmeyen diyarlara gidene kadar…Bilinmeyene doğru yol alan bu üç ağabeyin ardından kalan güzel kız onları pek özler, pek merak edermiş. E devir o devir ya zifiri karanlık devriymiş.Ne ışık, ne yol, ne kervan, ne kuş, ne yol, ne yolcu ne de başka bir şey varmış. Bu güzel kız her gün evlerinin penceresinde saçlarını tarayıp bağladıktan sonra, gözlerini en uzağa diker orada kalakalırmış.Sanırmış ki ağabeyleri o çok uzak noktadalar. Umut bu ya, güzel kız bunu her gün yapmaya başlamış.

…Derken bir gün daha önce hiç görmediği, adını hiç bilmediği bir kuş gelip camına konmuş. Bu kuş küçük desen küçük değil, büyük desen büyük değil, tüyleri rengarenk sevimli mi çok sevimli bir kuşmuş. Güzel kız kuşu bişeye benzetmeden seyrekalmış. Bisüre kız her gün yapmış olduğu gibi cama çıkar, o uzak diyarların yoluna dalar, kuş da cama gelip kıza bakarmış. Günler geniş zamanda seller gibi akmış gitmiş….Dayanamamış kuş başlamış kızla konuşmaya. Güzel kız neden dalarsın?...neyin var demiş. Masal bu ya! Kız şaşırmadan cevap vermiş hiç bilmediği, tanımadığı bu kuşa…başlamış anlatmaya sılasını…Kuş seni onlara götürmemi istermisin?..diye sormuş…kız yaparsan beni çok mutlu edersin, ancak sen bunu nasıl yapacaksın ki diye de eklemiş.Kuş kapat gözlerini ve ben aç demeyene kadar da sakın açma demiş. Kızı almış arkasına ve kocaman bir şey olmuş. Zaman bu zaman değil, devir bu devir değil ya…bir zaman geçmiş aç gözlerini demiş kuş kıza…Kız açar gözlerini bir dam üstünde küçük bir pencere kenarında durduklarını görmüş. Kuş şimdi bekle demiş yıldızlar çıkacak, senin ağabeylerin gelecek bu eve, ama sakın ses etme ve kendini onlara gösterme demeyi de ihmal etmemiş.

…Zifiri karanlık çökünce, yıldızlar parlayınca, ağabeylerin işten eve dönme zamanları gelmiş…Kız ağabeylerinin içeriye teker teker girişlerini görünce heyecanlanmış ancak kuşun kendisine söylediklerini de unutmadan, sesini çıkarmadan seyredalmış. Masal bu ya kaf dağında bu gözetleme günlerce devam etmiş. Kız artık gündüz eve girmeye izin almış kuşdan, amacı ağabeylerinin evini temizlemek ve onlara yemek yapmakmış.Kaf dağının masalı…ah renkli kuş, ah renkli masal!.....Ağabeyler zifiri karanlık vakti çökünce ve yıldızlar belirlenmeye başlayınca evlerine girince tertemiz eve ve mis kokulu yemeklere rastlamışlar. Bu durum çok gariplerine gitmiş olsada, bir taraftan da çok hoşlarına gitmiş.(Masal masal olalı böyle renkli masal görmeyecektir)…….Bu durum günler, haftalar, aylar hatta yıla gelmiş, ancak zamanlar geniş zamanlar olduğu için kimse bunu bilemezmiş. Hem kız, hem ağabeyler durumdan memnunlarmış ve ses çıkarmadan hayatlarına devam ediyorlarmış. Kız gündüz işlerini, yemeklerini yapıp yıldızların vaktinde damdaki pencerede yerini alıp, ağabeylerini doya doya seyrededururken, ağabeylerde tertemiz eve ve mis kokulu yemeklere dalıp mutlu oluyorlarmış. Kaf dağının renkli masalında simsiyah kıskanç mı kıskanç bir de ev kedisi varmış. Bu kıskanç kedi öyle bir siyah imiş ki! Ağabeyler ona “Kara” derlermiş. Kara sabah olunca küçük ocaktaki sıcak yerini alır, tüm vakitler boyunca o sıcak yerde uyur, keyfine göre uyanır şöyle bir ev de başına buyruk tur atar, yemeğini yer ve tekrar uyurmuş. Kara öyle bir kediymiş ki üzümden başka bir yemek yemezmiş. Kaf dağının renkli masalı bu ya…Kara, “kara üzümden” başka üzümde beğenmezmiş. Bunu bilen ağabeyler her gün Kara’ya, kara üzüm getirirlermiş.Günler, haftalara, haftalar aylara ve bilinmeyen zamanlara akar gideriken, bir gün kız eve girip işlerini yapıp, yemekleri de yaptıktan sonra Kara’nın üzümlerinden bir tanesini yemiş.Bunu gören Kara hasetinden ortadan ayrılacak kadar öfkelenmiş.Ancak sesini çıkaramamış, günler yine bilmeyen zamanlara akar giderken bir gün kız her gün yaptığı işlerini bitirip yorgun düşünce evde uyuyakalakalmış. O uyurken güzelliği sanki dört kat artarcasına, ay sanki eve girmişcesine bir hal almış. Bunu gören Kara kıskançlığından daha fazla dayanamayıp, güzeller güzeli kıza pençeleriyle öyle bir saldırmış ki, kız olduğu yerde bayılakalmış…Derken zifiri karanlık çökmüş ve yıldızlar çıkmış, ağabeyler evlerine girerken bir de ne görsünler çok özledikleri güzeller güzeli kız kardeşlerini kanlar içinde evlerinde!.....

