Egemen Gazetesi Gerceklerin Sesi
301 Moved Permanently

301 Moved Permanently


nginx
Irak'in kuzeyinden ACI haber
Irak'in kuzeyinden ACI haber
BAKANLIKTAN 81 ile 'randevu' g
BAKANLIKTAN 81 ile 'randevu' genelgesi
MSB duyurdu: Suriye'den ACI ha
MSB duyurdu: Suriye'den ACI haber!
Sivas TES'den Meslek Kanunu ta
Sivas Turk Egitim-Sen'den Meslek Kanunu talebi
Benzin ve motorine yine zam
Benzin ve motorine yine zam...
"Ekranlarý BBG evine çevirdiniz, ayýp yahu"

"Ekranlarý BBG evine çevirdiniz, ayýp yahu"

  Bu haber 26 KASIM 2019, SALI 13:10:01 eklenmitir.
Ýyi Parti Genel Baþkaný Meral Akþener, Sözcü yazarý Rahmi Turan'ýn CHP'li Muharrem Ýnce'nin Beþtepe'de Cumhurbaþkaný ve AKP Genel Baþkaný Recep Tayyip Erdoðan ile görüþtüðü iddiasýnýn ardýndan baþlayan ülke gündemini günlerdir meþgul eden tartýþmalara iliþkin deðerlendirmelerde bulundu. Ýktidara yakýnlýðýyla bilinen medyanýn konuya geniþ yer vermesini, "gözlerim yaþardý" diyerek eleþtiren Akþener, "Gerçeklerin mutlaka gün yüzüne çýkmak gibi bir huyu vardýr. Kim kiminle görüþtü veya görüþmedi, kim kimin kaynaðý, siyaset kurumunu kim nasýl kirletiyor bir gün mutlaka öðreneceðiz" dedi.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

 

Konuþmasýnýn baþýnda AKP ve MHP oylarýyla 15 termik santralin filtresiz bir þekilde 2.5 yýl daha çalýþmasýna izin verilmesini sert bir dille eleþtiren Akþener, "Ekranlarý BBG evine çevirdiniz, ayýp yahu. Mesela ben saraya kim gitti de santral bacalarýna filtre takýlmasýný erteleyelim diyerek Erdoðan'ý ikna edeni merak ediyorum" diye konuþtu. Erdoðan'ýn seçim döneminde emeklilikte yaþa takýlanlar ile 3600 ek gösterge ile ilgili verdiði sözleri de hatýrlatan Akþener, "Saraya kim gitti de Erdoðan'ýn fikrini deðiþtirdi, merak ediyorum" dedi. 

Ýktidarýn tarým politikasýna iliþkin eleþtirilerine konuþmasýnda geniþ yer veren Akþener, "Mesele vatandaþým olunca, havaya bakýp ýslýk çalýyorlar. Dönün efendiler, dönün! Hayatýn gerçeklerine dönün. Milletin dertlerine dönün. Boþ iþlerle, kumpaslarla uðraþacaðýnýza, çare bulmaya uðraþýn. Ama nerdeeeee?" diyerek iktidara seslendi.

Dünyanýn tarým gerçeðinin farkýnda olduðunu ülkeler üzerinden verdiði örneklerle anlatan Akþener, "Dünya tarýmý stratejik bir alan olarak görüyor. Bizim Tarým Bakaný da patatesi ithal ediyor" diyerek Bakan Bekir Pakdemirli'yi de eleþtiri oklarýnýn hedefine aldý. Akþener, devamýnda, "Ýktidarýn iþi gücü þov yapmak Sayýn Erdoðan 15 yýl aradan sonra ilk kez 21 Kasým'da yüzlerce kiþiyi konuþup uzun uzun nutuk attý. 11. kalkýnma planýnda da konuþmuþlardý yeni ekonomik programý açýklarken damat da konuþmuþtu. Bütün bu konuþmalarýn özeti ne yapýlacak, edilecek, görülecek. Yani hep ayný nakarat, gerisi bayat" ifadelerini kullandý.

Akþener'in açýklamalarý þöyle:

Bu çakallar sizi korumazlar gene o gün hukukun üstünlüðünü burasý savunur. Anadolu'da bir söz var köpeksiz köy bulup deðneksiz gezmek. Sayýn Erdoðan, yönettiðiniz ülkede köpeksiz köy bulup deðneksiz geziyor millet. Ama biz elimizden geleni yapacaðýz. Demirden korksaydýk, trene binmezdik.

Kadýna yönelik her türlü þiddetin karþýsýnda olmaya devam edeceðiz.

Öðretmenlerimiz bize hep ayný sözü fýsýldadý; “Yeþili sev, doðayý koru.” Bu söz afiþlere hapsolmuþ bir slogan deðil, deyim yerindeyse bir parolaydý. Yaradanýn bize bir lütfu olan yemyeþil doðayý, tertemiz havayý, suyu, aslýnda hayatýn bugününü ve yarýnýný korumayý öðütleyen, nesilden nesle aktarýlan bir mesajdý. Ama maalesef; Bu kutlu mesajdan nasibini alamamýþ iktidar ve küçük ortaðý, geçen hafta bir doða katliamýna daha imza attý. Özelleþtirilen 15 termik santrale, 1 Aralýk 2019 tarihine kadar süre verilmiþti. Bu süre ne için verildi?  Bacalarýna filtre takýlsýn; vatandaþlarýmýz, çocuklarýmýz zehirlenmesin diye. Ýktidar ve küçük ortaðý, torba yasaya doldurduklarý teklifle, bu süreyi Haziran 2022’ye kadar uzattýlar.  Bu ne demek?  “Bu santraller, evlatlarýmýzý zehirlemeye, topraðý, suyu kirletmeye, 2 buçuk yýl daha devam edecek.” demek. Havanýn, suyun, topraðýn dengesinin bozulmasýný devam ettirecek bu karara, hangi vicdanla imza attýlar bilemem. Ama bildiðim bir þey var; Üç-beþ para babasý, daha çok kar edip kasalarýný doldursun diye evlatlarýmýzýn saðlýðý hiçe sayýldý. Bu karara evet oyu verenlere soruyorum; sizin evlatlarýnýz, torunlarýnýz yok mu? Onlar zehir soluyunca vicdanýnýz sýzlamayacak mý? Bu dünyada olmasa da ahirette bunun hesabý yok mu sanýyorsunuz? Ne diyeyim, Allah ýslah etsin. Ama bilin ki, evlatlarýmýzýn saðlýðý için bu iþi takip edeceðiz.

"Kim kimin kaynaðý, siyaset kurumunu kim nasýl kirletiyor bir gün mutlaka öðreneceðiz"

Ýnsanýn gözünü para hýrsý bürümüþse, sadece doðayý deðil, hayatýn her alanýný kirletir, umurunda olmaz… Doymak bilmez hevesler, doymak bilmez hýrslarýn kirlettiði alanlardan biri de siyaset. Son günlerin reytingi yüksek muhabbetini biliyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi’ni merkeze alan bir tartýþma, tüm ekranlarý kapladý. Bu konuda ilgimi çeken bir noktayý dikkatinize sunayým: Muhalefet partilerinin saðlýðý ve sýhhatiyle, zerre ilgilenmeyen iktidar medyasýnýn, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili hassasiyeti gözlerimi yaþarttý. Meðer yandaþ kalemler ve havuz medyasý, CHP’yi ne çok seviyormuþ… Ama unutmayalým ki, gerçeklerin bir gün mutlaka gün yüzüne çýkmak gibi bir huyu vardýr. Kim kiminle görüþtü ya da görüþmedi, kim kimin kaynaðý ve her þeyden önemlisi, milli iradenin temsilcisi siyaset kurumunu kim, nasýl kirletiyor, bir gün mutlaka göreceðiz.