Kaf dağının renkli masalı bu ya…………..

…Sevinsinler mi, üzülsünler mi bilemeden kız kardeşlerini ayıltmaya, bu olan garip durumu ondan sormaya çalışmışlar, çalışmasına ama nafile! Kız bir türlü ayılamıyormuş. Günler, haftalar, aylar ve bilinmeyen zamanlara akar gideriken, develer hendeklerden atlariken, yıldızlar geceyi aydınlatıriken, bu durum böyle devam etmiş gitmiş. Naçar ağabeyler öylece kalakalmışlar ki zamanlarını bilemedikleri bir zamanda yakışıklı mı yakışıklı esmer, selvi boylu, uzun kirpikli, kara gözlü, kara kaşlı bir delikanlı eve girivermiş…Bu delikanlı kaf dağının yedi düvel peri padişahının prens oğlundan başkası değilmiş.(Masala bak ya ama da renkli!....). Keder ve üzüntü içinde bekleyen ağabeyler peri padişahının oğlunu görünce şaşakalakalmışlar.Kaf dağının Masalı bu ya!...Prens ‘ben Kaf dağından geldim buradan geçiyordum, bu eve yaklaştığım anda kalbim beni buraya getirdi’ demiş.Durum çok garip olsada naçar halde bekleyen ağabeyler ses çıkarmadan ne yapacaksan hemen yap yoksa kız kardeşimiz bir daha hiç uyanamayacak demişler. Prens ben kardeşinizi uyandırırım, ancak ben odadayken siz dışarı çıkmalısınız diye şart koşmuş. Ağabeyler bir bir ardına dışarı çıkadursun bu Prens bizim renkli tüylü kuşumuzdan başkası değilmiş. Eğilmiş kızın kulağına fısıldamış ve kız birden ayanıvermiş. Masal bu ya hem de kaf dağının……Ağabeyler sevinç çığlıklarıyla, kız kardeşlerine özlemle sarıladursun gelgelelim masalın kalan kısmına….. Siz bu saatten sonra bu masalı nasıl sonuçlandırmak istersiniz bilemem ama ben mutlu sonla bitirmek istiyorum.

Kaf Dağının Masalı…….

Prens dönmüş ağabeylere ‘ben gönlümün sultanını buldum izin verin onu kaf dağının ardındaki Peri Padişahı olan babamın renkli diyarına gelin edeyim’ demiş. Ağabeyler hem üzgün hem de mutlu oladursunlar…… Prens beyaz atının terkisine güzeller güzeli kızı atariken, diyarlar kaf dağına varıriken, develer de hendek atlariken, vara varmışlar bir geniş ovaya…. Bu nasıl bir ova ama!....gül sümbül, mor menekşeler koku salmış dört bir yana mavi, mor, sarı, yeşil, kırmız, pembe, rengi etrafı çepesararmadursun, bülbüller çeşit çeşit nağme tutatuttursunlar ve böcekler çeşit çeşit seslerle düğün şarkılarına başlayadursun….. Ova kaf dağının ovası ise, Prens Peri Padişahının kara gözlü, uzun kirpikli, selvi boylu yakışıklı prensi ise, kız ay parçası ise değmeyin bu masala hiç bitmesin derim ben…….. Kaf dağının masalı bu ya….. Bundan sonrasına kıyamadım ne mutlu son ile bitirmeye, ne de mutsuz sonla bitirmeye istedim ki bu masal içinde kalın…..Bir nebze bu masalda Prens ve Kaf dağının yaşayan efsanesi olun istedim. Bir nebze gülümseyin ve bu dünyadan iki dakika ayrılıp Kaf dağında Peri Padişahının oğlunun 40 gün 40 gece süren düğününe ortak olun istedim.. İstedim ki!...mor menekşe, sümbül kokan o ovada kalın ve istedimki!.... kendi masalınızı kendiniz yazın, oynayın ve bitirin….

ŞİMDİ YİNE BİLDİĞİMİZ ZAMANDAYIZ İŞTE, ÇÜNKÜ ‘KAF DAĞININ MASALI’ sona erdi……

 

 

 

 

 

 

 

 


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 

Diğer Çiğdem KILIÇ Yazıları
 
Tüm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Için Tiklayiniz.
 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİNDEKİ FETÖ ZULMÜ ÜLKE TV GÜNDEMİNDE…
“CUMHURİYET ÜNİVERSİTE REKTÖRÜNÜN DERHAL İSTİFA ETMESİ LAZIM”
ÜNİVERSİTE KREŞİNDE ŞOKE EDEN GÖRÜNTÜLER
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR!
CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ARAÇSIZ KALDI!..
AHAT TÜRKMENOĞLU SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF.DR. İLYAS DÖKMETAŞ'A VERDİ VERİŞTİRDİ...
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
© Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.