Medyaya 'Beþtepe'deki CHP'li' tepkisi: "Ekranlarý BBG evine çevirdiniz, ayýp yahu"

Bizim siyaset anlayýþýmýzda, vatandaþýmýzýn, annelerin, babalarýn, gençlerin, iþçinin, emeklinin, çiftçinin, sanayicinin derdine çare aramak vardýr. Kimin kiminle ne görüþtüðünü, vatandaþýmýza dokunuyorsa merak eder, sonuna kadar da takip ederiz. Havayý, suyu, topraðý kirletenler kadar, siyaseti kirletenleri de takip ederiz. Ama bizim siyaset anlayýþýmýzda, ikbal hesaplarýyla dümen çevirmek yoktur. Millet çare bekliyor, bunlarýn memlekete yaþattýklarýna bakýn… Ayýptýr ayýp. Ekranlarý BBG evine çevirdiniz.

"Santral bacalarýna filtre takýlmasýný erteleyelim diye Sayýn Erdoðan’ý ikna etti, ediyorum"

Ama, madem Saray’a gidenleri konuþuyoruz; mesela, ben, Saraya kim gitti de, “Santral bacalarýna filtre takýlmasýný erteleyelim” diye Sayýn Erdoðan’ý ikna etti, onu merak ediyorum. Mesela ben, seçim döneminde “Bu sorunu çözeceðiz.” denildiði halde, saraya kim gitti de Sayýn Erdoðan’ý ikna edip, EYTlileri yüz üstü býraktý, onu merak ediyorum. Mesela ben, seçimden önce “3600 ek göstergeyi vereceðiz.” dediði halde, saraya kim gitti de, Sayýn Erdoðan’ý ikna edip, memurlarýmýzý yüzüstü býraktý, onu merak ediyorum. Mesela ben, saraya kim gitti de, Sayýn Erdoðan’ý, elektriðe-doðalgaza yüzde 70’i bulan zamlar yapmaya ikna edip, vatandaþýn sýrtýna yeni yükler bindirdi, onu merak ediyorum. Mesela ben, saraya kim gitti de, Sayýn Erdoðan’ý, Peygamber Ocaðý’nýn en stratejik tesislerinden biri olan, Tank Palet Fabrikasý’ný, yabancýlara satmaya ikna etti, onu merak ediyorum. Mesela ben, saraya kim gitti de, Sayýn Erdoðan’ý terörist mektubu okumaya, teröristi devletin televizyonuna çýkarmaya ikna etti, onu merak ediyorum. Mesela ben, tarýmda kendi kendine yetebilen Türkiye’de, saraya kim gitti de, Sayýn Erdoðan’ý, patates, soðan, buðday, et, fasulye, nohut, hatta saman ithal edip, çiftçimizin belini bükmeye ikna etti, onu merak ediyorum.

"Milletin dertlerine dönün. Boþ iþlerle, kumpaslarla uðraþacaðýnýza, çare bulmaya uðraþýn"

'O oraya gitti', 'Bu buraya geldi' gibi dedikodularla uðraþacaklarýna, vatandaþýn ayaðýna gitseler, gerçeði görecekler. Çiftçimizin kapýsýný çalýp, dertleþseler, acý tabloyu görecekler. Umudum yok ama, belki de görecek, utanacaklar, bir þeyler yapmaya çalýþacaklar. Ama yapmýyorlar. Hiç düþünmüyorlar… Ýktidara geldiklerinde, 1,1 lira olan mazot fiyatý, 6,60 liraya çýkmýþ. Tam altý kat artmýþ. Ýktidara geldiklerinde, 237 lira olan bir ton gübrenin fiyatý, bugün 3300 lira. 14 kat artmýþ. Ýktidara geldiklerinde, bir ton yemin fiyatý 784 lirayken, 5 kat artmýþ, bugün, 4 bin lira olmuþ. Benim hayvancýlýk yapan vatandaþým, çiftçim, “ne yapýyor, nasýl ayakta kalýyor?” diye merak etmiyorlar. Ne iktidar, ne küçük ortaðý, ne de havuz medyasý, hiçbiri merak etmiyor. Mesele vatandaþým olunca, havaya bakýp ýslýk çalýyorlar. Dönün efendiler, dönün! Hayatýn gerçeklerine dönün. Milletin dertlerine dönün. Boþ iþlerle, kumpaslarla uðraþacaðýnýza, çare bulmaya uðraþýn. Ama nerdeeeee? Fýtrat bu, deðiþmiyor iþte. 

"Türkiye’yi, tarýmda ithalata muhtaç bir ülke haline getirdiler"

Türkiye’nin en büyük þanssýzlýðý, 17 yýldýr, geleceði planlayamayan, vizyonsuz bir iktidar tarafýndan yönetilmesidir. Ýlk dönemlerinde yaptýklarý birkaç iyi iþi de tüketip, ülkenin kaderini getirip, ucube bir sisteme baðladýlar. Ve bu sistem yüzünden, ülkemizi düþürdükleri çukurdan çýkarmalarý imkansýz. Çiftçiyi hiçbir zaman dikkate almadýlar. Tarýmý geliþtirmek için kýllarýný bile kýpýrdatmadýlar. Ve Avrupa’nýn en geniþ tarým alanlarýna sahip Türkiye’yi, tarýmda ithalata muhtaç bir ülke haline getirdiler.

Tarýmda ithalata muhtaç, ekonomide yabancýnýn parasýna muhtaç, dýþ politikada Trump’a muhtaç, akýlda da damada muhtaç bir Türkiye.

"Bu sofra artýk bizim soframýz deðil"

Cumhurbaþkanlýðý Hükümet Sistemi’nin ülkemizi getirdiði nokta iþte bu. Ne yaptýlar biliyor musunuz? Topraða sýrtlarýný döndüler. “Köylü milletin efendisidir” diye baþlayan, modern tarým serüvenimiz; “Beþ müteahhit milletin efendisidir.” diyen, betona gömülmüþ akýllarla son buldu. O beþ müteahhit, rantýn efendisi, damat, ekonominin efendisi, kendisi de sarayýn, þatafatýn, israfýn efendisi oldu. Muratlarýna erdiler. “Temiz Anadolu çocuklarýyýz.” diye diye gezdiler, sülaleleriyle beraber milyoner oldular. Ama “millet” dedik mi, kýzýyorlar. “Ýþ” dedik mi, “aþ” dedik mi parlýyorlar. Nasýl susalým ki? Son 10 yýldýr, bu sofra artýk bizim soframýz deðil. Biz misafir gibi oturup, Amerikan pirincinden yapýlmýþ pilava kaþýk sallýyoruz. Rus buðdayýndan piþirilmiþ ekmeði, Sýrp koyunundan yapýlmýþ kavurmanýn suyuna banýyoruz. Olacak iþ deðildir bu.

"Son 10 yýlda çiftçi sayýmýz yüzde 38 düþtü, 400 binden fazla insanýmýz toprak iþlemeyi býraktý"

Son 10 yýlda çiftçi sayýmýz yüzde 38 düþtü. 400 binden fazla insanýmýz toprak iþlemeyi býraktý. 2002’den bu yana tarým alanlarýmýzýn yüzde 12’sini yitirdik.  Tarýmsal üretimde dünyanýn en büyük ikinci ülkesi olan Hollanda kadar, bakýn Hollanda kadar, tarým alanýný kaybettik.

Birleþmiþ Milletler Gýda ve Tarým Örgütü, tüm ülkelerde yetiþen 170'ten fazla mahsulün veri tabanýný tutuyor. Mahsullerin hareketini izliyor. Niçin izliyor biliyor musunuz? Çünkü bu veriler, medeniyet günlüðü gibi okunuyor. Çünkü her ülkenin tarýmý, aslýnda medeniyetinin günlüðü. Çünkü tarýmý ölen ülkenin, medeniyeti de ölüyor.

Bakýn; geliþmiþ ülkeler, teknolojik kalkýnmanýn yanýna ne ekliyor biliyor musunuz? Tarýmsal üretimi ekliyorlar. Mesela Amerikan medeniyetinin temeli olarak pamuk gösteriliyor. Her tür teknolojiyi geliþtiriyorlar, ama medeniyetlerinin temelinde, hala pamuk var. Bakýn, Ýran bile bu konuda önemli bir vaka: ABD ve batý baskýsýna raðmen, Ýran kendi adýmlarýný attý. Petrolden baþka, kendine yeten bir tarýmsal üretimin peþine düþtü. Ve neyi seçti? Muzu. Ýran, 1980’den bugüne, muz üretimini yüzde 1 milyon 300 bin arttýrdý. Kanada ne yaptý biliyor musunuz? 1960 yýlýnda baþladýðý mercimek üretimini, yüzde 64 milyon artýrdý. Dünya mercimek ihracatýnýn yüzde 80’den fazlasýný Kanada yapýyor. 50 yýlda sýfýrdan baþlayýp dünya lideri oldular, milyar nüfuslu Çin’i besliyorlar. Artýþ oranlarýna bakar mýsýnýz? Bizdeyse býrakýn artmayý, azalýyor. Dünya, tarým gerçeðinin farkýnda. Tarýmý stratejik bir alan olarak görüyor. Bizim Tarým Bakaný da ithal patatesin önünü açýyor. Çiftçimizin ürünü depolarda çürürken, elin çiftçisi bayram ediyor. Vizyon bu, misyon bu.

Akþener'den iktidara tarým politikasý eleþtirisi: Hep ayný nakarat, gerisi bayat

Çiftçimiz bu gerçekle çýrpýnýrken, iktidarýn iþi gücü þov yapmak. Sayýn Erdoðan, 15 yýl aradan sonra ilk kez, 21 Kasým’da yüzlerce kiþiyi toplayýp, 3. Tarým Þurasý’nda uzun uzun nutuk attý. Geçtiðimiz Temmuz ayýnda, 11’inci kalkýnma planýnda da konuþmuþlardý. Yeni Ekonomik Programý açýklarken Damat da konuþmuþtu. En son bütçe görüþmelerinde Tarým Bakaný da konuþtu. Peki bütün bu konuþmalarýn özeti ne?  “Yapýlacak, edilecek, görülecek… “Yani, “Hep ayný nakarat, yarýsý bayat…” Peki sonuç ne? Buyurun size bazý rakamlar vereyim: Ýktidara geldiklerinde tarýmsal üretim 37 milyar lirayken, bugün 216 milyar liraya çýkmýþ. Yaklaþýk 6 kat artmýþ. Peki, bu süreçte çiftçimizin borcu ne duruma gelmiþ? 2002 yýlýnda tarým kesiminin toplam borcu 2 milyar 600 milyon lirayken, bugün 45 kat artmýþ ve 119 milyar lira olmuþ. Üretim parasal olarak 6 kat, borç ise 45 kat artmýþ. Ama lafa gelince baþarý var, “uçuyoruz, kaçýyoruz, aþýyoruz.

"Ak Parti’nin el attýðý her þey zarar ediyor"

Tarýmda, tarýmsal endüstride, Ak Parti’nin el attýðý her þey zarar ediyor. Þeker fabrikalarý ve ÇAYKUR, 2 yýl önce Varlýk Fonu’na devredildi. O gün bugündür zarar açýklýyor. Ýþlerine gelen rakamlarý söyleyip, çiftçimizin aklýyla alay ediyorlar. Tarýmsal üretimin arttýðý yerde, 1 milyon aile çiftçiliði býrakmýþ. Çiftçimiz haklý olarak soruyor; “Bize bu kadar yük vurulduysa, biz kazanmadýysak, kim kazandý?” diyor. Ben söyleyeyim: 2003 yýlý baþýnda 1 milyon dolarlýk hazine kaðýdý alan bir yatýrýmcý, bu kaðýdý ortalama 5 yýl içinde satýp tekrar dövize döndüðünde, 1 milyon dolarý, oluyor 3 milyon dolar. Parasýný üçe katlýyor.Yani kim kazanýyor; faiz kazanýyor, rant kazanýyor. Bu yýl da en yüksek kurumlar vergisini bankalar ödedi.Kim kazandý: Faiz kazandý, rant kazandý. 500 büyük firmanýn, brüt karýnýn yüzde 85’ini finansman giderleri oluþturuyor. Para kime gidiyor? Faize gidiyor, ranta gidiyor.

Kazananlar belli; Yolcu garantili Havalimanýný yapanlar kazandý. Geçiþ garantili yollarý, köprüleri yapanlar kazandý. Sözleþmeleri saklanan, hasta garantili Þehir Hastanelerini yapanlar kazandý. Satamadýðý iþ merkezini bakanlýklara kiraya verenler kazandý. Bu kadar kolay ve çok kazananlarýn olduðu, Ak Parti’nin israf düzeninde, elbette ki, çiftçi kaybeder, esnaf kaybeder, memur kaybeder. Orta ve dar gelirliler kaybeder.  Sanayide üretenler kaybeder.

Bizim buna itirazýmýz var. Bizim bu israf düzenine itirazýmýz var. ÝYÝ Parti’nin varlýk nedeni bu itirazdýr. Ayaða kalkýþýmýz bu nedenledir.

"Sözünüzde durun, çiftçiye bu borcu ödeyin"

Ýlgili kanun diyor ki; “Milli gelirin yüzde 1’i Tarýmsal Destek olarak verilir.” Hatta 2004’te topladýðý Tarým Þurasý’nda, Sayýn Erdoðan, “Tarýmsal desteði yüzde 2’ye çýkaracaðýz.” dedi, ama her zamanki gibi sözünden döndü… Tutulmayan söze raðmen, bugünkü rakamlarla bu miktar 37 milyar lira. Peki 2018’de ne verilmesi öngörülmüþ? 14 milyar lira. Ýktidara sesleniyorum; sýrf bu kalemden bile tarýma, çiftçimize 23 milyar lira borcunuz var. Bu borcu hemen ödeyin. O nasýrlý eller, çocuk evlendirecek. Gübre alacak. Tohum alacak. Borçlarýný kapatacak. Sözünüzde durun, bu borcu ödeyin. Devlet, sözünde durandýr; söylediðinin peþinden gidendir. Devlet, aðzýndan çýkaný bilendir. Ama, býrakýn ne dediðini bilmeyi, bunlarýn hepsi farklý atýyor.

Damat, 100 milyon küçükbaþ hayvandan söz ediyor, kayýnpederi, “56 milyon” diyor. Bir kurum, “28 milyon hektar”, diðeri, “24 milyon hektar tarým arazisi var.” diyor, bir baþka kurum ise çýkýp, “26 buçuk milyon hektar” diyor. Bir kurum, “5 milyon 600 bin hektar sulanýyor.” diyor, yaptýklarý plana göre 3 milyon 400 bin hektar sulanacak. Erdoðan’ýn damattan, damadýn tarým bakanýndan;  Hiçbirinin birbirinden, kimsenin de kalkýnma planýndan haberi yok.

"Anasýný alýp gitmesi istenen çiftçilerin ülkesinde, tarým ölüyor"

Vah ki vah. Vizyon bu olunca; Ýktidar ciddiyetsiz, doktoralý bakanlar da beceriksiz olunca, “Anasýný alýp gitmesi” istenen çiftçilerin ülkesinde, tarým ölüyor. Tarým ile birlikte medeniyetimiz de ölüyor. Anadolu ölüyor. Önümüzdeki on yýlda, Türkiye nüfusu 90 milyona gelecek.  Bunun yüzde 75’i, 15 metropole toplaþmýþ olacak.  Bu metropolleþme dinamiði, toplumun doðasýný, ihtiyaçlarýný, taleplerini, umutlarýný, dayanýþma anlayýþýný temelden sarsacak. “Yabancýlar konuya medeniyet meselesi olarak bakýyor.” dedim ya, iþte tam da bundan dolayý öyle bakýyorlar.

Mesele, yalnýzca mercimek, biber meselesi deðil. Mesele, Türk medeniyetinin hayatta kalma meselesi. Koltuklarý zora girdiðinde seçim meydanlarýnda, “beka beka” diye fýrtýnalar estirenler, Mesele, milletimizin, medeniyetimizin bekasý olduðunda havaya bakýp ýslýk çalýyor.

Erdoðan'a: Sata sata bugüne geldin, kalan beþ koyunu da 5 müteahhide teslim ettin

Söylemekten býkmayacaðým: “Milletine bu kadar yabancýlaþmýþ bir iktidarýn, Türkiye’ye vereceði hiçbir þey yoktur.” Sahip olduðumuz bu bereketli topraklar üzerinde ihtiyacýmýz olan her þeye sahibiz. Yeter ki, iþlemesini bilelim.  Yeter ki, iþleyenin hakkýný verelim. Sayýn Erdoðan lafa geldi mi, muhalefete çemkiriyor: “Bunlara beþ koyun versen güdemezler.” diyor. Peki sen ne yaptýn? Millet sana koca bir sürüyü teslim etti. Hepsini sata sata bugüne geldin. Kalan beþ koyunu da götürüp, o beþ müteahhide teslim ediyorsun. 17 yýldýr yaptýklarý bu. Aðustos böceði gibi, çalýp söylediler. Þatafata boðuldular. Ýsraf ettiler. Bu böyle gitmez. Bu böyle gitmeyecek. Biz geleceðiz ve bu israf düzeni deðiþecek. Sözlerimiz bir kulaklarýndan girip diðerinden çýkýyor. Ama Ýyi Parti iktidarýnýn daha ilk yýlýnda, iþler nasýl yoluna girermiþ uygulamalý görecekler. Kalkýnma Politikalarý Baþkanlýðýmýz þimdiden çalýþmalarýna baþladý. Arkadaþlarýmýz þehir þehir gezip, çiftçinin, hayvancýnýn dertlerini dinleyip, projelerimizi anlatýyor. 30 Kasým’da Adana’da olacaklar. Biz diyoruz ki; “Tarýmýn yapýsal sorunlarýný çözmeden atacaðýnýz her adým boþa gider.” Üretmeden, çiftçiye para kazandýrmadan, gýda enflasyonuna da, tarýmýn diðer problemlerine de çözüm bulamazsýnýz.  Ýyi Parti iktidarýnda, tarýmýn milli gelirdeki payýný, %10’un üzerine çýkaracaðýz.



ETKETLER : ,
Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us twitterTwitter
YORUM YAPIN SZ SZDE!


Adnz (Yorumda grnecek) :
Balk :
Yorumunuz :
 
 
Diger anketlerimiz için tıklayın...
 
Tm Cumhuriyet Üniversitesi Haberleri Iin Tiklayiniz.
 
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
sanalbasin.com üyesidir
Copyright Gazi SOFT Haber Yazılimı V1.0.5
Her hakki saklıdır.
Bu Site haber scripti Sistemi kullanilarak Gazi Soft Tarafindan Hazirlanmistir.